SABIR
Allah’ın sevgili kulu,
Olmak istiyorsan eğer,
Sabredeceksin,
Bu dünyada ne varsa eğer.
ALLAH AŞKI
Geceyi iple çekerim,
Allahım’a kavuşuurum.
O büyük aşkla,
Yandıkça tutuşurum.
Gecenin sessizliği,
Örter üzerimi,
Manevi yorganımla,
İyiliğe kavuşurum.
Ben her gece anarım,
Allahım’ın adını,
Adını andıkça anarın,
Zikreder kabimin atışı.
Hiçbir tatta bulama,
Allahım’ın tadını,
O’dur herşeyin ilacı,
Kalplerin, gönüllerin tacı.
Benlğiğimde, özümde Allah’ın aşkı,
Kaderim nasılsa boyun eğdim ona karşı,
Bana verdiğin SABIR ve MÜKAFAT
Sana olan aşkımın ZAFERİ YA RABBİ.
(4 MART 2005 SAYI: 129)
BİLEMİYORUM
Bilemiyorum,
Nasıl yaşadım.
Yıllarca ben ağladım,
Derdimin devasını,
Gözyaşlarıyla aradım,
Unutmuştum,
Sevgi nedir?
Sevmek nedir?
Gül nedir?
Yaprak nedir?
Toz pembe denilen hayat nedir?
Bilemiyorum,
Bütün bunların tadı nedir?
Çünkü herşey bana yabancı,
Ben herşeye yabancı,
Bilemiyorum,
Yürümek nedir?
Gezmek nedir?
Elele tutuşup gülmek nedir?
Hiç tatmadım ki,
O duyguların tadı nedir?
Bilemiyorum,
Kaderim, yazgım nasıl
Acaba güzel günler mi yakın,
Mutluluk artık benimle kalın,
Bilemiyorum, BİLEMİYORUM.
24 Ocak 2005 Pazartesi Yıl:3 Sayı:123
YA RABBİM
Ya Rabbim,
Kullarına vicdan ve merhamet ver,
İyiliği bir halı gibi dünyaya ser,
Kötüleri kahreyle mezar ver,
Ya Rabbim,
İyi kullarına selamet ver,
Çekmesinler zulüm ve keder,
Aynı acıları zalimlere göster,
Ya RABBİM...
ADIMIZ İNSAN
Ömür geldi geçiyor,
Yaş dediğin ne ki,
Saat çarkı gibi dönüyor,
Zaman dediğin ne ki,
Niye geldik dünyaya,
Sebebi belli değil mi?
Sevmek için yaratmış,
Allah kullarını değil mi?
Kimine aşk vermiş,
Kıymetini bilmiş mi ki,
Herkese kalp vermiş,
Sevmesini bilmiş mi ki,
Kin, nefret, kötülük,
İnsanların içindeki,
İnsan insanı yakıyor,
Cehennem ateşi ne ki.
Öz ağlıyor, göz ağlıyor,
Taşıyor seller gibi,
İNSANIZ, ADIMIZ İNSAN,
BİZE YAKIŞAN BU DEĞİL Mİ Kİ...
(17 ARALIK 2005 SAYI: 119)
BİR YALAN MIYDI?
Hani beni sevecektin,
Kalbini bana verecektin,
Nerde verdiğin sözler,
Hani nerde yeminler,
Bir yalan mıydı o gözler?
Madem bir yalandı,
Neden aşk ateşin beni yaktı?
Sevmek buysa eğer,
Anladım ki, aşk yokmuş meğer.
AŞKI BİLENE SOR
Gerçek aşk çok zor,
Izdırap olsa da çeker,
Zehir olsada içer,
Dağları del deseler gider,
Aşkı bilene sor,
Aşkı çekene sor.
(10 ARALIK 2005 SAYI: 118)
ANNEM
Kahverengi,ceylan gözlü,
Kahverengi lüle lüle saçlı,
Melekmi melek bir yüz sanki,
İçi güzel,yüzü güzel ANNEM.
Öksüz ve garip büyümüşsün,
Çileler içinde yüzmüşsün,
Yine de gülmeyi bilmişsin,
İçi güzel,yüzü güzel ANNEM.
Bizim üzerimize titredin,
Kolunu,kanadını gerdin,
Bize iyilik,güzellik verdin,
İçi güzel,yüzü güzel ANNEM.
Gece,gündüz başımızda,
Her derdimizde yanımızda,
Bizi koklamaya bile kıyamadın ya,
İçi güzel,yüzü güzel ANNEM.
Sıcaklığın hala yüreğimde,
Kokun hala içimde,
Seni görmeye,öpmeye doyamam,
İçi güzel,yüzü güzel ANNEM.
Biz senin gibi büyüdük,
Haramın lokmasını yemedik,
Günahı hiç sevmedik,
İçi güzel,yüzü güzel ANNEM.
Şimdi saçların ağardı,
Hastalıklar seni sardı,
Sen başımızda dur,başımın tacı,
İçigüzel, yüzü güzel ANNEM.
Sen üzülme bu günler bitecek,
Kötü günler kaderden gidecek,
Herkes ektiğini biçecek,
İçi güzel,yüzü güzel ANNEM.
Sen ferah tut içini,
Çocukların başı dik,bir asker gibi,
Seninle gurur duyuyoruz üçümüz,
İçi güzel,yüzü güzel ANNEM.
DÜNYA BİR HAN
BİZLER YOLCUYUZ
Dünya bir han,
Bizler yolcuyuz,
Birer birer dünyaya gelip,
Sırayla misafir oluruz.
Sonra birer birer sıra ile,
Dünyadan göçüp,
Ahirete yolcu oluruz.
Kimler gelmedi ki bu dünyaya,
Ne şahlar,ne padişahlar,
Ne burnu büyük,
Ne boynu bükük nice insanlar,
Ne ağalar,ne beyler,
Ne öksüz ve garipler,
Ne serveti kaf dağı gibi babalar,
Ne de cebinde beş parasızlar,
Ne çilekeşler,ne şerefsizler,
Ne insanlar geldi geçti,
Birer birer sıra ile,
Bu dünyadan göçüp gitti.
Ağlayanlar,gülenler,
Sabır edip susanlar,
İsyan edip çağıranlar,
Nara atıp bağıranlar,
Kendinize gelin,
Ey!..İnsanlar..
Bir gün gelip göçecek,
ALLAH’a boyun eğecek,
Cehenneme düşeceksiniz.
Kendi kendinizi ateşe,
Kendiniz vereceksiniz.
Ey!..İnsanlar..
Silkinin artık,
Kötülüğün kurumunu çırpın artık,
İyiliğin ateşini alev alev,
Nefs bacasından yakın artık.
Sanmayın ki,bu dünya döner,
Bir gün gelip bu devran biter,
Bu saltanat tükenir gider,
Ettiğin zulüm sana kar gider,
Sanma ki sana kar değil,
Yanında cehennem ateşi gider.
