LÜTFEN
Dün gece bize gelmişsin
Sessiz sedasız
Haber bile vermeden
“Girebilir miyim” bile demeden
Hayırdır?
Herhalde ya bir derdin var ya da bir kederin
Hâlâ beni beni eski ben mi bildin?
Yine suçlu gibi niye boynunu yere eğdin?
Yüreğimde seni öldüreli yıllar oldu.
Verdiğin çiçekler bile kitap arasında soldu
Halbuki bir zamanlar şu kalbim sana kordu.
Bir bilsen yerini neler aldı?
Senin için sağladığım günler geceler
Mazide kaldı.
Bir zamanlar dünyamı allak pullak eden sen
Bir dileğim var senden
Rüya da dahi olsa
Beni bir daha rahatsız etme LÜTFEN...!
(25 ŞUBAT 2005 SAYI:128)
SENLE SEVGİM
Seni sevmeden önce gün böyle doğar mıydı?
Gökte bulut, dalda gül, gülde koku var mıydı?
BAYRAMLAŞALIM
Mübarek günler geldi sonunda
Sevenler, sevilenler bir arada
Bazılarına kırgın olsanda
Akrabalara koşalım, bayramlaşalım.
Kimse istemez hasta olmayı
Bayramlarda hastenede kalmayı
İstemez misin sevap almayı
Hastalara koşalım, bayramlaşalım.
Onlar dünyayı terk etti diye,
Unutmak mümkün mü, unutulmaz elbette
Buradan sonra gideceğimiz yere,
Kabirlere koşalım, bayramlaşalım.
Senede iki defa gelir bayramlar,
Bu günleri bekleyen insanlar var
Onların gönlünü alacak kadar
Yaşlılara koşalım, bayramlaşalım...
14 Ocak 2005 Cuma Yıl:3 Sayı:122
NE ZAMAN
Alıştığım bir yerden ayrılsam
İçime acı bir hüzün çöker
Yaşanılan bütün güzellikler
Gözümün önünden bir, bir geçer
Güzellikler içimde saklıdır
Sohbetler ise baldan tatlıdır
İçimdeki sevincim katlıdır
Anılar benle beraber gider
Duygularıma gemi vuramam
Üzerlerse bir dakika durmam
Sorgu sualini bile sormam
Başlangıcı olmayan yol biter.
Geriye döndükçe hatırlarım
Dans eder beynimde anılarım
İfade eder bu satırlarım
Gönlümden se derin bir ah geçer
SEN BİLMEDİN
Kısa bir zaman önce tanıştım senle
Epeyce mücadele ettim kendimle
Sen bunu farkedersin diye bekledim
Benim seni sevdiğimi sen bilmedin
Yan yana oturmuştuk bir gün gezide
Kalmasın geçirdiğim günler mazide
Belki bir olay vesile olur dedim
Benim seni sevdiğimi sen bilmedin
Yaş kemale erdimi yuva kurulur
Etraftaki nasipler bir bir sorulur
İşte nasibin belki benimdir dedim
Benim seni sevdiğimi sen bilmedin
Allah’ım hakkımda hayırlısını ver
Kocaman kalbimde ona ayrılan yer
Duy beni artık gözleri güzel dedim
Benim seni sevdiğimi sen bilmedin
(13 AĞUSTOS 2004 SAYI: 108)
GÖNÜLE SON MEKTUP
Duygularım karmakarışık
Senden ayrılmak mı?
Seni özlemek mi?
Yoksa seni ölesiye sevmek mi?
İçimde olan biteni bir türlü anlamıyorum...
Hayatın yazın da mı?
Yok sa baharındamıyım?
İçimdeki depremler kaç şiddetinde?
Neden bu kadar sarsıyorlar? Anlamıyorum
Senle olan güzellikleri;
Gülün renginde kokusunda,
Havada, suda, toprakta arıyorum
Biliyorum sen yoksun
Kendimi bir türlü anlamıyorum...
