Halise YILDIZ

Gazetemizin haber scriptine  www.yeniyildizgazetesi.com adresinden ulaşabilirsiniz

Ana Sayfa
Reklamcılık
Matbaacılık
Gazetecilik
Kitap&Kırtasiye
Web&Hosting Hizmeti
Bilgisayar
Hediyelik Eşya
Mail Form
Sitemizi Tavsiye et
Anket
Ziyaretçi Defteri
Forum
Chat
Messenger
Link Bankası
E-Kart
Size Özel
İlanlarınız
Resim Galerisi
Beypazarı Tanıtım
Açılış Sayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
 
 
 
 
 
 
 

HAKLI OLANIN VE

HAKLININ YANINDA,

HAKKIN SESİ

HAKLININ SESİ


Gazetemiz Yeni Yıldız

ayrı bir sitede

Gazetemiz Yeni Yıldız bu web sitemiz içinde değil artık ayrı bir sitede yayınına başladı. Gazetemizin yeni adresi linkler sayfamızda.

 

Yeni Yıldız Gazetesi

Bağlantı Sayfaları

Tarihçesi
Yayın Bölgesi
Temsilciler
Künye
Gazete Kadrosu
Abone Formu
Yazarlar
Şairler
Araştırma Yazıları
Şifalı Bitkiler
Eğitim
Sağlık
Çocuk Köşesi
Kadın Köşesi
Arşiv
Reklamlar
İlanlar

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Küçük Birikimleri Yatırıma Dönüştüren Kuruluş

 

YAŞAMAK SANATTIR.

Yaşamak bir sanattır. Ne mutlu onu icra edenlere, yaşama dört elle sarılanlara, güçlükler karşısında yılmayanlara, ayakta kalabilenlere, herşeye rağmen yaşamdan zevk alabilenlere....
Yaşamın gerçek gayesini bilen, idrak edenler var oluşuna uygun olarak bu sanatı icra edenler işte onlar ne kadar huzurlu ve ne kadar mutludurlar. İnsan olmanın altında yatan gerçeği idrak eden yaşamanın değerini bilir, kendi kıymetini ortaya koyar. İnsan isterse yaratılan tüm mahkukattan üstün olabilir ya da kendine verilenlerin kıymetini bilmeyerek, aklını kullanmayarak, düşünmeyerek en aşağı seviyeye inebilir. Herşey biz insanların kendi elinde. Yaşam ne kadar zor olursa olsun mutlu olmak ya da mutsuz olmak bir tercihin sonucu. İnsan isterse yaşadığı olumsuzluklar sonucu hayata kahredebilir daha da mutsuz kılabilir kendini. Ya da herşeyde bir hayır var deyip Rabbim’e havale edip sabreder, isyana düşmeden bunun bir sınav olduğu kabul edip olumsuzluğu olumluya çevirebilir. Bunun da üstesinden geliriz inşallah, Rabbim benden daha iyi bilir, ben herşeyi olduğu gibi bunu da ona havale ediyorum. Senden geldik sana döneceğiz demeyi tercih edebilir. RABBİM’den geleni sorgulamak bize düşmez. Mutlak o bizden daha iyi bilir. Nitekim biz insanoğlu dualarımız kabul olmuyor diye üzülür isyan ederiz. Bilmeyiz bundaki hikmeti; Bizi sayısız nimetlerle donatan hergün bereketiyle evlerimizi soframızı dolduran RABBİM bizler dua ettiğimizde kabul etmeyecek; Bu mümkün mü? Bunu akıl alır mı hiç. Dualarımızın kabul olmasının da bir zamanı var. Belki de istediğimiz şeyler bizim için hayırlı değil o yüzden kabul olmuyor. Bunu O’ndan başka kim bilebilir Yüce Yaratıcıdan Alemlere rahmet olan Cenabı Hak’tan. Biliyormuyuz ki, dualarımızın mutlak karşılığı var, yerini buluyor ve kabul ediliyor ama nasıl? İşte biz insanoğlu bunu idrak edemiyor, bundaki hikmeti göremiyoruz. Rabbim dualarımızın karşılığını bu dünyada veriyor eğer hayırlı değilse bir günahımızı siliyor ya da ahirete saklıyor. RABBİM “Bana bir adım gelene Ben 10 adım gelirim, Bana yürüyene ben koşarım” buyuruyor. Bu nasıl bir mutluluktur. Bu ne kadar büyük bir lütuftur. İşte bunu bilene ve yaşayana ne mutlu. Bizleri böyle bahtiyar eyleyen RABBİM’in dua ettiğimizde kabul etmemesi mümkün mü?
İnsan olmaktaki hikmet, varoluşundaki gaye... Sonuç; huzur ve kazanç hem bu dünyada hem de ahirette

Yayınlanma tarihi: 28 Ocak 2005 Cuma Sayı:124 Yeni Yıldız Gazetesi

 

ÇOCUKLARIMIZ NEDEN SAHİPSİZ?

