DİĞER YAZILAR

Gazetemizin haber scriptine  www.yeniyildizgazetesi.com adresinden ulaşabilirsiniz

Ana Sayfa
Reklamcılık
Matbaacılık
Gazetecilik
Kitap&Kırtasiye
Web&Hosting Hizmeti
Bilgisayar
Hediyelik Eşya
Mail Form
Sitemizi Tavsiye et
Anket
Ziyaretçi Defteri
Forum
Chat
Messenger
Link Bankası
E-Kart
Size Özel
İlanlarınız
Resim Galerisi
Beypazarı Tanıtım
Açılış Sayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
 
 
 
 
 
 
 

HAKLI OLANIN VE

HAKLININ YANINDA,

HAKKIN SESİ

HAKLININ SESİ


Gazetemiz Yeni Yıldız

ayrı bir sitede

Gazetemiz Yeni Yıldız bu web sitemiz içinde değil artık ayrı bir sitede yayınına başladı. Gazetemizin yeni adresi linkler sayfamızda.

 

Yeni Yıldız Gazetesi

Bağlantı Sayfaları

Tarihçesi
Yayın Bölgesi
Temsilciler
Künye
Gazete Kadrosu
Abone Formu
Yazarlar
Şairler
Araştırma Yazıları
Şifalı Bitkiler
Eğitim
Sağlık
Çocuk Köşesi
Kadın Köşesi
Arşiv
Reklamlar
İlanlar

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Küçük Birikimleri Yatırıma Dönüştüren Kuruluş

 

