

Hititler, Frikler, Galatlar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Osmanlılar dönemlerine ait kalıntılara rastlanan Beypazarı'nda ki gezimize İlçenin neredeyse her yanının, hatta her evini
görünebildiği Hıdırlık Tepesi'nden başlıyoruz.
İnözü Vadisinde onlarca turistik tesis ve aile çay bahçeleri halkımzın ziyaretine açıktır.
Karagöl Milli Park Orman İçi Dinlenme Tesisleri ile 10 km'lik mesafedeki Tekke Dağı Milli Parklara ait Orman halkımızın Piknik ve Mesire yaptığı yerlerden birkaçıdır. Tepel, ve Tepelardı gibi çok güzel
dağlık ve doğal manzaralı ormanlık yerlerin yolları düzene konulmuştur. yılın her mevsiminde piknik yapılan yerlerdir.
Beylerin Pazarı;
BEYPAZARI
Antik mimari dokusu içinde yaşayanları ile açık hava müzesi görünümlü
şirin kent, Türkiye'nin havuç deposu, nostaljik yolculuğa çıkanların yeni
adresi..!
Ankara, İstanbul, Eskişehir üçgeni arasında yer alan Beypazarı,
turistlerin önemli uğrak yerlerinden biri olmasının yanı sıra bünyesinde
barındırdığı sayısız özelliği ve güzelliği ile ziyaret edilmeye değer
sürprizler sunuyor. Zengin tarihi boyunca birçok medeniyete ev sahipliği
yapmış olan ilçede eski ve yeniyi bir arada yaşarken, unutulmaya yüz
tutmuş gelenekleri, göz okşayan sıcak ve estetik mimarisi, ilçenin dikkat
çeken temizliği, yöresel lezzetleri konuklara alaka gösteren misafirperver
olduğu kadar yardımsever oluşları fark ediliyor. İlçe, turizmde moda
olmaya aday gezi yerlerinin başında yer alıyor.
Beypazarı'nda gezilebilecek o kadar çok yer
var ki hangi birini yazalım. En iyisi siz kalkın, Beypazarı'na gelin;
Beypazarı'nda bir günlük, bir haftalık veya bir aylık konaklayın ki
Beypazarı'nda gezilebilecek yerleri görebilesiniz. Bir günlük gezilerle
Beypazarı'nda gezebileceğiniz bir yeri dahi gezmiş sayılmazsınız. Pansiyon
evler ve konaklar sizleri bekliyor
Suluhan ( Nasuh
Paşa Han )
Beypazarı
Belediyesi, 26.03.2002 tarihinden itibaren Suluhan'ı kiralayarak Suluhan'
ın restorasyon işlerini Vakıflar Genel Müdürlüğünden devralmıştır. RESTORE
ET - İŞLET modeli ile restorasyon çalışmaları devam etmektedir.
Çarşı içinde bulunan ve 17.y.y. başında ( Vakfiye tarihi 1613) yapıldığı
kuvvetle muhtemel yapıdır.Suluhan klasik Osmanlı şehir içi hanları
tarzında yapılmış, kareye yakın planda ve iki katlı bir handır. Sadrı Esba
Nasuh Paşa tarafından yapıldığı tahmin edilmektedir. Üzerinde inşa tarihi
ile kılıç resmi bulunan taş, hanı tamir ettiren zamanın Kaymakamı
tarafında kırdırılarak diğer taşlarla beraber hükümet yolu inşaatında
kullanılmıştır. Şimdi eski yazı ile yazılı kapı üstündeki kitabede hanı
Kaymakam Hurşit Bey'in tamir ettirdiği yazılıdır.
Han Hicri 1022' de vakfa alınmıştır. Tamiri sırasında üstüne bir çıkıntı
ile güzel bir saat kulesi eklenmişse de bu daha sonra kaldırılmıştır. Beş
adet taş kemeri olup üzeri geometrik şekillerle süslüdür. İçerisi 20
ilçenin elektrik santralı olarak kullanılmıştır. Yıllarca kervansaray
olarak kullanılan bu güzel han 1995 yılı itibari ile Vakıflar Genel
Müdürlüğünce restore edilmeğe başlanmıştır ve hala devam etmektedir.
Sadece güney ve doğu duvarları ayakta duran eserin giriş cephesi sağlam
vaziyettedir. Giriş kapısı beşik tonozlu büyük bir eyvan içine alınmıştır.
Beşik tonoz örtülü giriş eyvanı ve girişin sağ ve solunda kalan iki katlı
odalar dışındaki kısımlar günümüze gelememiştir. Hanın diğer üç cephesi
yıkılmış bugün sadece duvarları kalmış olup bu duvarlarda değişik
zamanlarda onarılmıştır.
İç avlu etrafında sıralanan han odaları birer kapı ve pencere ile iç
avluya bakan cephelere açılmakta olup bunların önünde dört kenarı dolaşan
revaklı veranda bulunmaktadır. Birinici kattaki odaların ahşap tavanlı
ikinci kattakilerin ise kubbeli olduğu görülmektedir. Taş söveli
dikdörtgen pencerelerin üzerinde sivri tuğla kemerli alınlıklar olan
eserin beden duvarlarında genellikle moloz taş kullanılmış yer yer kesme
taş ve tuğlaya da yer verilmiştir.
Hanın doğu cephesi yanından geçen cadde üzerinde bulunmakta ve bir kısmı
yol seviyesinden daha aşağıda bulunan dükkanlar bu cephe üzerinde
sıralanmaktadır.
Boğazkesen
Kümbeti ve Türbesi

