|
DÖNER SERMAYE GELİRLERİ
ARTTIĞI İÇİN
DOKTORLAR MUAYENEHANELERİNİ KAPATIYOR |
|
Sağlıkta ‘ne kadar iş, o kadar para’ uygulaması
amacına ulaşmaya başladığı kaydedildi. Maaşlarına ilave olarak 6
milyar liraya kadar döner sermaye payı alan hekimler, özel muayenehane
işletmekten vazgeçiyor.Kamu sağlık kuruluşlarında hak ettiği ücreti
alamadığını düşünen hekimlerin, hastalara gereken ilgiyi göstermemesi
yıllardır şikayet konusuydu. İnsanca hizmet almak isteyen vatandaş,
önce özel muayenehaneye sonra hastaneye gitmek zorunda kalıyordu. Bu
şekilde işleyen sağlık sistemi, 2004 yılından itibaren değişim
sürecine girdi. Çok çalışıp, çok iş yapan sağlık personeline maaşının
6 katına kadar ek ücret alma imkanı sağlanması sektöre canlılık
getirdi. Performans ücretlendirmesi sayesinde eskiye oranla daha fazla
gelir elde eden hekimler geleceklerini özel muayenehanelerinden ibaret
görmemeye başladı. Devlet hastanelerine dönen hekimler, daha iyi
hizmet vererek gelirlerini yükseltitiği kaydedildi. Kamuda çalışan
hekimlerin işlerine sahip çıkmaya başladıklarını söyleyen Sağlık
Bakanı Recep Akdağ, devlet hastanelerine dönüşün 2005 yılında artarak
devam edeceğini belirttiği kaydedildi.
Akdağ, personele dağıtılan döner sermaye limitlerinin artırılmasıyla
motivasyonu yükselttiklerini ve bunun da hastanelerde ciddi bir
dinamizm meydana getirdiğini ifade ettiği kaydedildi. Türkiye'deki
sağlık sisteminin vatandaşları daha iyi hizmet için önce doktorun özel
muayenehanesine gitmeye zorladığını dile getiren Akdağ, “Bu sistem o
kadar kabul edilmişti ki kimse bunun değiştirileceğine inanmıyordu.”
diyerek performansa dayalı döner sermaye ödemeleriyle anlayışın
değişmeye başladığının altını çiziyor.
Bu uygulamayı ayakta tutmaya kararlı olduklarını açıklayan Akbağ, eski
uygulamada en yüksek döner sermayenin ayda 500 milyon lirayı
geçmediğini, şimdi ise uzman hekimlerin maaşlarının dışında 5-6 milyar
liraya yakın ek gelir elde edebildiklerini bildiriyor. 2004 yılı
başında uygulamaya geçirilen “performansa dayalı döner sermaye
dağıtımı” sistemine göre uzman ve pratisyen hekimler yaptıkları işe
göre belli puanlar kazanıyor. Ay sonunda toplanan puanlar döner
sermaye dağıtımında esas alınıyor. Buna göre çok çalışıp, çok iş yapan
personel daha fazla para alıyor. Yardımcı sağlık personeli de
hastanenin genel performans puanına göre pay alıyor. Yeni uygulamayla
hekimlere gösterdikleri performans oranında maaşlarının 6 katına kadar
döner sermaye geliri elde etme imkanı tanınıyor. |
|
OKULLARDA KİTAP
OKUMA SAATLERİ OLACAK |
|
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, karne sebebiyle
gittiği okul ziyaretinde öğrencilere ve velilere önemli mesajlar verdi.
Çelik, yeni dönemde öğrencilerle birlikte okullarda herkesin kitap
okuyacağını açıkladı.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, öğrencilerin karnelerindeki
başarılarından dolayı kutlanmasını, başarısız çocukların ise
kesinlikle cezalandırılmamasını istedi. Çelik, bütün okullarda belli
gün ve saatlerde tüm okul personelinin katılacağı okuma saatleri
olacağını açıkladı.
Karne notlarının sadece çocukların değil aynı zamanda okul müdürünün,
öğretmenlerin ve velilerin de başarısızlığı ve başarısını gösterdiğini
vurgulayan Çelik, “Başarıyı veya başarısızlığı sadece çocuklarımıza
mal etmek doğru değil. Burada sorumluluk varsa hepimize aittir.
