 |
|
| |

HAKLI OLANIN VE
HAKLININ YANINDA,
HAKKIN SESİ
HAKLININ SESİ
Gazetemiz Yeni
Yıldız
ayrı bir sitede
Gazetemiz Yeni Yıldız bu web sitemiz
içinde değil artık ayrı bir sitede yayınına başladı. Gazetemizin
yeni adresi linkler sayfamızda.
Yeni Yıldız Gazetesi
Bağlantı Sayfaları
|
|
 |
YENİ YILDIZ
HAFTALIK MÜSTAKİL SİYASİ BÖLGE GAZETESİ
‘’Haklı Olanın ve Haklının
Yanında, Hakkın Sesi, Haklının Sesi’’
28
Ocak 2005 Cuma Yıl:3 Sayı:128 Fiyatı:500.000.- TL 50.- YKr
|
|
Haberler |
|
Mutlu, Başarılı ve
Anlamlı Bir Yaşam İçin Önce Aile
’ KONULU SEMİNER
DÜZENLENDİ.
''Turuncu” Dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Beypazarlı Halise Çiftçi,
ekip arkadaşları ve İlahiyat Fakültesi mezunu eğitimci Nurten Ceceli
Alkan, 19 Şubat 2005 Cumartesi günü Öğretmen Evi’nde Beypazarlı
hanımlarla bir araya geldiler.'' |
|
İNSAN HAKLARI
KOMİSYONU “AÇIK
OTURUM”LA HALKI BİLGİLENDİRECEK |
| İlçe İnsan Hakları
Komisyonunda İlçe Milli Eğitim Müdürü Müslüm Kutan ile kurul üyeleri
Ömer Gürer ve Kemal Çelen 28 Şubat Pazartesi günü saat 21:00’de yerel
televizyon kanalı olan Seyelan Radyo Televizyon’unda açık oturumla insan
hakları ile ilgili olarak halkın bilinçlendirilmesi, başvuru kutularının
yerleri ve başvuru şekillerinin nasıl olacağı konusunda bilgi verecekler. |
|
İLÇE TARIM MÜDÜRLÜĞÜ
“TARIM ve GÜBRE” KONULU KONFERANS
DÜZENLEDİ |
İlçe Tarım Müdürlüğü 23 Şubat
2005 Çarşamba günü saat 10:00’da Mehmet Akif Ersoy Halk Kütüphanesi
salonunda “Gübre ve Toprak” konulu bir konferans düzenledi. Konferansa
İlçe Tarım Müdürü ve Akçakavak Köyü Tarım Danışmanı ve çok sayıda
çiftçimiz iştirak etti.
Verimli topraklara sahip olan ilçemizde tarım en önemli geçim kaynağını
oluşturuyor. Topraklarımızdan gerekli verimi elde etmek ve bu konuda
çiftçimizi bilgilendirmek amaçlı İlçe Tarım Müdürlüğü gübre ve tarım
konusunda bilgi verdi. |
|
Baz İstasyonu
Tartışması Yargıtayda |
TMMOB Elektrik Mühendisleri
Odası İzmir Şubesi Başkanı Musa Çeçen, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin,
aldığı bir kararla, yerleşim yerlerindeki baz istasyonlarının insan
sağlığına etkileri konusunda yeni bir hukuki yorum getirdiğini bildirdi.
Çeçen, yaptığı yazılı açıklamada, komşu binada bulunan baz istasyonunun
kaldırılması için Ankara 22. Hukuk Mahkemesi'ne açılan davanın geri
çevrilmesine ilişkin Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'ne yapılan temyiz
başvurusunun, yerel mahkeme kararının bozulmasıyla sonuçlandığını
kaydetti.
Başvuruyu görüşen dairenin, ''hizmetten elde edilen yarar ile bunun
karşısında verilen zararın dengelenmesi gerektiği'' görüşünden hareketle
bu kararı aldığını ifade eden Çeçen, ''İletişim gibi bir insan hakkı
karşılığında bile olsa insan hayatının önemini vurgulayan bu karar,
tartışma süreci açısından son derece önemlidir'' dedi.
