 |
|
| |

HAKLI OLANIN VE
HAKLININ YANINDA,
HAKKIN SESİ
HAKLININ SESİ
Gazetemiz Yeni
Yıldız
ayrı bir sitede
Gazetemiz Yeni Yıldız bu web sitemiz
içinde değil artık ayrı bir sitede yayınına başladı. Gazetemizin
yeni adresi linkler sayfamızda.
Yeni Yıldız Gazetesi
Bağlantı Sayfaları
|
|
 |
TARIMSAL ÜRETİM BİRLİKLERİ
Çalışkan üreticilerimize
işlerinin çoğaldığı bugünlerde, ürünlerinin bol kazançlarının çok olmasını
temenni ederek yazıma başlamak istiyorum. Yazımda sizlere bir olmanın,
birlik olmanın öneminden bahsetmek istiyorum.
Gelişmiş ülkelerin, özellikle altmışlı yıllardan sonra üretici birliklerini
kurarak tarım sektöründe geliştiklerini görürüz. Ülkemizde artık tarım
sektörü çok hızlı bir değişim göstermekte, ibrenin büyük üreticilerden yana
döndüğünü göstermekteyiz. Büyük firmaların çok büyük bahçeler kurduklarını,
çok büyük hayvansal üretim çiftlikleri kurduklarını yine organik tarımda
büyük üretime giriştiklerini görebiliriz.Yine büyük holdinglerin gıda ve
tarım sektöründe büyük yatırımlar yaptıklarını görürüz.
Küçük üretim yapan iftçilerimizin ayakta kalabilmeleri için tek çareleri bir
araya gelerek üretim yaptıkları alana göre birliklerini oluşturmalarıdır.
Aslında bizim atalarımız bunları asırlar önce yapmışlardır. Yardımlaşma en
üst düzeyde olmuştur.
İlçemizde özellikle sebze ağırlıklı üretimin olması birliğin önemini daha da
artırmaktadır. Üreticimiz alın terinin karşılığını almasının yolu üretici
birliklerini oluşturmaktan geçer. Sıkıntımız pazarlamadır. Çiftçimiz
çalışkandır, ürününü en iyi şekilde yetiştirmek için çaba gösterir. Fakat
ürününü istediği gibi satamayınca zarar edecektir. Sebze üretimi masraflı
iştir, zaman gelir altından kalkılamayacak bir hal alır.
Tarımsal üretici birlikleri kanunu 29.06.2005 tarihinde kabul edilmiştir.
Tarımsal üretici birliklerinin kuruluş, usul ve ilişkin yönetmelik ise 16
Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun amaç ve kapsamı:
Madde 1.- Bu kanunun amacı; üretimi talebe göre planlamak, ürün kalitesini
iyileştirmek, kendi mülkiyetine almamak kaydıyla pazara geçerli norm ve
standartlara uygun ürün sevk etmek ve ürünlerin ulusal ve uluslararası
ölçekte pazarlama gücünü artırıcı tedbirler almak üzere tarım üreticilerinin,
ürün veya ürün grubu bazında bir araya gelerek, tüzel kişiliği haiz tarımsal
üretici birlikleri kurmalarını sağlamaktır.
Bu kanun; taımsal üretici birliklerinin kuruluşu, işleyişi, yönetimi,
görevleri ve denetimine ilişkin hükümleri kapsar.
Ürün veya ürün grubu
Madde 3.- Tarımsal üretici birlikleri, her türlü bitkisel, hayvansal ürünler
ile su ürünleri konusunda kurulabilir. Hangi ürün veya ürün grubu için
birlik kurulacağı, tarım sektöründeki ihtiyaçlar ve öncelikler ışığında,
bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
Tarımsal üretici birliklerinin kuruluşu ve tescili
Madde 4.- Birlikler, ürün veya ürün grubu bazında faaliyet gösteren ve
tüzüklerinde belirlenen miktardaki tarımsal üretimi bu kuruluşlar aracılığı
ile pazarlamayı taahhüt eden en az 16 tarım üreticisinin bir araya gelmesi
ile, asgari ilçe düzeyinde kurulur. Birliğin üretim toplamı kapasitesinin
ürün bazında, bakanlık tarafından yönetmelikle belirlenecek asgari düzeyin
altında olmaması gerekir. Aynı ürün grubu için ilçe düzeyinde en fazla bir
birlik kurulabilir.