Dolayısıyla çocuklarımızı karnelerindeki başarıdan dolayı kutlayalım,
ödüllendirelim; ama başarısız olan çocuklarımızı uyaralım, onlara
gerekli nasihatte bulunalım; ama kesinlikle cezalandırma yoluna
gitmeyelim.” dedi.
Kitap okuma konusunda çocukları bilinçlendirmek, kitap okuma gibi
güzel bir alışkanlığı kazandırmak amacıyla yeni bir proje
başlatacaklarını açıklayan Çelik, okullarda belli gün ve saatlerde
bütün okul personelinin, öğretmenin, öğrencinin birlikte aynı zamanda
kitap okuyacağının müjdesini verdi. ‘Birlikte Okuyalım’ kampanyasıyla
bunun gerçekleştirileceğini belirten Çelik, “Türkiye çapında her
okulumuzda bunu yaygınlaştıracağız. Biz artık kitapla daha çok haşır
neşir bir millet olmak zorundayız.’’ diye konuştu. Okullarda kutlanan
“belirli gün ve haftalar’’ konusunda da yeni bir düzenleme
yaptıklarını hatırlatan Çelik, Dünya Kooperatifçilik Günü, Milli
Eğitim Vakfı Kuruluş Günü, NATO Günü ve Avrupa Günü kutlamalarının
kaldırıldığını açıkladı. |
|
Hale rakip geldiği
için sebze-meyve ucuzlayacak |
|
Büyük
kentlerde satılan yaş sebze ve meyvelerin ucuzlaması için aracı
sayısının azaltılması öteden beri savunuldu.
Üreticinin para kazanamadığı, tüketicinin ise pahalıya yediği bu
sistemin değişmesi için yaş sebze ve meyve hallerinin tekel konumundan
çıkartılması istendi. Yıllardır şikayet edilen; ancak mesafe
alınamayan bu duruma alternatif çözüm Tarım Kredi Kooperatifleri
Merkez Birliği’nden geldi. Üretici ve marketler arasında aracılık
yapan birlik, çiftçiden aldığı mahsulü daha az bir komisyonla
marketlere ulaştırmayı başardı. Pilot uygulama olumlu sonuç verince
kooperatif şimdi yurt genelinde örgütlenmeye gideceğini açıkladı.
Haller % 8 komisyon alırken, kooperatif birlikleri ürünü marketlere %
4 komisyonla veriyor.% 5-6 oranında kâr elde eden marketler de ürünü
tüketiciye daha uygun fiyata satıyor. ‘Yaş meyve ve sebze satışında
tekel durumundaki hal esnafına rakip geldi’ diyenlere ise toptancı
hali esnafından ‘Böyle bir sonuç için çok erken. Kontrol hâlâ bizde’
cevabı geldi.
Türkiye Sebze ve Meyve Komisyoncuları Federasyonu ve İstanbul Meyve ve
Sebze Komisyoncuları Derneği Başkanı Burhan Er, gelişmelerden rahatsız
değil. Er’e göre rekabetten zarar gelmez. Ankara Büyükşehir Belediyesi
Toptancı Hal Şube Müdürü Yakup Sarı ise, Tarım Kredi’nin bu yapısı ile
hale rakip olamayacağı görüşünde olduğu kaydedildi.
Türkiye’deki yaş meyve ve sebze ihtiyacının yaklaşık % 70’ini Türkiye
Sebze ve Meyve Komisyoncuları Federasyonu’na bağlı toptancı halleri
karşılıyor. Ancak 29 Haziran 2004’te kabul edilen Tarımsal Üretici
Birlikleri Yasası’ndan sonra, artık satış ruhsatı alan bütün kişi ve
kuruluşlar ürün pazarlayabiliyor. Hal esnafı, kimseyi rakip olarak
görmese de kooperatifler boş durmuyor. Tarım Kredi’ye bağlı 72
kooperatif, yasa çıktıktan sonra ‘Üretici Birliği Belgesi’ aldı.