Ey!.Dünya düşkünleri,
Nerede servetiniz,
Size el pençe duran,
Nerede şöhretiniz.
Hani nerde gücünüz,
Ne olacak haliniz,
Ecel geldi doldu vaktiniz,
Ne bir adım geri,
Ne de bir adım ileri,
Göçme vaktiniz geldi,
Misafirlik bitti.
Ey!.İnsanlar..
Dünya bir han,
Bizler yolcuyuz,
Birer birer dünyaya gelip,
Sırayla misafir oluruz.
Sonra birer birer sıra ile,
Dünyadan göçüp,
Ahirete yolcu oluruz.
(24 EYLÜL 2004 SAYI: 111)
YAKIN BÜTÜN IŞIKLARI
Yakın bütün ışıkları,
Geceler bile ışığı sever,
Sanmayın ki gündüzler ışıktır.
Kararan ne gündüzler var.
Yazıktır, günahtır.
Gündüzleri karartmayın,
Ne hakkınız var ki,
İnsanlığı karartmayın.
Her şey ışıkta güzel,
İnsanlık bu değil mi ?
Bize emredilen bu,
Kötülük zulüm değil mi ?
Cana işkence cana kıymak,
Nedir bu ? Aklım almıyor,
İnsanız demeye utanıyorum,
İnanın dilim varmıyor.
Yakın bütün ışıkları,
Geceler bile ışığı sever,
Sanmayın ki gündüzler ışıktır,
KARARAN NE GÜNDÜZLER VAR.
DEĞİŞMEZ İNSANLIK KADERİMİZ
Yaz gelir,kış gelir
İnsan ömrü az gelir,
Yüzyılda olsa nafile,
Yaşasa, yaşasa boş gelir.
Kimi çalışır bir ömür
Dünyalıktır her işi
Kimi çalışır bir ömür
Ahirettir düşüncesi
İnsanız... Hem ağlar, hem güleriz
Her türlü şekle gireriz
Çoğumuz şeytandan daha şeytan
İnsanlığa yeniğiz
Kalplere kolayca gireriz
Seni seviyoruz deriz,
Sevgi aşısıyla,
içine zehir sıkarız.
Bir ömür olsa da aynıyız,
Bin ömür de olsa ,
Birimiz değişmedikçe,
DEĞİŞMEZ İNSANLIK KADERİMİZ.
Yaz gelir,kış gelir,
İnsan ömrü az gelir,
Yüzyıl da olsa nafile,
Yaşasa,yaşasa boş gelir,
(13 AĞUSTOS 2004 SAYI: 108)
YÜCE ALLAH’IM
Yerleri, gökleri
Yaşayan tüm varlıkları
Bütün kainatı yaratan
Yüce Allah’ım
Yalnız sana sığındık,
Yalnız sana dayandık
Her acıya senin için katlandık
Yüce allah’ım
Sevgimiz sana sonsuz
Şükrümüz sana sonsuz
Kalpleri aşkınla doldur
Yüce Allh’ım
Herşey sevginle güzel
Seni andıkça titrer yerler ve gökler
Seni anmayan dünyada ve ahirette beter
Yüce Allah’ım
Seni zikreder güller ve çiçekler
Ilık bir rüzgarla dalgalanır gibi ahenkteler
Bunun farkına varamaz yaşayan gafiller
Yüce allah’ım
Seher vakti okunan ezanlar
Ateş gibi yakar insanın içini
Yanmak, senin ateşinde yanmak ne güzel
Yüce Allah’ım
Ne mutlu Allah diyene
Allah diyene verir iki cihanda hediye
Senin yolunda gitmek en büyük vazife
Yüce Allh’ım
Kötülere karşı koru bizi
Zalimlara ver layığını
Görsünler ellerinde güç olmadığını
Yüce allah’ım
Ver Allh’ım ver
İyilik ve sabrın mucizesini ver
Kulların imtihanda beklemekteler
Yüce Allah’ım
GEÇ KALINMIŞ SEVDALAR
En güzel aşklar
En güzel sevdalar
Geç kalınmış sevdalar mı gizli
Bilmem ki..
Ölümle ayrılığın aynı kefeye konduğu
ayrılığın ağır bastığı özlemlerdemi gizli
Bilmem ki...
O öyle bir özlemek ki,
Volkan misali yanan ateşlerdemi gizli
Bilmem ki...
Her gece yağmurları bile susturan
O gizemli gözyaşlarımdamı gizli
Bilmem ki..
Yoksa zifiri gecelerin koynundamı,
Ardarda yanan nefes gibi çektiğim sigaramdamı gizli
Bilmem ki,
Kimsenin açamadığı gönül sayfamdamı,
Kalbimin uçsuz bucaksız derinliklerindemi gizli,
Bilmem ki,
Aşkımızın eseri o güzel gözlerindemi,
Yada bir garip şairin mısralarındamı gizli,
Bilmem ki...
Anlatamadığım, konuşamadığım bir bendemi
Yoksa, seni yumak yumak sardığım yıllardamı gizli
Bilmem ki,
En güzel aşklar,
En güzel sevdalar,
Geç kalınmış sevdalardamı gizli
Bilmem ki..
GEÇ KALINMIŞ SEVDALARDA GİZLİ BESBELLİ
(23 TEMMUZ 2004 SAYI: 105)
YALAN
Yalan,
Herşey yalan,
Yaşadığımız, varlığımız,
Gerçek sandığımız her şey yalan
Dünya yalan
İnsanlar yalan,
Tatlı sözler söyleyen diller yalan
Masum duygular
Bir içim su gibi doyumsuz aşklar
Bir gün gelirki hepsi yalan
Yalan
Herşey yalan
Her şey yalan olan, bir dünyada yaşadığımız
DOĞRU.. Koca dünyada değil
DOĞRU.. Her insanda değil,
DOĞRU.. Parmak sayısı kadar az
O az insanların, küçücük KLBİMDE DEĞİLMİDİR?
En değerli şey Sevgi’dir..
En güzel şey, Sevmek’tir.
En kalıcı, kalbindeki Sevdiğin’dir
En ölümsüz, sevdiğinin İsmi’dir
AŞKIN ANISINA
Ne zaman yağmur yağsa
Sen gelirsin aklıma
Yağmurlarla yarışan gözyaşların
Geliverir aklıma
Başını öne eğip
Masum bir çocuk gibi ağlardın ya,
Biten bu aşkın anısına
Ne zaman yağmur yağsa
Sen gelirsin aklıma
Beni ne kadar çok sevdiğin
aşkıma değer verdiğin
O güzel günler gelir aklıma
Ben de başımı öne eğip
Masum bir çocuk gibi ağlarım
Biten bu aşkın anısına
AKŞAMLARDA
Seni düşünüyorum hep akşamlarda
O güzel hayalin seriliyor gözlerimin önüne
Bir an olsun gitmiyor
Sanki seni bekliyorum diyor
Gülen gözlerle bakıyorsun
Ellerini uzatıp beni arıyorsun
Hergün akşamlarıma geliyorsun
Bakışlarınla bana gel diyorsun
Biri gerçek, biri hayal
Eller kenetleniyor birbirine
Bir daha ayrılmayalım diyorsun
O güzel duyguyu yaşatıyorsun akşamlarda
Ve... ben seni kaybetmemek için
Var gücümle tutuyorum
Hayal olan ellerini
Yalnız akşamlarımda
Benim yalnız akşamlarımda
BIRAK EMANET KALSIN
Sevgin kalbime gizlenmiş
Bırak orada gizli kalsın
Böylesi daha güzel
Bırak olduğu gibi kalsın
Benim en güzel yerimde
Bırak emanet kalsın
BİLİYOR MUSUN?