İlçenin kuzeyinde Derbentçik Köyü ile Acı
Bağları yolunun birleştiği yerde araziye hakim bir noktada yapılmış olan
kümbet tek odalı ve üstü kubbeli kargir bir yapıdır. Buranın bir gözetleme
yeri olarak kullanıldığı ve içerisinde bulunan mihrabında nöbetçilerin
namazlarını kılmak için yapıldığı tahmin edilmektedir. 13.y.y.da yapıldığı
tahmin edilmektedir. Türkiye' de 3 tane tipi olan bu eser Selçuklu' nun en
güzel mimari örneklerinden biridir. Türbe 4.10x4.10 metre boyutlarındadır
ve içinde iki tane mezar bulunmaktadır.
Hıdırlık Tepesi:
Beypazarı'na hakim 400 metre yükseklikten panoramik bakış açısına sahip
ilginç bir tepe, turistler için hem seyir terası hem de dinlenme
yeriolarak hizmet veriyor. Beypazarı gezinize başlamadan önce yeni ve eski
Beypazarı'nı bir bakışta görebileceğiz Hıdırlık Tepesinden tarihi
camileri, gezi yollarını restore edilerek yenilenmiş tertemiz boyalı
evlere,konaklara hangi sokaklarla ulaşabileceğiniz acık biçimde
görebiliyorsunuz. Tepede bulunan ve Beypazarı yangın gözetleme kulesi
olarak ofiste görev yapan belediye görevlisi ilçe hakkında detaylı
dokümanlar ile arzu eden ziyaretçileri bilgilendiriyor. Gözü rahatsız eden
tek şey bazı evlerin standart dışı çatı kaplamaları oluyor. 80 milyon yıl
önce iç göl olan Beypazarı içinde 15 km boyunca uzanan Dinozor sırtı
benzeri tepeler suların çekilmesi ile ortaya çıkmış!
İnözü Vadisi

Beypazarı' nın kuzeyinde bulunan İnözü
Vadisi,doğal bitki örtüsü ve kültürel kalıntıları ile oldukça
zengin bir
görünüme sahiptir. İki tarafı gayet dik ve balık sırtı gibi yükselen dar
ve güzel bir vadidir. Bu vadinin her iki tarafında üzerlerinde çıkılması
çok zor kayalıklar içine oyulmuş sayısız mağaralar mevcuttur. Vadinin dik
olan doğu ve batı yamaçlarındaki mağaraların bir bölümü çok yükseklerde
bulunduğundan ziyaretleri ya mümkün değildir ya da güçlükle gezilebilir.
Bu mağaraların batı yamaçlarında çok katlı bir görüntü vermektedir. Bu
mağaraların eski çağlarda yapıldığı ve mesken olarak kullanıldığı
anlaşılmaktadır. O devirde yaşayanların aileleriyle kıymetli eşya ve
ziynet eşyalarıyla birlikte muhafaza edildikleri mezarlar olduğu da
söylenmektedir.
İnözü' nün kale olarak anıldığı ve mağaraların da birer sığınak olduğu
anlaşılıyor. Kalekapısı denilen yer boyun noktası olup burada duran
nöbetçiler düşmanın geldiğini şehir halkına haber vererek çarpışmaya
başlarlarmış. Düşmanı kaçıramadıklarında orada bulunan mahzenleri
bırakarak İnözü Vadisindeki mağaralara sığınırlarmış.
Birbirinden kaya duvarlarıyla ayrılan mekanlar geniş pencere oyuklarıyla
vadiye açılır. Alt bölümdeki mağaranın dış yüzünde hatıl oyukları ve
taştan örülmüş duvar kalıntıları görülür. Burada öne çıkan ahşap yapıların
varlığı anlaşılır. Doğal mağaralardan kullanım mekanları oluşturularak
yararlanılmıştır. Mağaraların iç yüzeylerinde yer yer sıva izlerine
rastlanılmıştır. Yamaç eteklerinde olan ve görülebilen oyukların mezar
olarak insanların çıkıp ulaşamayacakları bir çok kaya oyuğunun mezar anıtı
ve erken Bizans Devrine ait ayinlerin yapıldığı kaya kiliseleri olarak
düzenlenmiş olduğu da düşünülmektedir.
2863 Sayılı
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası kapsamında kalan kaya
mezarları ve kaya kiliseleri arkeolojik sit, vadi tabanındaki bağlık
alanlar ise doğal sit olarak koruma kapsamına alınmıştır.