Bunlardan Ankara, Antalya, Kütahya, Bursa ve Afyon’daki kooperatifler,
geçen sene Migros Hipermarket ve Dimes Meyve Suyu Fabrikası’na toplam
246 tonluk, 120 milyar TL (120 bin YTL) tutarında sebze ve meyve
pazarladığı öğrenildi. Hal, meyve-sebzeyi % 8 komisyon alarak
marketlere ulaştırırken, kooperatifler % 4 komisyon uyguladığı,
böylece marketler % 5-6 oranında kâr sağlayarak, tüketiciye daha uygun
fiyattan ürün sattığı öğrenildi.
Birlik Genel Müdür Yardımcısı Şakir Dohman, ürünlerin piyasa
değerinden satılması amacıyla ‘aracısız satış hizmeti’ni
üstlendiklerini belirttiği öğrenildi. Halin ürünlere yüksek komisyon
uyguladığını ileri süren Dohman, market, çiftçi ve ihracatçılara
çağrıda bulunarak aracısız sisteme dahil olmalarını önerdiği
kaydedildi. 72 kooperatifin pazarlama yapabilmek için ‘Üretici Birliği
Belgesi’ aldığını vurgulayan Dohman, “Yaş meyve ve sebze satışı ile
yeni bir uygulamaya geçtik. Çiftçinin ürettiği malı aracısız tarladan
alıyor, uygun fiyata doğrudan marketlere ulaştırıyoruz.” dediği
kaydedildi. Şakir Dohman, bu sayede Avrupa Birliği’nde olduğu gibi
bilinçli tarıma geçileceğine dikkat çekerek, “Sistem aracılığıyla suni
fiyat artışları ve enflasyon önlenecek. AB eşiğindeki çiftçi ve
marketlerimizin gelir seviyesi ile rekabet güçleri artacak”
değerlendirmesinde bulunduğu kaydedildi.
Türkiye Sebze ve Meyve Komisyoncuları Federasyonu ve İstanbul Meyve ve
Sebze Komisyoncuları Derneği Başkanı Burhan Er, üretici ve tüketicinin
hayrı için çalışan herkesin yanında olduklarını belirterek,
“Kooperatifler yasa çerçevesinde kayıtlı satış yaptıkları sürece
onların yanındayız. Fakat diğer satıcılara rekabet hakkı tanımazlarsa
karşı çıkarız” değerlendirmesini yaptığı kaydedildi. Ankara Büyükşehir
Belediyesi Toptancı Hal Şube Müdürü Yakup Sarı da, kooperatiflerin
kanuna dayanarak satış yaptığını vurgulayarak, “Bu durum hoşumuza
gitmemesine rağmen, yasal olduğu için bir müdahalemiz yok. Ben
kooperatiflerin halin yerini alacağını düşünmüyorum” dediği kaydedildi.
Tarım Kredi Kooperatifleri, büyük marketlerden talep gelmesini
beklediği öğrenildi. Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği, belli
bir program dahilinde alım-satım gerçekleştirdiği kaydedildi.
Marketlerin talep ettiği miktarı çiftçiye iletiyor. Üretici de ona
göre hasat ediyor. Aracısız satış hizmeti ile sebze ve meyveler piyasa
değerinden alınarak, marketlere % 4 daha düşük komisyonla pazarlanıyor.
Böylece tüketicilerin ucuz ve kaliteli ürüne ulaşması amaçlandığı
öğrenildi. Üretici Birliği Belgesi alan 72 kooperatiften 5’İ, deneme
satışlarına geçen sene başladı. Afyon-Sultandağı Tarım Kredi
Kooperatifi kiraz, Kütahya-Pazarlar Kooperatifi vişne, Antalya-Kumluca
Kooperatifi çarliston biber ve salatalık, Ankara-Beypazarı Kooperatifi
havuç, Bursa-Sultaniye Kooperatifi ise karpuz sattı. Kütahya’da Dimes
Meyve Suları Fabrikası’na, diğer illerde Migros Hipermarket’e satış
gerçekleştirildi. Toplam 246 tonluk ürün pazarlayan Tarım Kredi, 120
bin YTL tutarında satış yaptı. Bütün yaş sebze ve meyve piyasasına
hakim olmayı hedefleyen Birlik, yakın zamanda organik ürünleri de
pazarlayacak. Büyük ölçekli bütün market ve fabrikalardan talep
beklediğini açıklayan Tarım Kredi hem üreticiler hem de sipariş vermek
isteyen kuruluşları beklediğini açıkladı.
