![]() |
![]() |
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
BEYPAZARI TANITIM SAYFALARIMIZ |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE BEYPAZARI (Rumi 1318 Miladi: 1904)
Bundan yüzyıl önce Beypazarı’nın durumunu gözümüzün önüne getirelim. Kendi kendimize soralım. Beypazarı’nın (nüfusu, okul, cami, çeşme, han, hamam, köprü, dükkan köyleri ve idare edilme şekli ve idare
edenler kimler?) Sizlere Salnamelerde geçen Beypazarı’nın 1904 yılı itibariyle genel görünümü: Beypazarı Tarihi Beypazarı ilçesinin Tarihi, Hitit ve Friglere kadar uzanmaktadır.Beypazarı ve çevresinde zaman zaman toprak altından çıkan harebe1er,eşya1ar ve paralar hakkında yapılan araştırma ve incelemeler sonucunda ilçe ve çevresinde sıra ile Hititler, Frig1er,Ga1at1ar,Romalılar, Selçuklular ve Osmanlıların egemen oldukları anlaşılmaktadır.Beypazarı
Ankara'nın 100 Km batısında, eski Ankara-İstanbul yolu üzerinde
bulunmaktadır. Geçmişte olduğu gibi bugün de Ayaş, Güdül, Nallıhan ve
Kıbrıscık İlçelerinin ortasında sosyal, kültürel ve ekonomik merkez olma
özelliğini korumaktadır. Beypazarı
1868 yılından itibaren siyasi yönetiminde yer değişikliği ile Ankara'ya
bağlı bir kaza olarak önemini sürdürmüştür. Kaya doruğu ülkesi anlamına gelen "Lagania" Beypazarı nın eski ismi. Yine mevcut kayıtlara göre Beypazarı ilçesini Rumların işgalinden Germiyen oğullarından Germiyan oğlu Şahın Veziri (DINAR HEZAR) Bey kurtarıyor ve Bey Hezar olarak anılmaya başlıyor. Bu (DiNAR HEZAR) veya (GERMİYAN HEZARİ) tabirlerinin sonradan kasabayı fetheden beyin haritasını yaşatmak için (BEY HEZARİ) şeklini aldığı fetheden beyin şimdiki ; Paşa Cami ile Beytepe mahallesi arasında bir mahalle ve büyük pazar yeri kurduğu bu büyük ve meşhur pazarın zamanla beyin adı olan (HEZAR)'ı da unutturarak (HEZAR) kelimesinin yerini (PAZAR)'a bıraktığı (GERMİYAN) kelimesinin yerinide yalnızca (BEY) sözünü aldığı ve böylece adının (BEYPAZARI) olarak değiştiği kuvvetle tahmin edilmektedir. Haftada üç gün kurulan pazara, Bolu, Kıbrıscık, Eskişehir den ihtiyaçları karşılamaya gelenler çok oluyor ve Evliya Çelebinin ünlü seyahatnamesinde pazara gelenlerin sayısından, 10 ila 13 bin kişilik bir yoğunluk olarak söz ediliyor. Beylerin kurduğu bu pazarlar sonucu günümüz ilçesi ismini Beypazarı olarak taşıyor. Hititler, Frikler, Galatlar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Osmanlılar dönemlerine ait kalıntılara rastlanan Beypazarı'nda ki gezinize önce İlçenin neredeyse her yanının, hatta her evini görünebildiği Hıdırlık Tepesi'nden başlayınız.
EVLİYA ÇELEBİNİN SEYAHATNAMESİNDE BEYPAZARI Evliya Çelebi, Seyahatnamesi'nde (Hicri 1058 Miladi 1638) Beypazarı'ndan şöyle bahseder: " İlk kurucusunu bilmiyorum. Fakat ilk fatihi Kütahya beylerinden Germiyanoğlu Yakup Şah'ın veziri Dinar Hezar'dır. Onun için şehre “Germiyan Hezar” da derler. Haftada bir gün güzel süslü bir pazar kurulup, bütün kıymetli eşyalar bulunur. Halkının uğraşları tiftik keçisi olduğundan, pazarında sof çok satılır. Müşterisi vardır. Senede bin kantar sof ipliği satılır. Sofu olmaz fakat güzel mümeyyizi olur. Pazarına her hafta etraf köylerinden 10 bin insan toplanır. Şehir Anadolu toprağından Engürü sancağı hududunda olup, İstanbul'da kim Şeyhülislam olursa ona has olur. Padişah hasından ayrılmadır. Müftü tarafından hakimi subaşısıdır. 150 akçelik kazadır. Senelik kadısına yedi kese gelir getirir. Damga emini, Sipahi Kethüda yeri ve Yeniçeri Serdarı vardır. Fakat kale ağası ve neferi yoktur. Kalesi bir dere içinde olup, iki tarafı balık sırtı gibi kaya üzerindedir. Genişliğini bilmiyorum. Aşağıda şehir iki geniş dere içinde olup 20 mahalle 41 mihraptır. Fakat öyle mükellef camileri yoktur. Çarşı içinde cami güzeldir (Paşa Camii). Hepsi 3060 tane iki katlı evleri vardır. Duvarları kerpiçtendir. Yüzeyleri tahta ile kaplıdır. Medrese Darulhadis ve Darulkurrası vardır. Çünkü talebe bilginleri çoktur. Medreseleri kargir değildir. 70 adet çocuk mektebi vardır. Çocukları gayet temiz ve olgun olup, 700' ün üzerinde hafızı vardır. Bir
Şeyhülislamı var ki; bütün bilginler onunla ilmi tartışmaya girmekten
acizdirler. Nakibüleşrafı fadıl değil fakat, gayet cömert bir kimsedir.