Kanunun maddeleri birliğin görevleri ve birliğin organlarını belirterek
devam eder. Benim burada özellikle üzerinde durmak istediğim konu ilçemizde
ürün bazında birliklerin kurulması gerektiğidir. En azından havuç
üreticileri birliğinin kurulmasıdır. Ülke havuç üretiminde % 48’lik bir paya
sahip olan ilçemiz üreticilerini biraraya gelerek birliğin kurulması günümüz
şartlarına göre kaçınılmazdır. Üreticimiz tek yumruk olacaktır. İyi bir
yönetimin oluşturulması gayretli çalışma ile kazanılacak artılarımız
olacaktır. Birlikleri diğer ürünler bazında yine düşünebiliriz.
Çalışkan çiftçimizin en büyük sorunu olan pazar sorununu ancak bir olmakla
aşabileceğini düşünüyorum. Beypazarı ilçe tarım müdürü Beytullah Bey ile
beraber biz herşeye hazırız der; bereketli ve bol kazançlı bir üretim sezonu
dilerim.
Birlikten kuvvet doğar.
30 Nisan 2005 Cumartesi Yıl:3 Sayı:133
GELECEĞİMİZ TOPRAĞIMIZ
Bahar aylarına girmekte olduğumuz şu günlerde Cenab-ı Hak’ın
rahmetini esirgemediği bereketli günler geçirmekteyiz. Karasal iklimin hüküm
sürdüğü ilçemizde bol miktarda yağış verimli topraklarımıza düştü, dere ve
çaylarımız coştu barajlarımız doldu. Üreticilerimizin gerçekten sıkıntılı
günler geçirdiği bir dönemde yağışların ileriki zaman sürecinde devam etmesi
bol ve bereketli bir üretim sezonu geçirmeleri benim en büyük temennimdir.
Bugün yazımda topraktan bahsetmek istiyorum. Ana dediğimiz ondan gelip yine
ona döneceğiz toprak üzerinde biz ürünlerimizi yetiştirip geçimimizi
sağlıyoruz. Ona hiç sormadan elimize geçen her türlü gübreyi üzerine
serpiştiriyoruz. Su isteyip istemediğine bakmadan sulamaktayız. Hiç
düşünmeden, ev sahipliği yaptığı canlılara acımadan üzerindeki anızı
yakmaktayız.
Gelecekte çocuklarımıza bırakacağımız topraklarımızı ve suyumuzu tahlil
ettirmeden kullanmayalım. Toprağın içerisinde bakterileri, mikro
organizmaları ile bir canlı olduğunu aklımızdan çıkartmayalım. Binlerce
yılda oluşan verimli toprak tabakasının kaybedilmesi çok kolaydır, geriye
kazanmanın ise çok büyük maliyetinin olduğunu ve zaman alacağını unutmayalım.
Toprak analizi belli bir tarla toprağının gübre ihtiyacını ve kireç oranını,
PH (toprak tansiyonunu) ortaya koyan bilimsel bir yöntem olarak
tanımlayabiliriz. Toprak analizi ile toprakta bitkilere yarayışlı halde
bulunan besin maddelerinin miktarları bulunur. Böylece o toprağa, üzerinde
yetiştirilecek bitkinin büyümesi ve iyi bir ürün verebilmesi için hangi
besin maddelerinden ne miktarda uygulanmasının gerektiği ortaya çıkar.
Değişik tarlalara ait topraklar farklı miktarlarda bitki besin maddeleri
kapsarlar. Toprakta hangi bitki besin maddesinin eksik bulunduğu ancak
labaratuvarda yapılan çeşitli analizler ile anlaşılabilmektedir.
Toprak analizi yapılmadan tarlaya gübre verilirse şu mahsurlar ortaya
çıkabilir:
*Toprağa gereğinden fazla veya az gübre verilebilir.