|
|
SSK'nın Tedavi
Kurumları ve Sağlık Tesisleri Sağlık Bakanlığı'na Devredildi. |
|
SSK'nın yataklı 148 adet tedavi kurumu ile 425 adet
yataksız sağlık tesisi, Sağlık Bakanlığı bünyesine katıldı.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından onaylanarak, Resmi
Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanan ''5283 Sayılı Bazı Kamu Kurum
ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık Bakanlığı'na
Devredilmesine Dair Yasa'' ile, SSK'ya ait tüm sağlık birimleri,
bunlara ilişkin her türlü görev, hak ve yükümlülükler, taşınırlar,
taşınmazlar ve taşıtlar, rayiç bedeli karşılığında Sağlık Bakanlığı'na
devredildi. |
|
YENİ YAPILANDIRMA;
HER SEMTE VERGİ ŞUBESİ |
|
Gelir idaresi, temelden değişiyor. Başbakanlık’ta
çalışmaları devam eden taslak ile hem ‘memnuniyeti’ hedef alınan
mükellef için sayısız kolaylıklar sağlanırken, vergi kayıp ve kaçağını
takip açısından yeni bir yapılanma gerçekleştiriliyor. Başbakanlık
Müsteşarı Ömer Dinçer’in koordinasyonunda yürütülen Gelir İdaresi
Başkanlığı Taslağını yeniden düzenleme çalışmalarında model önerisi
Başbakanlığa sunuldu. Bu çalışmada hedef, “en iyi hizmet anlayışı
içinde adalet ve tarafsızlıkla mükellefin vergi yasalarına gönüllü
uyumunu tam ve zamanında yerine getirmesini sağlamak” olarak
belirlendi.
Mükellef hakları
Söz konusu çalışma ile yeni sistemde gelir idaresi, ‘mükellef odaklı’
hale gelecek, mükellef hakları ön planda tutulacak. Yeni modelde,
taşra teşkilatı yeniden düzenlenecek. Vergi dairesi sayısı
azaltılırken, uzun vadede tek Türkiye Vergi Dairesi kurulacak. Yaygın
hizmetler, mükellefe en yakın noktada hizmet verecek. Vergilendirme
hizmetlerinin sektör ve mükellef türlerine göre sunulacağı sistemde
kağıt ve para, vergi dairesi dışına çıkarılacak. Böylece mükellef ve
meslek mensuplarının vergi dairesine gelme ihtiyacı ortadan kalkacak.
Mini vergi şubeleri
Yeni modelde, vergi daireleri yeni yapıya bürünecek. İşe boğulmuş
dairelerin yerini ihtisas vergi daireleri alacak. Büyük illerde 1 adet
Gelir Vergisi, 1 adet kurumlar vergisi, 1 adet serbest meslek
kazançları, 1 adet dış ticaret vergi dairesi gibi vergi daireleri
bulunacak. Bu şekilde vergi daireleri, meslek ve uzmanlık bazında
oluşturulacak. Mükellefler, artık normal vergi işlemleri için vergi
dairesine gelmeyecek. Bütün vergiler elektronik ortamda verilecek.
Vergiler de bankalara ya da yine elektronik ortamda EFT yoluyla
yatırılacak. Böylece vergi beyanı, tahakkuk ve tahsilat işlemlerinden
kurtulacak vergi daireleri, mükellefini yakından izleyecek, vergi
kayıp ve kaçağının üzerine gidebilecek, kayıt dışı ekonomi daha
yakından izlenecek. Hizmetler için semtlerde elektronik altyapı ile
donatılmış mini vergi şubeleri kurulacak.
Mükellefe ne getirecek
* Hizmetler şubeler aracılığıyla vatandaşın ayağına götürülecek. Esas,
mükellef memnuniyeti olacak.