Çocuklar, çocuklarımız hayata umutla bakmamızı sağlayan yarınlarımız, umudumuz, geleceğimiz, herşeyimiz...
Her insanın içinde sakladığı bir çocuk vardır. İşte bunun gün yüzüne çıkmasına vesile olan çocuklarımızla paylaştığımız anlardır. O yüzdendir çocuklar bizim zaaf noktamızdır. İnsan en çok çocuklarla geçirdiği anlarda tüm sıkıntılarını unutur. Gerçekten kahkahalar atarak içten bir şekilde güler, mutlu olur. Hayatta hiçbir an bu huzurun yerini tutamaz değil mi?
Bu kadar keyifli zaman geçirdiğimiz ve bizim herşeyimiz olan çocuklarımıza neden sahip çıkamıyoruz? Neden onların kötü davranışlarına engel olamıyoruz? Neden onları kötülükten koruyamadığımız gibi kötülüğe itiyoruz sahip çıkmayarak, sokaklara terkederek...Neden hayata karşı savunmasız bırakıyoruz ve en kötüsü hata yaptığında kendimizi sorgulamamız gerekirken neden çocuklarımızı suçluyoruz?
Nitekim çocuklarımız kötü davranışlarda bulunduğunda, asi bir tutum içine girdiğinde kendimizi sorgulamamız gerekir. Acaba çocuğumun boğazından haram lokma mı geçti demeliyiz. Bazen biz büyükler farkında olmadan bazense bilinçli olarak helal kazancımıza gerek ifadelerimiz, gerekse davranışlarımızla haram katıyoruz. Örneğin helal kazandığımızı harama yatırıyor, yüksek faizle paramızın katlanmasını istiyoruz. Bu kazancı sonra ailemize harcıyoruz. Biz kendimizde dahil olmak üzere en büyük kötülüğü yapıyoruz ailemize ve en önemlisi çocuklarımıza. Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri diyor ki: ”Helal dairesi o kadar geniştir, keyfe kafi gelir. Harama girmeye gerek yoktur” . Hakikaten de öyle değil mi? Biz anne babalar bu konuda hassas olmamız gerekmez mi?
Bununla birlikte çocuklarımıza aile içinde yeterli terbiyeyi veremiyor, onları sosyal çevreye adapte olmasını sağlayacak şekilde yetiştiremiyor, hayata hazırlamıyoruz. Ya çok para vererek, her istediğini alarak şımartıyoruz ya da herşeyin var diyerek onları suçluluk psikolojisinde bırakıyoruz. Bir türlü dengeyi kuramıyoruz. Ayrıca sevgisiz, öz güveni olmayan çocuklar yetiştiriyoruz. Kendi kişiliğinin oluşmasına yardımcı olacak zemini hazırlayıp onun tercihlerini, bir birey olarak düşüncelerini dinlemiyoruz. Onlarla hayatı paylaşmıyoruz. Varsa yoksa bizim doğrularımız, bizim düşüncelerimiz.
En önemlisi yaşayamadığımız için, kulaktan duyma bilgilerle var olan islamı yaşayışımızı aktaramıyoruz, örnek teşkil edemiyoruz, model alarak büyüyen çocuklarımıza. Kendimizi yetiştirmiyor, bilmediklerimizi öğrenme çabasına girmiyoruz. Okuma alışkanlığımız yok biz büyüklerin. O yüzden de çocuklarımıza örnek olacak hiçbir yanımız da olmuyor.
Aslında inançlarımızı, müslümanım demenin altındaki anlamı önce kendimize öğretebilsek bu yaşayışımıza da elbette ki, yansıyacak ve tabiiki çocuklarımızın da bizi örnek alacağı birşeylerimiz olacak. Onlara birşeyleri yapmalarını tavsiye ederken onlar neden sen yapmıyorsun dediğinde mahcup olmayacağız. Nitekim kendimizin dahi yapmadığımız bir davranışı çocuklarımızdan beklememiz hata olur.
Tüm insanlığı kötü olan herşeyden alıkoyan Allah korkusudur. Biz Cenab-ı Hakk’ı çocuklarımıza hakkıyla tanıtırsak emin olun Allah sevgisiyle büyüyen çocuk kötü ve yanlış olan şeyler yapmayacaktır. Yeter ki, biz çocuklarımızı bu bilinçle yetiştirebilelim, bu yolda gayret sarfedelim. Sahipsiz, kötü alışkanlıkları olan topluma ve çevreye zaran veren davranış şekilleri sergileyen çocuklar geride kalacaktır. Her şey öncelikle aileye, anneye düşüyor. Gelin hep beraber temiz bir toplum yetiştirelim. Çocuklarımıza sahip çıkalım.