Tarlaya gereğinden fazla kullanıldığında; ürünün kalitesi bozulabildiği gibi
miktar da azabilir. Kısaca fazla gübre fazla ürün demek değildir.
Gereğinden az gübre kullanıldığında ise istenilen düzeyde ürün artışı
sağlanamadığı gibi çoğu kez kullanılan gübrenin masrafı dahi karşılanamaz.
*Toprağa yanlış cins gübre verilebilir.
Tarlaya yanlış cins gübrenin uygulanması sonunda, üründe artış yerine bazen
bir azalma dahi görülebilir. Bitki yatabilir veya kuruyabilir. Ürünün
kalitesi ve toprağın özellikleri bozulabilir.
*Gübre yanlış bir zaman ve şekilde uygulanabilir.
Yukarıda belirttiğim sorunları önlemek için uygun ve ekonomik bir
gübrelemenin yapılabilmesi; ancak ekimden önce, tarla toprağının verimlilik
yönünden gerekli analizlerin yapılması ile anlaşılabilir.
Toprakta, sulama suyu kullanımı gübreleme kadar önemlidir. İçerisindeki
kimyasallar, toprağı bozduğu zaman, iyileştirilmesi çok zor, pahalı ve bazen
de imkansızdır. Bu yüzden sulama suyu mutlaka analiz ederek kulanılmalıdır.
Diğer en önemli bir konu toprak PH’dır. Bana göre buna dikkat etmediğimizi,
gerekli itinayı göstermediğimizi düşünüyorum. PH toprağın tansiyonudur.
Yüksek veya düşük olması toprağın asidik ya da bazik olduğunu gösterir.
Nasıl biz tansiyonumuzu düşürmek, yükseltmek için tuz ve gıdalarımıza dikkat
ediyorsak topraktaki durumda aynıdır, değişmez. Analiz sonuçlarına göre
toprak PH’nı düzenleyici çalışmalar yapmamız gerekir.
Toprakta tuzlanmanın en öenmli sebepleri, bölgenin yağış durumu ve sulama
suyunun kalitesidir. Ayrıca yanlış gübreleme sonucunda, toprağa fazla
miktarda azot, fosfor ve potasyum verildiğinden tuzlulaşmaya neden
olmaktadır.
Üreticilerimiz toprak örneklerini İlçe Tarım Müdürlüğüne üretici belgeleri
ile getirdikleri zaman analizleri ücretsiz olarak yapılmaktadır. Bu konuda
üreticilerimize elimizden gelen yardımı yapacağımızı belirtir, saygılar
sunarım. Esen kalın.
Yayınlanma Tarihi: 11 Mart 2005 Cuma Sayı:
130
BEYPAZARI’NDA ORGANİK TARIM
İlçemiz
çalışkan üreticilerine alın terlerinin karşılığını almalarını temenni eder,
kendileri ile beraber ailelerine sağlık, mutluluk dileklerimle yazıma
başlamak istiyorum.
İlçemiz 1.868.000 dekarlık yüzölçümünün 641.740 dekarlık bir kısmında
tarımsal üretim yapılmaktadır. Tarıma elverişli alanların yaklaşık % 86'lık
kısmında (551.000dekar) tarla bitkileri, % 12'lik kısmında (76.400dekar)
sebze yetiştiriciliği, % 2'lik kısmında ise meyvecilik ve bağcılık
yapılmaktadır.
İlçemiz sebze üretiminde havuç üretimi ilk sırada yer almaktadır. Türkiye
havuç üretiminin %48'lik kısmı ilçemizde yapılmaktadır. Yeşillik olarak
adlandırdığımız (marul vb.) sebzelerin üretimi de büyük miktarlarda
yapılmaktadır.