Biliyormusun
İçimdeki duygularımı
Biliyormusun
İçimdeki sancılarımı
Nerden bileceksin ki
Benim ne çektiğimi
Sen hiç sevmedin ki
Sevgi nedir bilmedin ki
Sevmedinki ben gibi
Sevgiyi oyuncak gördün
Onunla hep oynadın
Şimdi elinde kalan
Kırık parçaları değilmi?
Hadi oyna bakalım
Nerede oyuncağın?
Elinde kalan kırıklar
Sana çok bile değil mi?
(13 ŞUBAT 2004 SAYI:92)
SAYMADIM, SAYAMADIM
Saymadım, sayamadım,
Kaç yıl oldu dönmeyeli,
Bırakıp gittiğinden beri
Unuttum ben kenndimi,
Aklımda sadece senin geleceğin fikri,
Saplanmış beynime bir çivi gibi,
Avutamaz oldum ben bile kendimi,
Kalkmadım, kalkamadım,
Sen gittiğinden beri,
Hiç kimseleri,
Nasıl seveyim ki,
Bulamadım ki hiç kimsede senin tadını,
Bulamadım ki hiç kimsede senin kokunu,
Gelmedin, gelemedin,
Sen gittiğinden beri,
Ben hala bıraktığın gibi,
Bilmedim, bilemedim niye dönmediğini.
TEK BAŞINA
Yürümeye başladım tek başına,
Hiçkimse yok ki yanıbaşımda,
Üstelik çok zor yokuşlu yolda,
Bir de taşları dikenleri engel koymuşlar yoluma.
Ama ben...
Yürüyorum hiçbirşey yokmuşcasına,
Sevdiiğm değerler uğruna tek başına
Yürümeliyim, yürüyeceğim çok zor da olsa,
Ben zorları severim, kolay olmasada.
Ama ben...
Aldırmıyorum, yollarına gül dökülenlere,
Hayatı parmağının ucunda oynatanlara,
Dünyayı toz pembe yaşayanlara,
Aldırmıyorum siyahı görmeyenlere.
Ama ben...
Yürüyorum tek başına zorlu yollarda,
Çamurlu, dikenli, taşlı da olsa,
Bir gurur taşıyorum tek başına,
Hayatla mücadelenin, zaferini taşıyorum tek başına.
Ama ben...
Yenilmedim hayata,
Elbet bu yokuşun inişi de vardır sonunda,
Yürüyorum bazen yorgun, bazen koşarcasına,
Hayat savaşını kazanacağım tek başına.
Ama ben...
Küsmedim hayata,
Çok uğraşılar küsmem için hayata,
Çünkü ben, doğrulara inandım,
Ve, her karanlığın aydınlığına,
Ve, her gecenin sabahına, inandım,
İnançlarım uğruna yürüyorum tek başına,
SEVDİĞİM DEĞERLER UĞRUNA TEK BAŞINA.
(13 KASIM 2003 SAYI: 82)
SENİ TANIMIŞIM İYİKİ
Herşey senin için,
Herşey sana dair,
Bütün dünyam senin için,
Ben sana admışım kendimi,
Seni tanımışım iyiki.
Kalbim aşkınla dolu,
Gözlerim bakışlarınla büyülü,
Gecem, gündüzüm yalnız senle dolu,
Ben sana adamışım kendimi,
Seni tanımışım iyiki.
|
AŞK VE AYRILIK
Aşk,bir kıvılcım ateşi gibi yanar,
Yanar,yanar lav olup akar,
Bendime sığmaz sel olup taşar,
Ayrılık,araya girince kül olup uçar.
8 Nisan 2005 Yıl 3 Sayı 131
GÜLLERİN DİKENİ VAR
Gam, keder bizim için,
Neşe, mutluluk bizim için,
Hayat hep aynı gitmiyor,
Güllerin dikeni de var.
Sevmek, sevilmek bizim için
Ağlamak, gülmek bizim için
Hayat hep aynı gitmiyor,
Güllerin dikeni de var.
Mutluluk bizim için,
Kadersizlik bizim için,
Hayat hep aynı gitmiyor,
Güllerin dikeni de var.
Aşk dolu kalp bizim için,
Kin, nefret bizim için,
Hayat hep aynı gitmiyor,
Güllerin dikeni de var.
GİDİYORUM
Günler gelip geçiyor,
Su gibi akıp gidiyor,
Kovaladıkça kaçıyor,
Ömürden çalıp gidiyor.
İster yürü, ister koş,
İster ağla, ister coş,
Ne yaparsan yap, yine boş,
Gençlikten alıp gidiyor.
Güller nasıl soluyor,
Gül benzin soluyor,
Sen istemesende,
Güzellikten alıp gidiyor.
Her birimiz fani,
Ölüm alıp gidiyor.
Ne kaldı ki bakî,
Dünyaya aldanıp gidiyor.
(25 ŞUBAT 2005 SAYI:128)
KIRMIZI GÜL
Çiçeklerin en gözdesi,
Peygamberimizin sevgilisi,
Mücavherlerden daha değerli,
Aşkına dayanamadığım,
Bülbüllerden bile kıskandığım,
Yeşil yapraklı, KIRMIZI GÜL,
Seni çok seviyorum.
Yayınlanma Tarihi: 14 Ocak 2005 Cuma Yıl:3
Sayı:122 Yeni Yıldız Gazetesi
BİR HAYALE BAKACAKSIN
Ben bir hayalim artık,
Gerçeğim asla olmayacak,
Gözlerimin yerine,
Bir hayale bakacaksın.
Sesimi duymayacak,
Saçlarıma dokunmayacak,
Ellerimi tutamayacaksın.
Benim yerime,
Benim yerime,
Bir hayale bakacaksın.
07 Ocak 2005 Cuma Yıl:3 Sayı:121
BİR BAKIYORUM
Bir bakıyorum,
Sımsıcak bir güneş,
Gökyüzü hep aynı renk, masmavi,
Çiçekler açmış, kokusunu etrafa salmış.
Ağaçlar açmış, meyvelerle taşmış,
İnsanların içi çoşkuyla kucaklaşmış.
Bir bakıyorum,
Güneş artık yok,
Gökyüzü siyah, mavi hiç tadı yok,
Çiçekler solmuş, görüntüsü yok,
Ağaçların yapraklarından bile eser yok,
İnsanların umutları üşümüş, kalbi boş.