* Mükellef memnuniyetini sağlamayı amaçlayan işlemler ‘mükellef
hizmetleri’ birimince yürütülecek.
* Bu birim, işlemlerde kolaylık ve basitliği sağlayacak, şikayetlerin
ortadan
kaldırılması yanında mükellefe hukuki yardımda bulunacak.
* Çağrı merkezleri oluşturulacak. Bu merkezler vatandaşa, vergi borcu
dahil, mükellefiyeti konusunda bilgi verilecek, yine bankalarda olduğu
gibi idare ve şubelerde de müşteri temsilcileri görev yapacak ve
bunlar, vatandaşı vergisel konularda aydınlatacak. |
|
Başörtüsü sorunu
Birleşmiş Milletler raporuna girdi |
|
Kadınların, başörtüsünden dolayı öğrenim ve çalışma
haklarının ellerinden alınması Birleşmiş Milletler Kadına Karşı Her
Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi (CEDAW) Komitesi raporuna da girdiği
kaydedildi.
Başörtülülere yapılan ayrımcılık, “Dini inanışa dayalı kıyafet
yüzünden kadınlar, işgücü piyasasına katılmada ve istihdamda özel
güçlüklerle karşılaşmaktadır.” ifadesiyle yer aldığı öğrenildi.
BM’nin Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW)
kapsamındaki oturumuna Türkiye, hükümet ve sivil toplum örgütü kanadı
olarak iki grupta katıldı. Hükümetin sunduğu rapora alternatif bir
rapor hazırlayan sivil toplum örgütleri, bunu 20 Ocak 2005 tarihinde
yapılan oturumdan iki gün önce komiteye sundu. Töre cinayetleri, kadın
istihdamı, eğitim gibi başlıkların bulunduğu raporda, ‘başörtüsü’ ve
‘kılık-kıyafet’ sorunu da kadınlara yönelik bir ayrımcılık olarak yer
aldı. Başörtüsü ayrımcılığının rapora girmesinde, Başkent Kadın
Platformu’nun çalışmalarının etkili olduğu öğrenildi. CEDAW Yürütme
Kurulu adına hazırlanan raporda, “Dinî inanışa dayalı kıyafet yüzünden
kadınlar, işgücü piyasasına katılmada ve istihdamda özel güçlüklerle
karşılaşmaktadır.” ifadesine yer verildi.
Komite toplantısına sivil toplum örgütleri adına katılan Başkent Kadın
Platformu Yönetim Kurulu üyesi Zeynep Göknil Piyade, üç yıldır bu
çalışmanın içinde olduklarını ve şimdilik bununla yetinmek zorunda
kaldıklarını söylediği kaydedildi. CEDAW Komitesi’nin hazırladığı
‘gölge rapor’da dinî kıyafetlerle ilgili ifadenin bulunduğunu, ancak
yapılan beş dakikalık sunumda buna yer verilmesinin düşünülmediğini
kaydeden Piyade, “Biz çalışmalarımızla bunu eklettirdik. Onunla
birlikte cinsel tercih, etnik köken de eklendi.” ifadesini kullandığı
öğrenildi. Türkiye’deki sivil toplum örgütlerinin hazırladığı gölge
raporun dışında komiteye ikinci bir rapor daha sunmadığının altını
çizen Piyade, kendi dağıttıkları metinlerin Türkiye’deki duruma
ilişkin bilgilendirme amaçlı olduğunu, CEDAW Komitesi’nin de bundan
haberi olduğunu kaydetti. |
|
Enerji Üst Kurulu,
benzine zam yapan TÜPRAŞ’ı uyardı |
|
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, (EPDK) indirim ve
zam haberleri ile vatandaşın kafasını karıştıran Türkiye Petrol
Rafinerileri AŞ’ye (TÜPRAŞ) uyarı yazısı gönderdi.
Artık otomatik fiyatlandırma sisteminin geride kaldığını hatırlatan
kurum, TÜPRAŞ’ın “düzenleyici otorite” gibi fiyat açıklamasından
duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.