Acı çekmek çok zor
Sevgiyi hep içinde yaşatmakta
Bir türlü bitiremiyorum
Elimde değil, kendimi kendim bile anlamıyorum...
Biliyormusun eskiden karlar,
Bu kadar çok yağmamıştı
Siyah avuç dolusu saçlarıma
Aynaya baktığımda üşüyorum
İçim ürperiyor, titriyorum
Neden bu kadar erken? Anlamıyorum.
Seni kaybetmek çok acı
Seni hiçbir zaman unutamam, unutamayacağımda...
Bu can toprak olana kadar
Beyin hücrelerimde sen olacaksın
Nereye baksam seni göreceğim
Belki adını zikrederek öleceğim
Seni benden ayıran kadere
Boyun eğeceğim
Seni hep sevdim, seni hep seveceğim
Kaderime boyun eğeceğim...
ZAMAN ZAMAN
Ne zaman bir sinema seyretsem
Aktörlerin biri sen, biri ben
Ne zaman iki sevgili görsem
Sağ tarata sen, solundaysa ben
Ne zaman kırmızı bir gül görsem
Veren hep sen, koklayansa ben
Ne zaman içli bir şarkı duysam
Güftesi sen, bestesi ise ben
Ne zaman dalıp hayal kursam
Hayali sen, gerçek olansa ben
Ne zaman derin bir nefes alsam
aldığım nefes sen, verdiği ben
Ne zaman uzun bir yola çıksam
Uzayan yol hep sen, yolcusu ben
Ne zaman yatıp gözümü yumsam
Rüyası hep sen, uyuyansa ben
Ne zaman bir gün sonu düşünsem
Ahireti sen, mahşeri ben.
(9 TEMMUZ 2004 SAYI: 104)
ANAM
Sıladan ayrıldım gurbet ellere düştüm
Hem kendime hemde dünya alemine küstüm
Bir pantalon bir ceket bir fanila üstüm
Anam, derdimi ben sana değil kime yanayım
Dokunsalar ağlayacağım dudağım bükük
Cebim para tutmuyor her tarafından sökük
Elim kolum kalkmıyor her yerim kırık dökük
Anam derdimi ben sana değil kime yanayım
Sigara almak için bile param kalmadı
Param yok diye otobüs şoförü almadı
Bakkala borcun çok diye bakkaldan salmadı
Anam, derdimi ben sana değil kime yanam
Keşke köyde kalsaydım dizlerinin dibinde
Senle şükrederdim halime bir değil binde
Sen bana bakma rahat uyu Anam kabrinde
anam, derdimi ben sana değil kime yanam
(11 HAZİRAN 2004 SAYI: 102)
İSTANBUL’DA BİR AKŞAM ÜSTÜ
Dolaştım İstanbul’u çarşı çarşı
Yoruldum oturdum denize karşı
Beşiktaş’ta bir yerde
Hayaller kuruyorum sahilde
Denizin aksiyle güneş battı
Görünen manzara içimi kabarttı
Martılar yerden yükseğe kalktı
Hayaller kuruyorum sahilde
Bütün ağaçlar çiçek açmış
Kötülüklerin hepsi buradan kaçmış
Etrafa güzellik huzur saçmış
Hayaller kuruyorum sahilde
Elmas olmuş boğazın ışıkları
İstanbul’un bütün ışıkları
Karşımda oturuyor günün aşıkları
Hayaller kuruyorum sahilde
Vapurlar karşı kıyıya geçiyor
Denizi ortadan biçiyor
Gözümün önünden neler neler geçiyor
Hayaller kuruyorum sahilde
(28 OCAK 2004 SAYI: 100)
|
........
Kalbimde oluşan lekizi değil
Senden kalan yürek acısına delil
Dünden bu güne kadar geçen yıllar
Çektiğim ne varsa hepsine kefil
(4 MART 2005 SAYI:129)
KORKUYORUM
Bir burukluk bu gün içimde,
Gözlerim yaşlı, gönlüm kırık,
Solgun çiçekler gibi ümitlerim
Her kelime dilimde bir hıçkırık.