Bir bakıyorum,
Hayat bu, hem iniş, hem çıkış,
Mevsimler gibi hem yazdayız, hem de kış,
Bir ibret var, bir mana var,
Bunu böyle olmasında bir anlam var,
Hayatın yaşanacak iki yüzü var.
(26 KASIM 2004 SAYI: 116)
AH NERDE ESKİ GÜNLERİMİZ
Küçüklüğümü hatırlarım,
Ahşap bir evimiz,
Mutlu bir ailemiz,
Ebelerimiz,dedelerimiz,
Herşeyde bir tat vardı,
Ah..Nerde eski günlerimiz.
Soframızı kurardık,
Yemekleri dizerdik,
Hepimiz çevrelenip,
Berkete dua ederdik.
Herşeyde bir tat vardı,
Ah.. Nerde eski günlerimiz.
Her günümüz neşeli ,
Sanki bir bayram sevinci,
Büyüklerin bereketi,
Şenlendirdi küçücük evimizi.
Herşeyde bir tat vardı,
Ah..Nerde eski günlerimiz.
Sabah yemeği yenirdi,
İşler sırayla yerine gelirdi,
Sokağa bir an önce çıkmak için,
Komşularla yarış edilirdi,
Herşeyde bir tat vardı,
Ah..Nerde eski günlerimiz.
Sıra sıra çıkardık,
Oturak, minder dizerdik,
Hem elimiz güzel işler,
Hem dilimizle pekişirdik.
Herşeyde bir tat vardı,
Ah..Nerde eski günlerimiz.
Sohbetimize doyum olmazdı,
Balın bile yanında tadı olmazdı,
Vaktin nasıl geçtiği anlaşılmaz,
Öğle ezanı okunmasaydı.
Herşeyde bir tat vardı,
Ah.. Nerde eski günlerimiz.
Tekrar eve girilirdi,
Yemek adeti bilinirdi,
Akşamın hazırlığı,
Öğleden bilinirdi,
Herşeyde bir tat vardı,
Ah..Nerde eski günlerimiz.
Bazen de değişiklik yapar,
Komşumuzun dut dalının dibine,
Meydan sofrası kurar.
Düğün kalabalığına dönerdik.
Herşeyde bir tat vardı,
Ah..Nerde eski günlerimiz.
Sonra akşam yemeği,
Başlardı komşularda gayreti,
Kim ne pişirecekse,
Elinde gelirdi tepsiyle.
Herşeyde bir tat vardı,
Ah..Nerde eski günlerimiz.
Fasulye ayıklanırdı,
Tam ortadan dilinirdi,
Pirinç,mercimek deşilip,
Dolmalar sarılrdı.
Herşeyde bir tat vardı,
Ah..Nerde eski günlerimiz.
Yemekler ateşe konurdu,
Bazende dibi tutardı,
Çünkü o sokakta oturmak,
Herşeyden güzeldi.
Herşeyde bir tat vardı,
Ah..Nerde eski günlerimiz.
Yemek faslı bitince,
Sıra oyuna gelirdi,
Bazen çocularla oynar,
Bu işe komşularda karışırdı.
Herşeyde bir tat vardı,
Ah..Nerde eski günlerimiz.
Bazen çizgi oynardık,
Bazen taş,topraktı oyuncağımız,
Ya da bezden yaptığımız bebeklerin,
Keyfine diyecek olmazdı.
Herşeyde bir tat vardı,
Ah..Nerde eski günlerimiz.
Annem,Bilgin,Gönül,Seher ablam.
Hanife, Nazife, Münüs, Nimet, Güllü teyzem,
Mükerrem ablam, Ayten, Nurşen, Şükran teyzem
Hepimiz oynardık, yakan top, dokuz kaya,
Bir şenlik vardı, Hanlar önü meydanında.
Herşeyde bir tat vardı
Ah.. Nerde eski günlerimiz.
Günler ayları, aylar yılları,
Hızla kovaladı, zaman geçti,
Herkes bir bir sokaktan gitti,
İşte eski günler böyle bitti.
Herşeyde bir tat vardı,
Ah..Nerde eski günlerimiz.
O komşuluk lezzeti,
İnsanların kardeşlik samimiyeti,
Bir KANDİL gibi mübarek havası,
Silinmedi dostlar silinmedi,
Çocukluğun büyülü hatırası.
Herşeyde bir tat vardı,
Ah.. Nerde eski günlerimiz.
(15 EKİM 2004 SAYI: 112)
NEREDESİN MUTLULUK
Hayatla oyun oynuyorum,
Hep ben gözlerimi yumuyorum,
Arıyorum,arıyorum,yoksun,
NERDESİN MUTLULUK..
Önüme,arkama bakıyorum,
Bir de sağıma,soluma,
Yakınıma,uzağıma,yoksun,
NEREDESİN MUTLULUK..
Bulamadım işte,
Umutsuzca,çaresizce,
Bir benmiyim gözleri kapalı,
Bu oyunun içinde,
Arıyorum,arıyorum,yoksun,
NEREDESİN MUTLULUK..
NEDEN
Nden,hep aklımdasın,
Neden,seni düşünüyorum,
Nereye,baksam seni görüyoum,
Gecemde,gündüzümde sen oluyorsun.
Neden,hiçbir şey sensiz olmuyor,
Senin yerin asla dolmuyor,
Ben neyim,kimim bilinmiyor,
Kaderim sensiz asla gülmüyor.
Beni benden ettin helal olsun sana,
Yaşadığım hayat haram oldu bana,
Ben ne haldeyim soruyorum sana,
Neden,vefasız çıktın sevgilim bana.
Sensiz geçen günlerime yanarım,
Cehennem ateşi gibi yanar,yanarım,
Ben sana değil bahtıma karayım,
Seni Tam bulmuşken kaybeden kaderime isyanım,
Seni TAM BULMUŞKEN KAYBEDEN KADERİME İSYANIM.
(10 EYLÜL 2004 SAYI: 110)
BİR SEVDA YOLUNDAN
GEÇTİNİZ Mİ?
Bir sevda yolundan geçtiniz mi?
Yolu uzun yolu yokuş
Bazen yolun sonu görünür
Bazende bir ömür boyu insan sürünür
Hep bir hevesle gider
Aşk buldugunu zanneder
Birde bakarki ömür biter
Hala o yolun yokuşu yolunda gider
Bu yola düşen bin pişman
Düşmeyense bir pişman
Belkide bu yola düşen bir pişman
Düşmeyense bin pişman
HERKESTEN AYRI
Çiçek ayrı, gül ayrı,
Böcek ayrı, kuş ayrı,
Sevgi ayrı, aşk ayrı,
Sen kalbimde herkesten ayrı,
Kadın ayrı, erkek ayrı,
Sevmek ayrı, sevilmek ayrı,
Gelmek ayrı, gitmek ayrı,
Sen kalbimde herkesten ayrı.