Halkının çoğu bilginlerdir. Hepsi renk renk sof giyerler. Türk şehri olduğundan halkı Oğuz taifesidir. Yani Türk kavmi demenin güzel bir ifadesidir. Yedi tane hanı vardır. Çarşı içindeki güzel bir han yanmıştır. Hamamları, 600 dükkanı vardır. Çarşıda kasaplar içinden akan dere kenarında hafta pazarı olur. Dere burada şehrin aşağı tarafından akarak bir nehir vasıtası ile Sakarya'ya dökülür. Şehir yüksek yerde olduğundan caddeleri kumsalca ve kaldırımsızdır. Halkı garipsever ve cömert kişilerdir. Kadınları gayet edepli ve akıllı olurlar. Bağ ve bahçesi çoktur. Bostanlarından bir çeşit kavun olur ki lezzetinden adamın damağı yarılır. Misk ve hamamber gibi kokusu vardır. Şehir halkının çoğu bu kavundan zerde pişirir. İçine tarçın ve karanfil korlar. Muaviye'nin icat ettiği zerdeden tatlı bir zerde olur. Bir çeşit yeşil armudu olup, yuvarlak olduğu gibi dördü beşi de bir okka gelir. Gayet hoş ve suludur. İstanbul'a nice bin kutu armudu pamuklar içinde hediye gider. Bu armudun eşini acem diyarından başka yerde görmedim. Bir çeşit siyah arpası olur ki, gayet yağlıdır. Ata çok vermekten çekinilmelidir. Sahrasında pirinci olur ki, gayet pişkindir. Velhasıl etrafı geniş, eşyası ucuz ünlü bir şehirdir. Şeyh İvaz dede adında bir de türbesi vardır."
TARİHİ VE COĞRAFİ DURUMU
Kasabanın daha önceleri Derbencik köyü mevkinde olduğu zamanla İnözü Vadisi ve etrafında yayı1dığı tahmin edilmektedir. Yapılan kazılar neticesinde toprak altından çıkan bina temelleri,kiremit parçalarından an1aşılmaktadır. Kasaba civarında savaş geçtiğine dair bir kayıt bulunmamaktadır. Ancak,büyük geçit yollarının olduğu kesin o1up,şehrin giriş ve çıkışlarında bulunan muhafızlara ait gözetleme kulelerinden an1aşı1maktadır. Tamamen 0ğuz Türklerinin Orta Asya'dan gelip yer1eştik1eri Beypazarı,Osmanlı idaresine geçtikten sonra bugünkü; Bursa il'i Hüldaverdigar Sancağına bağlı bir bucak merkezi olduğu, Vakıfların ( Hicri 1270- 1280 kayıtlarından anlaşılmakta olup,1868 tarihinden itibaren Ankara Sancağına bağ1ı bir ilçe haline getiri1miştir. ilçemiz birkaç kez yangın geçirdiğinden daha fazla bilgi edinilememektedir.
COĞRAFİ DURUMU Coğrafi olarak,Beypazarı ilçesi Ankara i1'inin 100 Km.Kuzey batısında olup, Ayaş- Güdül-Çamlıdere-Kıbrıscık-Seben-Nallıhan-Mihalıçcık ve Polatlı ilçeleriyle komşudur.Yüzölçümü 1868 Km2, Rakım 675 m. dir. 1-KKuzey Bölgesi. Engebeli yapıya sahip olan bu bölgede rakım 1500-2000 metreyi bulur. Doğuda Süveri çayı,Batıda Aladağ çayı arasında kalan ve köroğlu dağlarının güney kolları üzerinde yer alan orman içi ve orman kıyısı köylerimiz bu bölge içersinde kalmaktadır. 2- Merkez Bölgesi. Doğuda Güdül ve Ayaş ilçeleri hududu ile sakarya nehrine kadar uzanan kirmir vadisi, Batıda bölgesi hudutları içersinde kalan bu bölgenin ortalama rakımı 675 metre olup Arazi kullanımı tarım ve mer'a şeklindedir. 3. Güney Bölgesi. Kirmir çayı ve Sakarya Nehri arasında kalan geniş bir plato üzerine yayılmış olan bu bölge, arazisi düz yer yer dalgalı,rakım 1000-1100 metreye çıkmaktadır.Arazi kullanımı tarım ve mer'a şeklindedir. Genel olarak engebeli olan ilçe toprakları güney kısmı Polatlı'ya doğru ovalıktır. Beypazarı ilçesi idari taksimat ol
Cumhuriyet Dönemi Beypazarı Kaymakamları
KÜLTÜREL DURUM
Genel Bilgiler
Tarihi boyunca çeşitli medeniyetlere beşiklik eden Beypazarı, kültürel etkinlikler açısından hızlı bir gelişme ve
yenileşme içerisine girmiştir.