Çeçen, kararla artık benzer durumdaki şikayetlerin de emsal gösterilerek
dava konusu edilebileceğini belirterek, şunları kaydetti: ''Şimdi
yapılması gereken, servis sağlayıcılar ve konuya müdahil kurumların,
servis ağlarının yapılanmasını insan sağlığına zarar vermeyecek doğru
noktaların belirlenmesi ve istasyonların bu noktalara taşınması için
ortak çalışma içinde olmasıdır. Aksi takdirde, halk sağlığına olumsuz
etkileri olan tüm GSM baz istasyonlarının yargı kararlarıyla tek tek
kapatılması süreci yaşanacaktır.''
YARGITAY'IN KARARI
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin, ''Bu ve benzeri tesislerin işletilmesinde
geniş bir halk kitlesinin yarar sağladığının bilinen bir olgu olduğu,
ancak bu yararın sağlanması karşısında kişilerin zarar görmesinin hoş
karşılanamayacağı'' görüşüne yer verdiği karar metninde, yerel
mahkemenin verdiği kararı şu ifadelerle haksız buldu:
''Bu somut olayda, bu hizmetin aynı yerde verilmesinde zorunluluk da
bulunmamaktadır. Muhtemelen fazla bir giderle de olsa başka bir yerde
aynı sonuçları sağlayacak bir istasyonun kurulması ve hizmet vermesi
olanaklıdır... Bu tesisten üçüncü kişilerle birlikte davacı da
yararlanmış olsa, sağlanan yararla verilen zararın dengelenmesi genel
bir hukuk kuralıdır. Yarar, haberleşmeyi amaçlamaktadır. Zararın ise
insan sağlığı ve yaşamıyla ilgili olduğu gözetildiğinde, ikinci değere
önem verilmesi gerekmektedir.'' |
|
CAMİ CEMAATLERİNE
AŞURE DAĞITILDI |
Beypazarı’nda da gelenek yine
bozulmadı. 19 Şubat Cumartesi günü Aşure Günü olması sebebiyle 18 Şubat
Cuma günü Cuma Namazından sonra cami cemaaatlerine aşure dağıtıldı.
Tüm cami cemaatlerine dağıtılan aşure cami cemaatlerini geçmişe götürdü
Hz. Nuh’u, balığın karnında yaşayan Hz. Yunus’u hatırlattı. |
|
SSK'lılara "reçete"
müjdesi... |
Sağlık Bakanlığı'nca 81 ilde
bulunan hastanelere gönderilen genelge doğrultusunda, artık hastalar,
doktor muayeneleri sonrasında kuyruklarda bekletilmeden doğrudan
eczanelere gönderiliyor.
Sağlık Bakanlığı'na devredilen Köroğlu Devlet Hastanesi'nin Başhekim
Yardımcısı Dr. İsmail Yamaner, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
hastaların doktor muayenesi sonrasında reçete onaylatmak için
bekletilmediğini söyledi. Sağlık Bakanlığı'nın Türkiye'deki bütün
hastanelere bu konuda genelge gönderdiğini ifade eden Dr. Yamaner, ''Bu
uygulama sayesinde hastalar, onay kuyruğuna girmeden doktorlardan
aldıkları reçetelerle ilaç alacakları serbest eczanelere gidecekler.
Reçetelerde doktor imza ve kaşesi dışında onay aranmayacak'' dedi.
Genel kapsamında, emekli SSK'lı hastaların muayene ücreti kuyruğunda
beklemelerini önlemek için de çalışma yapıldığını ifade eden Dr. Yamaner,
''Hastanelerde gerekli alt yapı oluşturulduktan sonra SSK emeklileri
muayene esnasında ücret ödemeyecekler. Bu ücret emekli maaşlarından
kesilecek'' dedi.
YOĞUNLUK AZALDI
SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı'na devredildiği ilk günlerde yaşanan
hasta yoğunluğunun da zamanla azaldığını belirten Yamaner, şöyle konuştu:
''Yeni hasta kayıt sisteminde, 1 hafta önce sıraya girerek kayıt
numarası alan bir hastanın tekrar saatlerce numara almak için
beklemesine gerek yok. Biz bu hastaları farklı bir bankodan kabul
ediyoruz. Bu hastalar sadece önceden aldıkları kayıt numaralarını
söyleyerek işlemlerini yaptırabiliyorlar. Önceden kayıt aldığı halde
kuyrukta bekleyen hastalar, uygulamayı öğrenince kuyruktan ayrılarak
işlemlerini farklı bir gişede yaptırdılar. Bu uygulama da yoğunluğun
azalmasına neden oldu.'' |
Beypazarı Öğretmen Evi’nde 19
Şubat Cumartesi günü saat 15:00’de eğitimci Nurten Ceceli Alkan
tarafından “Mutlu, Başarılı ve Anlamlı Bir Yaşam İçin Önce Aile” konulu
seminer düzenlendi.