Gece ayrı, gündüz ayrı,
Keder ayrı, dert ayrı,
Özlem ayrı, kavuşmak ayrı
Sen kalbimde herkesten ayrı
(6 AĞUSTOS 2004 SAYI:107)
BİR YER VAR MIDIR?
Yemyeşil bir doğada
Masmavi gökyüzünün kucakladığı
Sımsıcak güneşin sarmaladığı
Delice yağmurların yağdığı
Bir yer varmıdır?
Masumca aşkların, sevdaların
Aşk kokusu getiren rüzgarların
Sevda kırmızısı güllerin
aşk için tutuşan gönüllerin
olduğu bir yer varmıdır?
Aşkı yazan ellerin
Aşk okunu atan gözlerin
Hep gülmelerin,sevmelerin
Olduğu bir yer varmıdır?
SEVGİ ÇOK ZORDUR
Her insan sevemez
Sevgi çok zordur
yolu yokuştur
Tırmanmaya sabır ister
Gökyüzünde bir yıldızdır
Erişmeye sabır ister
Derin bir okyanustur
Dalmaya sabır ister
Nadide bir çiçektir
Bulmaya sabır ister
Ömrünce ararsın bulamazsın
Ama... o seni ansızın kalbinden yakalar
Onu bulmak çok zor
Çok zor ama...
Kaybetmek...
Kaybetmek o zorluğa karşı
Çok kolaydır.
BEN BU DÜNYAYI ANLAYAMADIM
Ben bu dünyayı analayamadım
Niye bu kötülükler
Niye bu kötü insanlar
Bunca güzellik varken
güzel ve insanca yaşamak varken
Niye bunları görmez bu insanlar
Gözleri körmüdür?
Yoksa bile bile niyetleri kötülükmüdür?
Anlayamadım... Gerçekten
Ben bu dünyayı anlayamadım dostlar
dostluklar kalmamış
İyi sözler zindanlara kapatılmış
Kalpler sevgisizlikten kararmış
Ümitler kandil ışığında şimdi bitti bitecek
Kardeşlik nedir? Unutulmuşl
Kelimesi bile hafızalardan silinmiş
Böyle bir dünyada yaşam savaşı vermek
Ölümü her an yanınızda hissetmek
Böyle bir dünyada yaşamak, yaşamak mıdır dostlar
anlayamadım... Gerçekten
Ben bu dünyayı anlayamadım dostlar
Halbuki bir sevseler
Sevginin o güzel tadını yüreklerinde bir duysalar
Neler olmaz ki neler
Neler değişmezdiki neler
Pişmanlık ateşi kötülüğü siler
Her insandan sevgi tanecikleri dünyaya düşer
Dünya bambaşka bir Cennet olurdu
Dünya Sevgi dolu bir dünya olurdu.
SICAK YÜREKLER
Yine koluma taktım gidiyorum
Kaderim olan kederimi
Yürüyoruz yollar boyu
Yürüyoruz yıllar boyu
Girmiş bir defa yoluma
Kenetlemiş kendini koluma
Bulamadım ki mutluluğun kilidini
Ömür yolumda
Başkaları ise
Takmış sevdiğini koluna
Yürekleri kenetlenmiş koluna
Bulmuşlar mutluluğun kilidini
sıcak yürekleri açıyor o kilidi
Sevmek, güzel şey
Sevilmek daha da güzel
Değerini bilmek gerek
Bilmek için illaki kaybetmek mi gerek
Kaybetmeden yaşamak gerek o güzellikleri
Çünkü giden gelmez ki geri
08 Mart 2004 Sayı: 94
İNSANLAR
Çeşit çeşit, renk renk insanlar
Her biri ayrı tür, her biri ayrı huy
Kimi melek, kiminin yüzünde nur
Kiminin yanına yaklaşılmaz sanki bir sur
Kimi saf, doğal olduğu gibi
Kimi mert, delikanlı göründüğü gibi
Kimi takınır yüzüne sahte bir maske
Maskenin içinde ne olduğu belli olmayan bir nesne
Kimi çok güzel giyinir
Şıklığı kendine hedef edinir
Doşı çok güzel, görünüşü şaheserdir
Sanki kalaylanmış bir tas gibidir
ama ne fayda, na altın, ne gümüş
Kalayı gidince kırmızı bakır bir tasdır
Yani beyni pasdır
Kiminde giyim yoktur, yalnız örtünmüştür
Dışı eski, püskjüdür
ama ruhu şıktır, gönlü ışıktır
İşte onlar, insanlığa ışıktır.
Kiminde bol dünya nimetleri
Yüzüyor içinde keyifli keyifli
Saltanat içinde tavafta sanki
Yavaş yavaş öldüğünün farkındamı sanki
Kimi dünya nimetlerinden yoksun
Gözünde yoktur saltanat tahtı
Tek kederi işsizliği, kara bahtı
Evine götüreceği ekmek tek saltanatı
Görmezler ki
Çeşit çeşit insanlar
Çünkü paylaşmasını bilmiyorki
Basamağın hep üstündeki insanlar
Alt basamakta halbuki neler var?
Merak etmezler ki,Alt basamakta acaba neler var?
Ne karnı aç, fakat gözü tok
Ne üstü çıplak, fakat yüreği sıcak
Ne insanlar var
İnsandır işte onlar
İnsanlığa ışık tutanlar
Başı eğik, fakat yüreği dik olanlar
Mağdur, fakat gurur içinde yaşar onlar
İnsanlar, gerçek insanlardır onlar.
VAKİTSİZ GELEN AYRILIK
Bir zamanlar benimde umut yüklü baharlarım vardı
Kalbim sevecenliğini hep sana saklardı
aklımdan hep senin hayallerin geçerdi
Ve... seni bir ömür boyu benim olarak sevmek
Bir zamanlar benimde gönlüm gençti
Gözyaşlarımı hep sevinçlere saklardım
Hüzünlü mevsimlerde bile gönlüm deli gibi çoşardı
Ve... seni bulmanın heyecanıyla o unutulmaz saatler
Bir zamanlar benimde ayrılıktan haberim yoktu
Bu rüya yada gerçeğin hiç bitmeyeceğini sanırdım
Özlemleri, sevgileri sonsuz sanırdım
Ve... düşünemezdim sensiz hiç bir günü
Bir zamanlar geldi ben de ayrılığa herşeyimi verdim
Gençliğimi, hayatımı, gözyaşlarımı ve seni
şimdi neredeydi... hangi kalblerdeydi o yaşadığım pembe hayaller
yine... Kimbilir hangi sevgiliyi kandırıyordu ayrılığın dersini
vermeden
Ve... benim için senin için beslediğim umutlar toprak olmuştu vakitsiz
gelen bir ayrılıkla
SEVMEK BİR HATA
Sevmek hataymış bir yerde
bunu çok geç anladım
Güzel fakat acı olduğunun
Çok geç farkına vardım
Bir kere düşündümü
Peşpeşe sıralanan anıların
Acılara zehir kattığını
Sevince anladım
Unutmak gerekmiş hemen
Bilmiyordum çünkü seviyordum.