İlçenin eski Osmanlı mimarisinin taklidi ile başlayan yapılaşma, modern mimariye dönüşerek çağdaş Türk mimarisinin biçim ve
stili haline gelmiştir. Bununla birlikte Beypazarı'nın eski yerleşim yerinde bulunan eski konaklar ve evler otantik yapısını halen korumaktadır.
İlçemizde, 1 müze, 1 Kütüphane, 2 matbaa
bulunmaktadır.
Yine, Ulusal ve Uluslararası turizme
hitap eden çok sayıda resmi ve özel organizasyonlar kültürel faaliyetleri canlı tutmaktadır. İlçemizde, kültür ve sanat etkinliği gösteren 2 dernek ve vakıf, 1 sinema, faaliyetlerini sürdürmektedir.
İlçemiz müzecilik alanında da adını duyurmuştur.
Beypazarı ilçesinin eğitim ve kültür tarihine bakıldığında eğitim kurumlarına oldukça önem verildiği görülmektedir.Cumhuriyet'ten önceki devirlerde; Beypazarı medreseleri Osmanlı'nın ve bölgenin ilim ve kültür merkezi idi.
Büyük Türk Seyyahı Evliya Çelebi, Hicri 1058,Miladi 1638 Yılında Beypazarı'na ziyaretleri ile ilgili anılarında, medreselerinin ve öğrencilerin bir hayli fazla ve aktif olduğunu Hadis ilmi öğreten ( Dar-u Ha-dis ) Kur'an ilmi öğreten (Dar'rül Kur'ra) bulunduğunu, bu medreselerin o gün için ilim yetkilisi erdemli kişilerin ders verdiklerini; Beypazarı'nda o yıllarda 700' ü aşkın Hafız'ı Kur'an bulunduğunu, halkın çoğunlukla bilgili olduğunu belirtmektedir.
20.Asrın başlarında mahalle mektepleri kurulmaya başlanmış, 1903 yılında; istiklal mahallesindeki mektep (Kenz-Ül irfan) irfan yuvası adı ile açılmış bunu taş mektep takip etmiştir. ilk kız mektebi ise inas iptidaisi adı ile açılmış sonraları ismi Gürşeni Meşrutiyet, Malhatun Mercan kız, Merkez kız olarak değiştirilmiştir.Bu isim değişiklikleri 1910 yılından 1940 yılına kadar devam etmiştir. Bir ara ilkokul ile Rüştiye birleştirilerek 6 yıla çıkartılmıştır.
Daha sonraki yıllarda 1933'de Rüstempaşa, 1960 istiklal (Beypazarı İlköğretim Okulu),1966'de Başağaç, 1968'de Gazipaşa, 1970'de Çayırlıoğlu, 1983'de Sanayi, 1989-1990 yılında Kemal Milaslı, Atatürk, Cumhuriyet ilkokulları hizmete açılmıştır.
1958-1959 Yılında Akşam kız sanat okulu açılmış olup daha sonra kız meslek lisesi'ne (Meslek Lisesi) dönmüştür.
1984-1985 Yılında Endüstri Meslek Lisesi,1989-1990 yalında Ticaret Kız ve Sağlık Meslek Lisesi ile Çıraklık eğitim merkezi okulu açılmış, 1992-1993 öğrenim döneminde Anadolu Lisesi öğretime açılmıştır. 1998-1999 öğrenim yılında kendi binasında eğitimini sürdürmektedir. 1995-1996 öğrenim döneminde ilçemizde Ankara Üniversitesine bağlı olarak ve yine Ankara Gazi Üniversitesine bağlı olarak l998-l999 öğretim yılında yüksek okul açılmıştır.
Halen ilçemiz merkezinde 1 lise,1 imam hatip lisesi, 1 kız meslek lisesi (Meslek Lisesi), 1 endüstri meslek lisesi, 1 sağlık meslek lisesi, 1 Anadolu lisesi, merkez ve bucaklar ve köyler dahil 19 ilk öğretim okulu bulunmakta olup Halkın %99'u okuryazar dır. |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Orta Anadolu Desing 15-08-2006 18:54:55 Tel:0.312.762 51 63 Fax:0.312.762 67 70 |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||
|
Bu web sitesi ile ilgili soru veya görüşlerinizi ortaanadolu@ortaanadoluas.com adresine gönderin. Telif hakkı © 2005 ORTA ANADOLU GAZETECİLİK REKLAMCILIK MATBAACILIK İNŞAAT MADENCİLİK TURİZM S.K. TAAHHÜT PAZARLAMA SANAYİ ve TİC. A.Ş.
|