BÜLBÜL
Söyle bülbül, ne diye hıçkırıyorsun yine?
Bir gülüm olsa benim, razıyım dikenine.
ALLAH’IM
Ne derdim kalırdı, ne hüznüm, ne tasam.
Seccademi gözyaşıyla yıkasam.
07 Ocak 2005 Cuma Yıl:3 Sayı:121
VASİYETİMDİR
Alın yazısı bu vakit gelirde
Bu diyardan göçüpde gittiğimde
Toprağı üstüme örtüp gömünde
Vasiyetimdir. Gül dikin üstüme
Gülün kokusu ruhuma işlesin
Beni sevenler çevreme dizilsin
Ruhum her iki cihanda sevilsin
Vasiyetimdir. Gül dikin üstüme
Arada bir uğrayın mezarıma
Dua okuyun sağıma soluma
Allah Razı olsun her uğrayana
Vasiyetimdir. Gül dikin üstüme
Mezarımın üstü güllerle dolsun
Kırmızı, sarı, pembe renkte olsun
Kelebekler arılar Kuşlar konsun
Vasiyetimdir. Gül dikin üstüme
Her baharda tomurcuklansın güller
Konaklasın gülü seven bülbüller
Manevi hazla ötsünler, ötsünler
Vasiyetimdir. Gül dikin üstüme
AKSARAY
Hasan Dağının etekleri
Atalar vermiş emekleri
Gönüllerde yatar bir saray
Evliyalar şehri AKSARAY
Büyüsüne çabuk kapıldım
Az zamanda hemen tanıdım
Beni de sizden biri sayın
Evliyalar şehri AKSARAY
Anadolunun özü burada
Erenlerin sözü burada
Türkiye’nin tuzu burada
Evliyalar şehri AKSARAY
Maneviyatından haz aldım
Erenlerine selam saldım
Uyanamadım daldım, daldım.
Evliyalar şehri AKSARAY
(6 AĞUSTOS 2004 SAYI:107)
FIRSAT
Bulunmadı Allah’ın bir kulu bile,
Yaşlı teyzemi doktora götürmeye.
Herkesin bir bahanesi oldu yine,
Sevabını aldın sen Sütçü Hayati...
Allah dert vermiş, dermanı bulsun diye,
Nice fırsat vermiş sevap alsın diye,
İnsanlar fırsatı yakalasın diye,
Fırsatı buldun sen Sütçü Hayati...
Arabana bir yatak serdin serince,
Gözü görmeyen teyzem yattı güzelce,
“Allah razı olsun” dedi hep dilince,
Allah razı olsun Sütçü Hayati...
Sekiz kat üste kucağınla çıkarttın,
Allah’ın terazisinde sevap tarttın,
Her iki cihanda yüzünü ağarttın,
Yolun hep açık olsun Sütçü Hayati...
Evinde hep bereketi bulasın,
Ahirette sevilenlerden olasın,
Sevap defterini hepten dodurasın,
Manevi bal aldın Sütçü Hayati...
..............MÜ?
Bir dostun elini sıktın mı bu gün?
“Merhaba” dedin mi, kuşlara, çiçeklere?
Gökyüzüne hazla baktın mı bu gün?
Çiçekler içinde yattın mı yere?
(17 ARALIK 2005 SAYI: 119)
SEN ve BEN
Bu gün şehrin ortasında
Karşılaştık seninle
Meğer biz iki yabancı olmuşuz
Selamlaşmadık bile
Adımlarımız hızlı idi
Bir ara sen beni farkettin
Bense görmezlikten geldim seni
Meğer biz senle iki yabancı olmuşuz
Derken irkildin, yolunu değiştirdin
Bir zamanlar aynı havayı soluyan
Aynı günün sabahında uyanan
Aynı tabaktan yemek yiyen
Sen ve ben
Ne olmuştu bize
Ne olmuştu sevğimize
Bir masal gibi
Bir yabancı gibi
Sen yoluna ben yoluma
Geçtik gittik işte....