(30 OCAK 2004 SAYI: 91)
BEN BU DÜNYAYI ANLAYAMADIM
Ben bu dünyayı anlayamadım,
Niye bu kötülükler,
Niye bu kötü insanlar,
Bunca güzellik varken,
Güzel ve insanca yaşamak varken,
Niye bunları görmez bu insanlar.
Gözleri kör müdür?
Yoksa bile bile niyetleri kötülük müdür?
Anlayamadım... Gerçekten...
Ben bu dünyayı anlayamadım dostlar.
Dostluklar kalmamış.
İyi sözler zindanlara kapatılmış,
Kalpler sevgisizlikten kararmış,
Ümitler kandil ışığında, şimdi bitti bitecek.
Kardeşlik nedir? Unutulmuş,
Kelimesi bile hafızalardan silinmiş,
Böyle bir dünyada yaşam savaşı vermek,
Ölümü her an yanınızda hissetmek,
Böyle bir dünyada yaşamak, yaşamak mıdır dostlar.
Anlayamadım... Gerçekten...
Ben bu dünyayı anlayamadım dostlar.
Halbuki bir sevseler,
Sevginin o güzel tadını yüreklerinde bir duysalar,
Neler olmazdı ki neler,
Neler değişmezdi ki neler,
Pişmanlık ateşi kötülüğü siler,
Her insandan sevgi tanecikleri dünyaya düşer,
Dünya bambaşka bir CENNET olurdu.
Dünya SEVGİ DOLU BİR DÜNYA olurdu.
SEVGİYİ BENDE GÖR
Gel sen sevgiyi bende gör bir tanem,
Sevmek nasılmış bende gör,
Sevmek, yürekten sevince güzel,
Sevilmek, yürekten sevilince güzel,
Yalan sevgilere aldanma, mum alevi gibi söner.
Gel sen sevgiyi bende gör bir tanem,
Sevmek nasılmış bende gör,
Başını yasla yüreğime,
Sevgimin çağlayan sesini dinle,
Yalan sevgilere aldanma, kuru bir nehire benzer.
Gel sen sevgiyi bende gör bir tanem,
Sevmek nasılmış bende gör,
Sevdam, güneş gibi yakıcı,
Sevdam, ayışığı gibi aydınlatıcı,
Sevdam, yıldızlar kadar masum ve gizemli,
Yalan sevgilere aldanma, karanlık geceye benzer.
Gel sen sevgiyi bende gör bir tanem,
Sevmek nasılmış bende gör,
Anlatmaya gerek yok,
Gözlerimin ışıltısından anlarsın, seni nasıl sevdiğimi,
Yalan sevgilere aldanma, gözler sevmediğini de söyler
(30 EKİM 2003 SAYI: 80)
|
HAYATA ŞİİR
Sonbahar yapraklarından öğrendim,
Umutlarımı bir bir dökmeyi.
Yağmurlardan öğrendim,
Gözyaşlarımı seller gibi akıtmayı.
Kara bulutlardan öğrendim,
Bahtımın kara yazgısını.
Sigara dumanlarından öğrendim,
Hayatımın zehir olduğunu.
Ben zifiri gecelerden öğrendim,
Gündüzün hiç olmadığını.
Ve..Ben yazarak öğrendim,
Hayatımın bir şiir olduğunu.
07 Ocak 2005 Cuma Yıl:3 Sayı:121
SENİNLE OLMAYACAĞIM
Ben yokum artık,
Hiç olmayacağım.
Senin dünyana güneştim,
Bir daha doğmayacağım.
Umutların olmayacak,
Hasretim seni yakacak,
Yanan ateşler içinde,
Sana su olmayacağım.
Hayatın bensiz olacak,
Bensiz zehir olacak.
Yudum yudum içerken,
Seninle olmayacağım.
07 Ocak 2005 Cuma Yıl:3 Sayı:121
İLK BAKIŞ
Kalbe dolan o ilk bakış,
Aşk kıpırtılarıdır.
Bakışlardan içe sızan,
Aşk kıvılcımıdır.
Kıvılcımdan çıkan ateş,
Aşkın ta kendisidir.
Yanar yanar sönmez,
Ne de kül olup bitmez.
KALP NERDE?
Çalışırsın gece gündüz,
İyi yaşarsın herşey dümdüz,
Saray gibi bir evin,
Milyarlık saltanat senin,
Herşey emrine amade,
Yine de tamah sende,
Ne doymaz göz,
Ne doymaz mide var sende,
Ey dünyanın şımarığı!
En güzel olan kalp sende?
(4 OCAK 2005 SAYI:120)
YÜCE RAMAZAN
Seni hep bekledik,
Uzaktan bir sevdiğimiz gelecek gibi,
Seni çok özledik,
Her an sevdiğimize kavuşacakmış gibi,
Seninle doğruyu bulduk,
Sanki yeniden doğmuş gibi.
Seninle buluştuğumuz an,
İşte o an..Sevgiler çatırdadı,
Dünyanın her bir yerinden.
Hoş geldin, sfa geldin,
Bize nimetler verdin,
En güzel, güzellikleri önümüze serdin,
Ayların en yücesi, YÜCE RAMAZAN.
MÜBAREK RAMAZAN
Sen geldin, huzurla dolduk,
Sen geldin, doğruyu bulduk,
Sen geldin, nura boğulduk,
Ey Mübarek Ramazan!
Sen geldin, nimetlerle dolduk,
Sen geldin, fakirlerle olduk,
Sen geldin, kardeşliğe doyduk,
Ey Mübarek Ramazan.
Sen geldin iyiliği bulduk,
Sen geldin, kötülüğü kovduk,
Sen geldin, kötülüğü kovduk,
Sen geldin, tadınla doyduk,
Ey! Mübarek Ramazan.
(12 KASIM 2004 SAYI: 115)
ALDANMA EY GAFİL
Dünya güzel,dünya hoştur,
Ne karanlık,ne aydınlık,
Işığı göze loştur.
Tadı baldan daha tatlı,
Fakat yendikçe mayhoştur.
Bir kere tatmak helal,
Birden fazlası haram ve zarar
Gözüne gözükür
Koskoca bir saray,
Aldanma ey gafil,
Ahirettedir asıl saray.
Bu dünyada içine girip salınan,
Zanneder ki kendisi hükümdar,
Ne kadar cahildir ki ne kadar,
Bilmez ki kendisini kim yaratan,
Her güceü kendinde tanır,
Allah’ın verdiği parayı gücü sanır,
Parayla zulmü satın alır,
Cahil kalmış beyni bu kadar çalışır.
SENİ BEN
Seni ben,
Kırmızı bir gülün yapraklarında,
Uçan bir kelebeğin kanatlarında,
Bir bülbülün yakarışlarında,
Buldum ve sevdim.