SELAM HASRETİM   Çiğdem BİTER
Sensizlik içimde yanan bir ateş. Sen gideli kaç ay oldu bilmiyorum ama sönmedi hasretinin ateşi halen içimde tüm kuvvetiyle yanmakta...
Aylardır gözlerinin ışığından mahrumum. Sensizim güzel gözlüm, sensiz bir yolda ilerliyorum. Sonbaharda savunmasız kalan, kurumuş bir yaprak misali hayat nereye sürüklerse oraya gidiyorum. Sen gittin gideli hiç bir şeyden zevk alamıyorum. Senmişsin benim yaşam kaynağım. Sen gidince hayatım renginden oldu. Her şey ama herşey siyah beyaz..Radyoda çalan her parçanın sözünde, yediğim her lokmada, içtiğim bir yudum şarapta, mum ışığında, gecenin karanlığında herşeyde ama herşeyde sen varsın. Sende biliyorsun şuan nerede olursan ol yüreğin benimle olacak. Çaldım yüreğini geri alamayacaksın benden. Yeniden veremeyeceksin başkasına... Acımadın bana, yaktın canımı ama başkalarının da aklını başından almana izin vermeyeceğim. Bende kalan kalbin bana acı çektirsede vazgeçmeyeceğim seni sevmekten. Ne seni ne de sensizliği hiç kimseyle paylaşamam ki, ben. Alıştım varlığına bir sigara, bir içki gibi tiryakinim artık...Yalan sevgine, güzel gözlerine inanmıştım halbuki.... Yalan da olsa, oyunda olsa hep sana bağlı kalacağım. Kimbilir belki birgün o uçarı gönlün vicdana gelir de hatırlarsın bana yaptığın haksızlıkları...olsun be. Bitanem her hatanla kabulümsün. Dön artık sensiz olamıyorum. Sende biliyorsun sensiz olamayacağımı, o yüzden beni bu kadar ihmal ediyorsun. Ne zaman bana elini uzatsan tutacağımı bildiğin için umursamıyorsun. Seni ne kadar iyi tanıyorum ben. Beni seviyorsun ama bu şıpsevdiliğin için sevgini göstermiyorsun. Yinede seni bekleyeceğim biriciğim. Delice akan Fırat’a inat durul da gel bana. İçindeki bütün çapkınlığı atarak sırf sevmek için gel bana. Senin sevginle, döneceğin umuduyla yaşıyorum. Sensiz kalırsam kanadı kırılmış bir kuş gibi boşa kanat çırpar dururum. Dön sar artık yaralarımı...Öyle zor ki, bu bedende sensiz yaşamak bilemezsin? Damarımda akan kan kadar yakın, asla ulaşamayacağım gökyüzü kadar uzaksın. İliklerime kadar hasret doluyum. Dön de söndür artık bu hasreti, soğut yüreğimi...
Dayanamıyorum yokluğuna son nefesimde dahi olsa nefesini nefesimde hissetmeden ölmek haram bana. Bekliyorum al artık kollarına...!!!! Yayınlanan Tarih: 07 Ocak 2005 Cuma Yıl:3 Sayı:121 Yeni Yıldız Gazetesi
AŞK    Çiğdem BİTER
Aşk belayı bulmanın ta kendisidir! Aşk boşluğa bağlanmış bir salıncakta sallanmak, meçhule giden bir yolda nefes almadan ilerlemektir. Meltem rüzgarları yeterli değildir aşk için...Şiddetli bir fırtınaya yakalanmak gerekir. Bu fırtına kimi zaman tutunacak dalının olmayacağı bir çöle...Kimi zaman da sendelemeyeceğin kadar güvenli bir anne kucağına bırakır. Ama bilemezsin ne olacağını asla göremezsin ilerisini? Ne olursa olsun sevgilinin bir gülüşüne dünyayı değişmezsin. İşte o noktada affedilmez hatalar af bulur. Çıkılmayacak yokuşlar düze çıkar ...
Üzeri yosun tutmuş, taşlaşmış kalpler bile yumuşar o gülüşün ardından...
Neden iki göz, iki kulak, iki el ve ayak sahibiyken kalbimiz tektir? Niye mi? Kalbimizin eşini arayıp bulalım diye. O kalbin yerini kimi zaman ailen, kimi zaman sevdiğin alır ama hiç boş kalmaz. İnsan sevgisiz yaşayamaz ki. Hiçbir şeyi sevmediğini söyleyen birisi bile sevmeyişini sever.
Aşk bir nevi kör olmak...Bile bile görmemek görülmesi gereken şeyleri. Sevdiğin ne kadar kötü olursa olsun görmüyor seven kişi. Demek ki, aşk engel dinlemiyor. Ne kadar barikat kursalar o, o kadar yıkıyor engelleri. Sevgisine sevgi ekliyor ve sevdiğini vazgeçilmez, paylaşılmaz hale getiriyor.
Aşk gurur tanımazmış derler....Tanımamalı da zaten. İnsan sevdiğine sevgisini açıklamakla gurursuz olmaz ki. Aksine büyük bir erdemdir bu. İnsan birini gerçekten seviyorsa, hislerinden eminse, hissettiklerini hissettiği anda sevdiğine hissettirmelidir. İllaki karşılık bulması gerekmez ki...? Tek taraflı olsa bile aşk güzel şey. Yarına çıkacağımızı kim garanti edebilir? Kimse tabiki. Öyleyse içimizdekileri daha fazla mahkum etmeden azad edelim artık. Belki de bir kafes bulup konarlar değil mi?
Yayınlanan Tarih: 04 Ocak 2005 Cuma Yıl:3 Sayı:120 Yeni Yıldız Gazetesi
ŞİDDETSİZ BİR YAŞAM    Çiğdem BİTER
Şiddet; akıl yürütmeyi beceremeyen ve sorunlarını konuşarak değil de sadece kaba kuvvetle halledebileceğini savunan insanların başvurduğu çözüm yoludur.
Malesef ülkemizde eğitimli ve kültürlü insanların varolduğu kadar, şiddete başvuran insanlarımızda çoğunluktadır. Karşısındakini dinleme alışkanlığını birey aileden almalıdır. Aile içindeki şiddet ve sürekli tartışma ortamı çocukları psikolojik olarak olumsuz etkiler. Bu durumu gözlerinin önünde yaşayan çocuklar; geleceğin
saldırgan, nefret dolu, agrasif bireyleri haline gelecektir. Bu nedenle önce aileden sonra ana sınıfından başlamalı eğitmeye. Burada devlete büyük görev düşmekte. Tüm çocukların ana sınıfından başlamasını sağlamalı. Temel güçlü olsun ki, bilinçli gençler kazanalım. Diğer yandan ülkeyle ilgili savaş sorunları da toplumu sinirli bir yapıya büründürür. Bu nedenle tüm dünya içinde barış projesi yapılması gerekir. Ayrıca madde bağımlısı olanlarda şiddet daha yoğun görülür. Çünkü bu insanlarda tahammül sınırı yok denecek kadar azdır. Bu tür takıntıları olan kişiler psikoloji ve amatemi, deli doktoru ve tımarhanesi olarak görmemeli, tedavi olmalıdırlar. Devletimizinde bu insanlara ellerinden geleni yapmaları gerekir. Çünkü gelecekte onların eline bırakmak zorunda kalacaklar ulusu. Bu sorunlardan ziyade şiddet sahibi olmak bir sağlık sorunudur. Şiddeti sinir doğurur. İnce eleyip sık dokuyan kişilerde ve aşırı sinirli olan kişilerde beyinle ilgili sağlık sorunları görülür. Bu aşırı sinir ve kendisine hakim olamama sonucu 17 yaşındaki bir genç tam 3 yıldır yatalak duruma gelmiş, tekerlikli sandalyeye mahkum olmuştur. Lise eğitimini yarıda bırakıp eve hapsedilmek zorunda kalmıştır. Hastalığın diğer evrelerinde gözlerin şaşılığı, vücuttaki sivilce oranındaki büyük artış, konuşmadaki tutukluklar ve sürekli olarak sallanmalar... görünür.
Bu duruma düşmektense insanlar takıntılarının farkına zamanında varıp, tedavi olup hem kendilerine hemde topluma sağlıklı birer birey olmalıdırlar..
Yayınlanan Tarih: 17 Aralık 2005 Cuma Yıl:3 Sayı:1119 Yeni Yıldız Gazetesi