(23 TEMMUZ 2004 SAYI: 105)
ANNE
Şehrin sessizliği üstüme çöktü
Sevgin bedenimde yeşeren köktü
Diktiğim çiçekler boynunu büktü
Çok özledim seni gel artık Anne
Bütün ağaçlarım yaprak döküyor
Senin yavrucağın korkup ürküyor
Üzerimi kara bulut örtüyor
Çok özledim seni gel artık Anne
Anılar yazdığım defter elimde
Bana öğrettiğin herşey dilimde
Sevgiler yeşeren çiçek dalımda
Çok özledim seni gel artık Anne
Başım kucağında, saçım elinde
Parmakların ise gönül telinde
kokun gelir bana seher yelinde
Çok özledim seni gel artık Anne
Yaşıyorsun hala benim canımda
Bir rüya değil bu benim yanımda
Çaresiz dertteyim derdim kanımda
Beni al yanına hastayım Anne
Seni özledim seni yastayım Anne
YAVRUCAĞIM
Yavrucağım sakın ağlama
O ipek kirpiğin ıslanmasın
Ağlayıpta içimi dağlama
Anacığın yüreği yanmasın
Yüzün kızarıp kaşın çatma
Beni üzüp kedere atma
Dudak büküp için çekme
Anacığın yüreği yanmasın
Bakışlarındaki mana acı
Nerede derdin? Nedir bu sancı?
Nedir diye sorduğun kaçıncı
anacığın yüreği yanmasın
Büyük olsan derdin söylerdin
‘’Burası ağrıyor işte’’ derdin
Ne gerekiyorsa onu ederdim
anacığın yüreği yanmasın
anneler yavruyu içten sever
‘’Sen hasta olma, ben olayım’’ der
Allah’ım yavruma iyilik ver
anacığın yüreği yanmasın
(3 HAZİRAN SAYI: 101)
|
SABRET VE YAKALA
Ümitler tükenince karşında bulacaksın,
Hayretler içinde kalıp, hepten donacaksın,
Belki sevginin en yücesinde duracaksın,
Sabır gerek sabrettiğin anda konacaksın.
SONBAHAR
Dağın, tepenin rengi solgun,
Şimdi ağaçlar hazana ermiş.
Dereler, çaylar hepten durgun
Yapraklar yüzünü yere eğmiş
Kiyafetinde çeşiti dolgun
Sarı, kırmızı tonları giymiş
Memleketime sonbahar gelmiş.
(4 OCAK 2005 SAYI:120)
TART
Her şeyi bol sanma,
Bir gün gelir, bulamazsın.
Her söze hemen kanma,
Hata yapar, anlayamazsın.
KAR
Gönlüm hüzün dolu mutsuzum derken,
İçteki kederim sevince dönüştü.
Gün ağarırken yola çıktım erken,
Gökyüzünden kar kirpiğime düştü.
Geçti gözümden mazideki günler,
Çözüldü sıkıntı veren düğümler,
Davetiye verdi bütün düğünler,
Yağan kar altında gönlüm bir cümbüştü.
Büyülendim bir an geçmişe gittim.
Hayaller içinde dans bile ettim,
Yol ne çabuk bitti yeni farkettim,
Kalbim iki parçaya bölünmüştü.
(10 ARALIK 2004 SAYI: 118)
İMKANSIZ
Hayatımdaki insanlar;
Kayan yıldızlara benzetirdin-
Benim için aynı sözü söyleyemezsin!...
Sen çoban yıldızının hiç kaydığını gördünmü?
Sevgin iliklerime kadar işlemiş
Ne kadar budarsan buda
Kökü sağlam olan bir fidanın
Hiç öldüğünü gördün mü?
Neden bu kadar matemdeyim?
Gözümden inen yaşlar niye dolu tanesi şeklinde?
Kan ağlayan bir insanın
Cenaze evinde hiç güldüğünü gördün mü?
İçime düşmüş bir ateş
İçime Ateş olmayan yerden duman tütme tütme derler
Dünyayı saran bir alevin
Hiç hemen söndüğünü gördün mü?