Seni ben,
Aşkım gibi çağlayan sularda,
Gözlerin gibi parlayan yıldızlarda,
Rengarenk kır çiçekleri arasında,
Buldum ve sevdim.
Seni ben,
Bembeyaz sevginin kar tanelerinde,
Eski bir şarkının nağmelerinde,
Kuytu köşelerde kalmış düşlerimde,
Buldum ve sevdim.
Nerede isen,
Neredegizlenmiş isen,
Seni ben,
Buldum ve sevdim.
KÜÇÜK BİR KIZ
Hayata bakıyorum,
Küçük bir kız,
Bir elinde mendil,bir elinde sakız,
Hayat ne çabuk da kapmış,
Daha çocukluğunu yaşamamış,
Yaşam kavgasının içine dalmış,
Soğuk elleri titremiş,
Gözlerinden yaşlar akmış,
Satmak için zorunlu,
Çünkü ekmek parasını bekleyenler varmış.
Çaresiz hayatı tanımadan sokağa atılmış.
Hayata bakıyorum,
Küçük bir kız,
Bir elinde bebek,bir elinde şeker,
Hergün neşeli,her gün gezer,
Gam,keder nedir bilmez,
Ekmek parası nerden gelir,
Daha aklı ermez.
Çünkü herşey önünde hazır,
FARK BU...Biri zengin,biri fakir,
HAYAT BU...Biri zengin,biri fakir
SENİ SENİNLE SEVDİM
Seni seninle sevdim,
Sensiz seni neyleyim,
Hasretin o kadar zor ki,
Özlemeyi neyleyim.
Seni seninle sevdim,
Sensiz dünyayı neyleyim,
Yaşamak o kadar zor ki,
Yaşamayı neyleyim.
Seni seninle sevdim,
Sensiz ayrılığı neyleyim.
Beklemek o kadar zor ki,
Böyle kaderi neyleyim.
AŞK VE AYRILIK
Aşk,bir kıvılcım ateşi gibi yanar,
Yanar,yanar lav olup akar,
Bendime sığmaz sel olup taşar,
Ayrılık,araya girince kül olup uçar.
(29 EKİM 2004 SAYI: 113)
BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ
Bir varmış, bir yokmuş
Aşk bir masalmış
Anlatılanlar doğru
Yaşananlar yalanmış
Bir varmış, bir yokmuş
Aşk bir duyguymuş
Ne elle tutulur,
Ne de gözle görülür
Var olduğu söylenir dururmuş
Bir varmış, bir yokmuş
Aşkın yaşı yokmuş
Adresi belli değil
Her kalbe gidermiş
Bir varmış, bir yokmuş
Aşkın zamanı yokmuş
Ya habersiz gelir
Ya da ansızın çekip gidermiş
Bir varmış, bir yokmuş
Aşk bir masalmış
Anlatılanlar doğru
Yaşananlar yalanmış.
EY İNSANLAR
Ey! İnsanlar!..
Bir kere olsun düşünelim
Niye geldik dünyaya
Hesap vermeyecekmiyiz
YARATAN RABBİMİZE
Ey!.. İnsanlar!..
Bir kere olsun düşünelim
Her türlü nimetler var önümüzde
Yine de şükretmeyiz
YARATAN RABBİMİZE
Ey! İnsanlar!..
Bir kere olsun düşünelim
Her türlü imkanlar var elimizde
Yine de kulluk etmeyiz
YARATAN RABBİMİZE
Ey! İnsanlar!..
Bir kere olsun düşünelim
İmtihanda olsun düşünelim
İmtihanda olduğumuzu bilelim
Başarıyla geçmek için yalvaralım
YALVARALIM YARATAN RABBİMİZE
(20 AĞUSTOS 2004 SAYI: 109)
DÖRT MEVSİM
Ömrümüzün baharı,
Hayatımızın tatlı balı
Aşkımızın en güzel yılları,
MEVSİM İLKBAHAR...
Çiçekler açmış
Ağaçlar yapraklanmış
Güneş kış hapsinden çıkmış
Aşıkların gönlü açmış
MEVSİM İLKBAHAR...
Sular sevdalı akıyor
Sevdalar içimize akıyor
Hayat olabildiğince güzel bakıyor
MEVSİM YAZ...
Yaz güneşi gibiyiz sıcak
Gökyüzü gibi, masmavi parlak
Kararan ne bir bulut var,
Kırılan ne de bir umut,
MEVSİM YAZ..
Birden birşey oluyor,
Mevsimler değişiyor
Neşeler hüzünleşiyor
MEVSİM SONBAHAR...
Umutlar bir garip, buruk
Gözyaşlarıyla yarı bulanık, yarı duruk
Bakır rengi hazan girdabında, savrulup durup
Ve... Yüzleşme... Yüzleşmek zamanı,
MEVSİM SONBAHAR...
Artık hayatın son demleri
Oynadığımız rolün son perdesi
Ömür fırtına gibi geçti, esen son yeli,
MEVSİM KIŞ..
Ne ilkbahar, ne Yaz, ne Sonbahar,
Herşey bitti alamadık bir haz,
Kış geldi çattı, sığınacak bir tek yer var,
O da herjkesi, bağrına basan kara toprak,
Bir masal gibi, bir varmış bir yokmuş hayat,
Ömür dört mevsim gibi, yaşandı bitti bak...
BENİM SESSİZ GECELERİM
Benim arkadaşım
Can yoldaşım
Sırdaşım dert ortağım
Benim sessiz gecelerim
Geceler beni bekler
Bende geceleri
Akşamın ardından kavuşuruz
Benim sessiz gecelerim
Artık açarım kalbimi
Ne varsa çıkar göğe karşı
Beni benden alır
Benim sessiz gecelerim
Dertlerimi bıkmadan dinler
Her gece benimle inler
Ay ışığını bana gönder
Benim sessiz gecelerim
Benimler ağlar, benimle güler
Ona bakarak yazar bu eller
Yıldızları bana gönder
Benim sessiz gecelerim
SENİ DÜŞÜNÜYORUM YİNE
Seni düşünüyorum yine,
Gecenin sessizliğinde,
Ürperten karanlığın,
Donmuş bakışlarında,
Anıların çöküyor içime,
Karanlık ne kadar vahşi olsa bile..
Seni düşünüyorum yine,
Engin denizlerin durgunluğunda,
Sen öyke, durgun sular gibi,
Sessiz ve sakin,
Öyle yer ettin ki derinden içime,
Denizler ne kadar derin olsa bile..