DİKEN M. Fatih ACAR

Gözlerine her baktığında utanıt, birşey söyleyecek gibi olur susardı. O laf attığında yüreği pırpır eder, bir an kekeler, gözlerinde boğulup giderdi. Şirin yeşil tokası, şiir gibi konuşmasıonu mest ederdi. Hemen hayallere dalar, hayallerinin baş kahramanı, hep onu yapardı. Gerçek sanır tebessüm eder, uyandığında bir of çeker hüzünlenirdi. Sınıfta gözleri takılı kalınca bir noktaya, arkadaşları dürterdi “ne oldu?” diye. O da hemen geçiştirirdi “yok birşey.” diye. Ama yüreği yanıyordu, o kadar yıl aynı sınıfta okudu. Ne kadar acıydı. Deli gibi severken, sevdiğini söyleyememek. Gözleri kadar yakınken, güneş kadar uzak olmak. Kaç kere söylemek istedi, bazen heyecanlandı, bazen de korktu. Kazanmadan kaybetmek zordu ve belki uzaktan sevmek daha kolaydı. Ama acı...
Hayalini yorgan yapıp üzerine örtüyor, gözlerinde yaşla uyanıyordu...
Şimdi çok uzaktı o günler. Farkındaydı...
Sevdası yüreğine yara olmuş her gün kanıyor, ayrılığı taşıyamıyordu yüreği. Bir gece karanlığa yürüdü. Caddeler bomboş, hava is kokuyordu. Gözyaşlarıyla bir kendi vardı sokakta.
... Bir kaç gün haber alınamadı, bir süre sonra parkta ölü bulundu. Cebinden bir mektup çıktı, sevdasını haykırıyordu. Sanki onu suçluyordu. Ama geç mi kalmıştı... Gazeteciler resmini çekti; yırtık paltosu, uzamış sakalları, yorgun gözlerini... Ertesi gün bütün gazetelerde mektubu yayınlandı. Büyüktü sevdası sığmaz üç cümleye. Bir zamanlar hayata bağlayan sevdası, şimdi katili idi. Sevmek gül ile dikendi. Kimi gülü koklar doyasıya, kimi de dikeni avuçlar yüreği paramparça. Onun ki dikendi.