Yukarıdaki değerlere baktığımız zaman sebze üretiminin çok önemli paya sahip
olduğunu görürüz. İlçemiz üreticisi gerçekten çok çalışkan olmasının yanında
yeniliklere açıktır. Metrelerce yerüstü sulama borusu döşeyerek üretim
yapmaktadır. Yeni ürün ve çeşitleri yetiştirmek için devamlı bir arayış
içindedir. Ispanakta beş ırka dayanıklı çeşit hastalığa direnç göstermiyorsa
bunun yerine yedi mildiyö ırkına dayanıklı çeşitlerin yetiştirildiğini
görebilirsiniz. Yine en yeni marul çeşitlerini ve brüksel lahanası gibi yeni
ürünlerin ilçemizde yetiştirildiğini görebilirsiniz... Ova köylerimizin
üretiminin tamamına yakın bir kısmının sebzeciliğe dayalı olduğunu görürüz.
Benim yukarıdaki değerleri vermemdeki amacım günümüzde önemli bir yere sahip
olan ve zaman ilerledikçe önemi artan organik tarımın ilçemiz için olmazsa
olmaz koşulu olduğunu belirtmek istememdendir. Az da olsa organik tarım
hakkında temel bilgiler vermek, ilerleyen zamanlarda tarım konularında
yazacağımı belirtmek istiyorum.
Kısaca organik tarım; kimyasal ilaç ve gübreleri kullanmadan doğal
kaynakları korumak ve zararlı ve hastalıklardan arınmış insan ve hayvan
gıdası üretiminin yapıldığı alternatif bir üretim şeklidir. Çevreye dost bir
üretim şeklidir.
NEDEN ORGANİK ÜRETİM?
"Genç kuşağın hiç bilmediği, daha yaşlıların özlemle anımsadıkları, meyve ve
sebzelerin hoş aroma ve tadını alabilmek için,
Başta kanser kabusu olmak üzere hastalanma korkusu olmadan güvenle
beslenebilmek için,
Doğanın dengesini bozmadan biyolojik çeşitliliği koruyabilmek ve
çocuklarımıza devredebilmek için,
Genetik değişikliğe uğramamış (GDO'sız) ürünler tüketmek için,
Bilinçli bir tüketici olarak, organik ürünler kullanarak nesiller boyu
sürecek sistemli bir organik tarım uygulaması olan temiz ürün üretimini
desteklemek ve teşvik etmek içindir.
Ana dediğimiz toprağı daha sağlıklı kullanarak verimliliğini sağlamak ve
gelecek nesillere bırakmak içindir.”
Dünya çevre koruma örgütü halen kullanılmakta olan yabancı ot ilaçlarının %
60'nın, mantar ilaçlarının % 90'nın, böcek öldürücü ilaçların % 30'nun
kanser yapıcı madde içerdiğini belirtmiştir.
ABD'de 0-2, Almanya'da 2-6 yaş grubu çocuk mamalarının üretiminde organik
ürünlerin kullanılması zorunludur. Migrosve Carrefour gibi uluslararası
firmalar sürekli organik ürün standı açmaktadırlar. Hipp, Nestle ve Danone
gibi firmalar organik bebek maması üretmektedir.
Ankara İl Tarım Müdürümüz başta olmak üzere, Beypazarı Kaymakamımız ve İlçe
Tarım Müdürümüz organik tarımın ilçemizde yerini alabilmesi için uğraş
vermektedirler. Akçakavak Köyü’nde yaptığımız organik tarımın ilçemizde
yerleşmesi bizlerin en büyük arzusudur.
Neden organik havuç üretimi ilçemizde olmasın, üretimdeki üstünlüğümüzü
başkalarına kaptırmak istemiyor isek bir an önce başlamamız gerektiğini
düşünüyorum.
Turizm olayının bu kadar geliştiği ilçemizde organik üretim kesinlikle
olmalıdır. Ana dediğimiz topraklarımızı ve su kaynaklarımızı çocuklarımıza
bırakmak istiyor isek organik tarım ve iyi tarım uygulamaları gerekli
olduğunu düşünüyorum. İlçemiz Kaymakamlığı ve İlçe Tarım Müdürlüğü olarak
üreticilerimize bol kazançlı günler diler gelecek yazımızda buluşmak üzere
esen kalın
Yayınlanma Tarihi: 18 Şubat 2005 Cuma Sayı:
127
|