(30 TEMMUZ 2004 SAYI: 106)
DUYGULAR
Duygular o kadar derin ki
Duygular o kadar yüklü ki
Neredeyse patlayacak bir bomba gibi
Bazen de o kadar gizli ki
Bazen de o kadar üzeri yosun tutmuş ki
Neredeyse yıllarca arasan bulunmaz ki
Duygular adı gibi gizemli
Kimsenin göremediği, bulamadığı yerde gizli
Anlatmaya ne sözcükler ne kalemler yeterli
İnsanın işte bu anda başlıyor çaresizliği
Duygular insanın karşı koyamadığı esaret zinciri
Her şeye çare bulan insan, tek, duygularının esiri
SADECE AŞKLA GÜZEL
Kırlar yeşerince güzel
Kuşlar ötüşünce güzel
Kelebekler uçuşunca güzel
Kalpler sadece aşkla güzel
Ağaçlar yapraklanınca güzel
Meyveleri olunca güzel
Çiçekler açınca güzel
Kalpler sadece aşkla güzel
Yağmur yağınca güzel
Aşıklar ıslanınca güzel
Üzerine güneş açınca güzel
Kalpler sadece aşkla güzel
Tomurcuklar açınca güzel
Kırmızı güller dalında güzel
Bülbülleri hayran edince güzel
Kalpler sadece aşkla güzel
Şiirler yazılınca güzel
Şarkılar söylenince güzel
Şairler sevgiyle güzel
Kalpler sadece aşkla güzel
BÜYÜLÜ AŞK
Aşk...
Öyle güzel ki,
Gül kadar güzel
Bir annenin kokusu
Bir bebeğin gülüşü kadar güzel
Aşk...
Öyle büyük ki
Gökyüzü kadar
Yeryüzü kadar
Bir minicik yürekte aynı eşdeğer
Aşk...
Öyle sıcak ki
Güneş sıcaklığı kadar
Ay ışığı parlaklığı kadar
Yanan ateşlerin bile onun yanında
Sönük kalacak kadar
İşte...
Öylesine güzel
Öylesine büyük
Öylesine sıcak ve sımsıcak
Olacak kadar yüreklerdedir
Büyülü Aşk...
NERDESİN
Seni aradım, nerdesin?
Bir haberin gelmez, nerdesin?
Hala kalbinde benlemi
Yoksa... Kimbilir...
Başka gönüllerdemisin?
Bir bilsem, bilebilsem
Sen ne haldesin?
Bir haberin gelmez, nerdesin?
Benim bir adım yakınımda
Yoksa... Kimbilir...
Aşılmaz yollardamısın?
Bir bilsem, bilebilsem
Sen hangi yerdesin?
Sen nerdesin?
(27 ŞUBAT 2004 SAYI: 93)
HAYATIN GERÇEKLERİ
Hayata gözlerimi açtım,
Ben bir bebeğim...
Ağlayarak hayata başladım,
Gülmek nedir?
Daha bilmiyorum.
Derken...
Aylar geçti, yürümeye başladım,
Zorda olsa yürümeyi öğrendim.
Sonra koşmayı,
Koşarken düşmeyi,
Düşerken kalkmayı,
Ben, yavaş yavaş hayatı öğrendim.
Kolay ve zor hayatın iki yönünü,
Acımasızlığını, zalimliğlni,
İnsanların iki yüzlülüğünü,
Hiç de göründüğü gibi olmadığını öğrendim.
Ben bütün bu çirkinlikler içinde,
Doğruyu öğrendim.
Sevgiyi yüreğimde, cesareti beynimde,
Adamakıllı tutmayı öğrendim.
İnsan gibi insanım ama,
Layık görmediler, herşeyin en iyisini bana,
Hayatın gülü değil, dikeni düştü bahtıma,
Ben, o dikeni gül diye sevmeyi öğrendim.
İşte hayat bir okul...
Ben iyisiyle, kötüsüyle,
Eğrisiyle, doğrusuyla,
Sevinciyle, hüznüyle,
Hayatı okumayı öğrendim.
Hayatın içinden insanları,
Hayatın içinden gerçekleri öğrendim
Herşeyi öğrendim ama,
Bir gülmeyi, bir gülmeyi öğrenemedim.
BİR GÜLMEYİ, ÖĞRENEMEDİM...
NEREDE GERÇEK SEVGİ
Sevgi var mıdır?
Dostluk var mıdır?
Bu zamanda kırıntısı bile kalmış mıdır?
Herşeyin yalan, dolan,
Herşeyin menfeat,
Herşeyin para olduğu bir dünyada,
Sevgi ve dostluklar,
Yalan, dolan, menfeat ve para kirine bulanmış.
Nerede, gerçek sevgi?
Nerede, gerçek dostluk?
Çok aradım ömrümce,
Bulamadım gönlümce,
Oysa, gerçek sevgiyle sarılacaktım,
Dostluğun o sıcacık boynuna.
(21 KASIM 2003 SAYI: 83)
HAYATIN GERÇEKLERİ
Hayata gözlerimi açtım,
Ben bir bebeğim...
Ağlayarak hayata başladım,
Gülmek nedir?
Daha bilmiyorum.
Derken...
Aylar geçti, yürümeye başladım,
Zorda olsa yürümeyi öğrendim.
Sonra koşmayı,
Koşarken düşmeyi,
Düşerken kalkmayı,
Ben, yavaş yavaş hayatı öğrendim.
Kolay ve zor hayatın iki yönünü,
Acımasızlığını, zalimliğlni,
İnsanların iki yüzlülüğünü,
Hiç de göründüğü gibi olmadığını öğrendim.
Ben bütün bu çirkinlikler içinde,
Doğruyu öğrendim.
Sevgiyi yüreğimde, cesareti beynimde,
Adamakıllı tutmayı öğrendim.
İnsan gibi insanım ama,
Layık görmediler, herşeyin en iyisini bana,
Hayatın gülü değil, dikeni düştü bahtıma,
Ben, o dikeni gül diye sevmeyi öğrendim.
İşte hayat bir okul...
Ben iyisiyle, kötüsüyle,
Eğrisiyle, doğrusuyla,
Sevinciyle, hüznüyle,
Hayatı okumayı öğrendim.
Hayatın içinden insanları,
Hayatın içinden gerçekleri öğrendim
Herşeyi öğrendim ama,
Bir gülmeyi, bir gülmeyi öğrenemedim.
BİR GÜLMEYİ, ÖĞRENEMEDİM...
AŞK ACISI
Ben yeniden doğdum,
Seni tanıdığım gün, benim doğum günüm,
Kalbime kurşunlar saplandı, sanki o gün,
Aşk acısıymış meğer, yüreğime düşen o gün,
(24 EKİM 2003 SAYI: 79)
KADERİME AĞLIYORUM
Beni hergün ağlatan
Dikenli yollarda yürüten
Sususz çöllerde gezdiren
Kaderime ağlıyorum.
Hergün bin kere ah çekip
Bu nasıl sevgi diye isyan ettiren
Gülmeyi çoktan unutturan
Kaderime ağlıyorum.
huzura erdirmeyen
Sevgiye güldürmeyen
Derdimi anlamayan
Kaderime ağlıyorum.
Gündüzümü karanlık
Gecelerimi zindan eden
Güneşi hiç göstermeyen
Kaderime ağlıyorum.
Ömrümü hiç eden
Hayallerimi yıkan
Rüyalarımı bile çok gören
Kaderime ağlıyorum
(7 KASIM 2003 SAYI: 81)
|