8 Nisan 2005 Yıl 3 Sayı 131

SEVDİ, BEKLEDİ.  Fatih ACAR

Bazen ağlardı, bazen de güler... Hasret onu karanlık denizlere gömerdi. Ama beklerdi yüreğinde burukluk gözlerinde bir damla yaş ile. Her zaman eline bir çiçek alır, parkın köşesine koşardı. O yine gelmezdi... Tıpkı elindeki çiçek gibi boynu bükülür, arkasına baka baka giderdi. Ve diğer günlerde bu hep böyle sürerdi...
Sitem ederdi dağlara, taşlara ve yüreği sığmazdı koca dünyaya. Günler su gibi akıp giderken o hayal kuruyor, hayallerini gözyaşları ıslatıyor, aldırış etmiyordu. Rüyama girsin diye dualar ediyor, resmi yüreğine koyup uyuyordu. Bazen rüyasına girerdi. Sarılırdı, sarılırdı hiç bırakmayacakmış gibi sarılırdı, rüya olduğunu unutur gerçek sanırdı. Gözlerini açtığında onu arardı ve hemen giyinip parka koşardı. Resimle gönlünü avutup rüyalarla dünyasını süslüyordu.
Saçlarına ak düştü, vücudunda ağrılar başladı ve dahası gözleride iyi görmüyordu artık. Herşeyi değişmişti ama değişmeyen tek şey yüreği idi. Hala onun için atıyor, hala sımsıcak... Ondan tek hatıra eskimiş bir resimdi. O resmi bile gözlüksüz göremiyordu ama hala bekliyordu ve bekleyecekti de; yüreği durana, kara toprağa girene kadar. Niye vazgeçmiyordu? Kimdi o? Aptal mıydı, yoksa deli mi? Hayır o seviyordu. Çünkü gerçek sevgi SADAKATTIR.

15Nisan 2005 Cuma Yıl:3 Sayı:132

NEDEN Fatih ACAR

Ömrüm bir gül gibi avuçlarımda solup giderken, bir sevda yüreğimde yara olmuş kanarken, ben nasıl güleyim sen elveda derken.
Sen gideli ne kadar zaman oldu hatırlayamıyorum, fakat bir şeyi biliyorum; hasretine dayanamıyorum. Sesini, ellerini özledim. Bana kızıp gitmeni, sitem edişini Lafın kısası kokunu özledim ben. Hiçbir şey o kadar koymadı. Hayatın dertleri, sırtıma batan hançerler bile bu kadar acıtmadı; sebebsiz gidişin kadar.
Hayatın dikenli yollarında ayakkabısız bıraktın. Kanayan yaralarıma tuz bastım. Sen beni nerede unutup gittin. Hatırlamayacak mısın? Dertlere deva olan zaman şimdi niye bu kadar acımasız? Bu acı yaşatmaz beni farkındayım. Vasiyetediyorum her yağan yağmurda beni hatırla. Bulutlar yüreğim sakın unutma. Özlediğimde ağlar, kızdığımda dolu olup üzerine yağar. Ben gidiyorum yine gözlerimde yaş var.

30 Nisan 2005 Cumartesi Yıl:3 Sayı:133

   

Orta Anadolu Desing  24-05-2006 01:00:00

Tel:0.312.762 51 63 Fax:0.312.762 67 70

 

Kampanyalar

İletişim Şirket Haberleri Şirket Hakkında Şirket Faaliyetleri Site Haritası

Bu web sitesi ile ilgili soru veya görüşlerinizi ortaanadolu@ortaanadoluas.com adresine gönderin.

Telif hakkı © 2005 ORTA ANADOLU GAZETECİLİK REKLAMCILIK MATBAACILIK İNŞAAT MADENCİLİK TURİZM S.K. TAAHHÜT PAZARLAMA SANAYİ ve TİC. A.Ş.

mail adres             Web adres