TÜPRAŞ, geçtiğimiz hafta rafineri çıkış fiyatlarında% 6 ile 10
arasında indirime gittiğini duyurmuştu. Ancak vergiler hesaba
katılmadığı için indirimin vatandaşa aynen yansıyacağı yönünde
beklenti oluşmuştu. Zaman, indirimin vatandaşa % 1 oranında
yansıyacağını duyurmuştu. TÜPRAŞ, geçtiğimiz günlerde de rafineri
çıkış fiyatını % 13 artırdı. Yine vergiler hesaba katılmadığı için
bunun vatandaşa aynen yansıyacağı endişesi doğdu. Oysa zam vatandaşa %
3 zam olarak yansıyacak.
EPDK, gelişmeler üzerine Başkan Yusuf Günay imzasıyla TÜPRAŞ’a “ivedi”
bir yazı gönderdi. TÜPRAŞ’ın fiyat açıklayarak piyasa düzenleyici
kurul gibi hareket edemeyeceği uyarısında bulunan kurum, artık serbest
fiyatlandırma sistemine geçildiğini hatırlatarak, fiyat indirimi ve
artırımı konusunda önce kendilerine bilgi verilmesini istediği
öğrenildi.
Uyarıda, şirketin son basın açıklamalarında, vergisiz rafineri çıkış
fiyatlarının esas alınması ve Özel Tüketim Vergisi’nin maktu olarak
uygulanması sebebiyle, piyasada ve kamuoyunda önemli duraksamalar
oluştuğuna dikkat çekildi. “Yeni oluşmaya başlayan piyasanın sağlıklı
gelişimi açısından, fiyat değişikliklerinizin Petrol Piyasası
Kanunu’nun 10. maddesinin 11. fıkrasında yer aldığı üzere ‘en yakın
erişilebilir dünya serbest piyasa oluşumu dikkate alınarak’ piyasa
koşulları çerçevesinde belirlenmesi” gerektiğine vurgu yapılan
açıklamada, EPDK’nın konu ile ilgili rahatsızlığı şu şekilde dile
getirildi: “Petrol Piyasası Kanunu’nun 13. maddesinin 3. fıkrasının
(c) bendi gereği; fiyat değişikliği konusunda yapılacak basın
açıklamalarının kurumumuza bildirim sonrasında ve vergili fiyatlar
üzerinden yapılması hususlarında gereğini rica ederim.”
Petrolden yılın ilk zirvesi
Bu arada uluslararası borsalarda geçen yılın ekim ve kasım aylarında
50 dolar seviyesinin üzerine çıkarak dünya ekonomisini tehdit eden
petrol, dün tekrar kritik seviyelere yükseldi. New York Borsası’nda
bir ara 48-40 dolara kadar yükselen ABD hafif petrolünün varili, son
işlemlerde 48 dolardan satıldı. Londra Borsası’nda işlem gören Brent
petrolü ise 45 dolar seviyesinin üzerinde bulunuyor. Brent’in varili
45,21 dolarlık kapanışına çok yakın değerlerden el değiştirdiği
kaydedildi. Dünyanın en büyük petrol tüketicisi ABD’de sıcaklıkların
bir süre mevsim normallerinin altında olacağına yönelik hava tahmin
raporları, ısınma amaçlı petrol ürünlerine ve doğalgaza olan talebin
artmasına sebep oluyor. Uluslararası borsalarda bu hafta % 5’in
üzerinde artış kaydeden petrol fiyatları, 1 Aralık’tan bu yana en
yüksek seviyesine ulaşmış oldu. ABD’de bu hafta içinde doğalgaz
fiyatlarındaki artış ise % 8’i buldu.
30 Ocak’ta Avusturya’nın başkenti Viyana’da toplanacak Petrol İhraç
Eden Ülkeler Örgütü OPEC’in üretimde yeni kesintiler yapıp yapmamayı
tartışması beklendiği kaydedildi. Kartel örgütü, bir önceki Kahire
zirvesinde kota dışı üretimi 1 milyon varil düşürme kararı almıştı.
Örgütün resmi üretim kotası ise 27 milyon varil. Viyana zirvesinde
bazı birlik üyelerinin, fiyatların 40 dolar seviyesinin altına düşmesi
halinde üretim kesintisine gidilmesini istemesi beklendiği kaydedildi. |