Yayınlanma tarihi: 10 Aralık 2004 Sayı: 118 Yeni Yıldız Gazetesi


KIŞ MEVSİMİYLE GELEN HÜZÜN

Mevsim değişiyor. Zaman ilerliyor ve takvimler Aralığı göstermekte. Kalplerimizde bir hüzün yumağı oluşmakta. Sonbahar sarı yapraklarla beraber geldiği doğaya veda etti, yerini en uzun zaman dilimi olan kış mevsimine bırakarak.
Mevsimler, ne kadar da çok etkiliyor haleti ruhiyemizi. Adeta onlarla belirleniyor o günkü ruh halimiz. Hava açıksa cıvıl cıvıl oluyoruz, içimiz sevinç doluyor. Bahar o yüzden hüzünleri erteliyor üzüntüleri, elemleri, kederleri. Pek sıkılmaz içimiz bahar geldiğinde, çok fazla üzülmeyiz en azından bir şeyleri, yaşadığımız sıkıntıları büyütmeyiz. Kendimizi çok kötü hissettiğimizde uzun yürüyüşler yaparız. Bize çok iyi gelen yürüyüşler. İyi hissetmemizi sağlayan yürüyüşler. Oysa kışın karda, o soğukta pek yürüyüş yapan insanları göremeyiz. İnsanlar bir an önce evde olmak için koşar adım arşınlarlar kaldırımları. Akşam olduğunda evlerine koşan insan manzaralarına pek sık rastlarız kışın.
Baharın kıymetini öğreten kış...Her şeyi su yüzüne çıkaran kış...Ölümü hatırlatan kış...Her daim baharı yaşasaydık fıtratımız gereği sıkılırdık, bahar mevsimini bu kadar çok sevmezdik.
Her mevsim kendi içinde bir anlamı barındırıyor. Bize Rabbi’l Alemi’nin ne kadar büyük ve ne kadar güzel olduğunu hatırlatıyor. Nitekim herşey Cenab-ı Hakk’ın varlığına delil değil midir? Ancak O’nun kudreti yeter herşeye, bu mevsimlerin bir düzen içinde süregelmesine de.
Yaz, kışa ön hazırlık olması için yerini sonbahara bırakır. Ne kadar muntazam bir düzendir bu değil mi? Mevsimler bile aniden değişmiyor. İnsanı hazırlıyor Rabb’l Alemi’n sonbahar mevsimiyle kışa. Yazın kavurucu sıcağı, yerini sonbaharın serinliğine bırakıyor. Sevinç yerini hüzne...Yeşil yerini sarıya...
Sonbaharın hüznünü kaldırmak zordur yazın sevincinden sonra. Daha bir içimiz sıkılır. Hep havanın kapalı olmasına yorumlarız bu durumu. Hakikaten de öyle değil midir bu? Etrafı kaplayan sarı yapraklar hep hüzünlerdirmez mi bizi? Çıtırdıyan yaprakların üzerinde yapılan yürüyüşler bizi geçmişe götürür. Kimi zaman kaybettiklerimizi hatırlarız ebediyete intikal eden sevdiklerimizi, kimi zamansa şimdi yanımızda olamayan çok özlediğimiz dostumuzu.
Sonbahar kışa hazırladığı zeminden sonra bir daha ki, seneye kadar bize veda eder. Yerini günlerin kısalmasıyla birlikte uzun kış geceleri alır. Akşamları yudumlanan çayların eşliğinde yapılan sohbetler, ne kadar çok uyusak da kanmadığımız uykular, işe gidecekler için zor gelen sabah erken kalkmalar, üşümeyle beraber yaza duyulan özlemler... En çok çocuklar mutlu oluyor kış mevsiminden. Kar topu sevincini en çok onlar yaşıyabiliyor böyle doyasıya. Hiç şikayetçi olmayarak, kahkahalar kaplıyor gökyüzünü.
Yaşadığımız zorluklardır bize zor gelen, bizi böylesi hüzünlendiren. Ölümün kendini hatırlatmasıdır bu kadar bariz. Daha da önemlisi zor durumda olan insanları anlamaya başlamanın verdiği ağır yüktür bizi hüzünlendiren. İnsana sahip olduklarının değerini hatırlatmasıdır. Şükrü öğretmesidir kışın kazancı. Hüzünden daha çok ağır basar bu kazanç. Hüznün getirdiği kazançla hayırlı kışlar

Yayınlanma Tarihi: 3 Aralık 2004 Cuma  Sayı: 117 Yeni Yıldız Gazetesi

   

Orta Anadolu Desing  24-05-2006 01:00:00

Tel:0.312.762 51 63 Fax:0.312.762 67 70

 

Kampanyalar

İletişim Şirket Haberleri Şirket Hakkında Şirket Faaliyetleri Site Haritası

Bu web sitesi ile ilgili soru veya görüşlerinizi ortaanadolu@ortaanadoluas.com adresine gönderin.

Telif hakkı © 2005 ORTA ANADOLU GAZETECİLİK REKLAMCILIK MATBAACILIK İNŞAAT MADENCİLİK TURİZM S.K. TAAHHÜT PAZARLAMA SANAYİ ve TİC. A.Ş.

mail adres             Web adres