Her canlının bir ölümü
Her geceninse bir sabahı vardır
Sen dünyanın hiç tersine döndüğünü gördün mü?
Sen ben bir çoban yıldızıyım
Dünya döndükçe ben varım
benim adım AŞK!...
HABERİN OLSUN
Gözümden damla yaş akıtmayacağım
Söktüm seni kalbimden haberin olsun
Adına şiirler bile yazmayacağım
Kapattım bu defteri haberin olsun
Senin için canımı bile verirdim
Ahirette bile hep seni istedim
İçteki kıvılamı yanardağ ettim
Söndürdüm bu alevi haberin olsun
Sorarlarsa “ O kimmişki “ diyeceğim
Selam vermeye boyun eymeyeceğim
Karşımda dursan seni görmeyeceğim
Attım seni içimden haberin olsun
Ne yaparsan yap seni sevmeyeceğim
Sözümden bir daha hiç dönmeyeceğim
Hakkımı bile helal etmeyeceğim
Bitirdim seni artık haberin olsun
(30 TEMMUZ 2004 SAYI: 106)
AŞK
Kimi zaman kızdaki naz
Adı belli değil aşkın...
Kimi zaman ozanda saz
Tadı yürektedir aşkın...
Bir bakışa konarsın
Ateşlerle yanarsın
Onu dilinle anarsın
Tadı yürektedir aşkın...
Derdini bir kenara yaz
Alırsın ondan büyük haz
Bu ömür sana çok çok az
Tadı yürektedir aşkın...
Kaplar dünyayı o sevgin
Dalarsın sulara engin
Sanırsın tek senin dengin
Tadı yüreklerdedir aşkın...
Kış gelince hava soğur
Aşk sana verilmiş uğur
Sevgiyi umutla yoğur
Tadı yüreklerdedir aşkın...
Aşk yaşanır anlatılmaz
Tadlarına su katılmaz
Bir kenara da atılmaz
Tadı yürektedir aşkın...
UMUT
Sanki pamuk yumağı
Gökyüzünde bulutlar
Bulutlar kadar uzak
Uzaklarda umutlar
Sevgin için nefersin
Bunu hak eden sensin
Yakalamak istersin
Uzaklarda umutlar
İçimde yanan bir kor
Buunu yaşayana sor
Uzaklarda umutlar
Gönül Mecnunu bulsa
Kalbin huzurla dolsa
Hayaller gerçek olsa
Uzaklarda umutlar
(18 HAZİRAN 2004 SAYI: 103)
ZAMAN ZAMAN
Ne zaman bir sinema seyretsem
Aktörlerin biri sen, biri ben
Ne zaman iki sevgili görsem
Sağ tarafta sen, solundaysa ben
Ne zaman kırmızı bir gül görsem
Veren hep sen, koklayansa ben
Ne zaman içli bir şarkı duysam
Güftesi sen, bestesi ise ben
Ne zaman dalıp hayal kursam
Hayali sen, gerçek olansa ben
Ne zaman derin bir nefes alsam
Aldığım nefes sen, verdiğim ben
Ne zaman uzun bir yola çıksam
Uzayan yol hep sen, yolcusu ben
Ne zaman yatıp gözümü yumsam
Rüyası sen, uyuyansa ben
Ne zaman bir gün sonu düşünsem
Ahireti hep sen, mahşeri ben
GÖZLERİN
Gözlerin sanki ateş koru
Bakanı bin defa eritir
Sana sorulmaz hiç bir soru
Göreni bin defa eritir
Senle göz göze gelen kişi
Kendi benliğini yitirir
Ecelli ecelsiz öleni
ayağa kaldırır diriltir.
Sen Gibi Geldin...
Bu gün kıyafetlerini buldum
Astığın yerden aldım, kokladım
İçime çektim, sen gibi geldin
kucaklayıp siğneme bastım
İnan içinde sen var gibiydin...
(30 NİSAN 2004 SAYI: 99)
|