Turuncu Dergisi sahibi Beypazarlı Halise Çiftçi, Nurten Ceceli Alkan ve
çok sayıda bayanın iştirak ettiği seminer, konuşma ve şiirlerle başladı.
Beypazarlı Halise Çiftçi yaptığı konuşmada Beypazarı’nda çok güzel
karşılandığını ve uzun yıllardır görmediği arkadaşlarını gördüğü için
çok duygulandığını belirtti. Çiftçi hislerine engel olamadı.
Çiftçi, “Ayrıca bugün Aşure Günü olması sebebiyle Aşure Gününüzü
kutluyorum. Burada olmak, bu güzel günde sizinle olmaktan dolayı çok
mutluyum.” dedi.
Çiftçi konuşmasının devamında “Turuncu dergisi, geleceğe bir mektup.
Yıllar sonrasına atılan bir imza. Ben diyorumki, bu mektubu yazıyorum
şişeye koyuyor, tıpasını kapatıp denize atıyorum. Yıllar sonra o şişeyi
bulacaklar, okuyacaklar. Turuncu, emekle, yoğun bir çalışmayla ortaya
çıkan bir dergi. Arkasında holdinglerin, şirketlerin olmadığı bir
çalışma. Turuncu, 7 kadının bir araya gelerek gözüpeklikle çıkardığı bir
dergi. Rabbim utandırmadı. 22 aydır yayın hayatında. Turuncu tüm herkesi
hedefleyen, kucaklayan özellikle genç kuşağa ulaşmak isteyen bir dergi.
Geniş bir kitleye seslenen bir dergi.
Çocuklarımıza sahip çıkabilirsek ne mutlu bize. Bunun karşılığında güzel
şeyler almak. İyiliği, hayrı, güzelliği tavsiye eden kuruluşlar çok az.
Biz bunu başarmak istiyoruz. Katılanlara kalben teşekkür ederim.” dedi.
Turuncu Dergisi genel yayın yönetmeni Halise Çiftçi’nin konuşmasının
ardından slayt gösterileri eşliğinde ‘Mutlu, Başarılı ve Anlamlı Bir
Yaşam İçin Önce Aile’ konusunda eğitimci Nurten Ceceli Alkan seminer
verdi.
Alkan, verdiği seminerde mutlu, başarılı ve huzurlu bir toplum ve yaşam
için ailenin önemini vurguladı. Ailenin toplumdaki en önemli grup
olduğunu dile getirdi. Hadis ve sözlerle konuyu açan Alkan, “ Evlerimiz
yuvalarımız bizim için en önemli yer. Sevincin, üzüntünün, mutluluğun
paylaşıldığı yerler cennet gibi olur. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri
buyuruyorki: ‘Evleriniz yeryüzü cennetiyse Rabbimiz’in cennetine girmek
daha kolay olur’. O halde evlerimiz yeryüzü cenneti.
*Hiçbir şey şans eseri olmuyor. Ben birşey yapıyorum ortaya bir olay
çıkıyor. Herşey ama herşey benim tercihim Rabbim’in yaratması ile oluyor.
Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerimde, ‘Biz insana doğru yolu gösterdik ister
şükredenlerden olun, ister nankörlük edenlerden olun’ buyuruyor. Madem
seçme özgürlüğüm var, o zaman sorumluluk bende. İstekli olmak,
Rabbim’den istemek demektir. Yapabilir miyim diye düşünmek Allah’ü
Tealanın kudretine gölge düşürüyor. Çünkü ben yapmıyorum. Bana onu
Rabbim yaptırıyor. O yapıyor.
Yapabileceklerim konusundaki durum, benim etki alanımı oluşturuyor. Ama
gücümün yetmediği yapamadığım şeyler benim ilgi alanım. Etki
alanlarımızı büyüteceğiz. Gücünüzün yetmediği hal etki alanınız, hareket
geçmeniz ise ilgi alanınıza giriyor. Evimde huzur istiyorsam etki
alanımı genişleteceğim.
*Hayatta değiştirebileceğim tek İnsan var. O da benim. O zaman kimseyi
değiştirmeye çalışmayacağım kendimden başka.
Seçme özgürlüğü nasıl ortaya çıkıyor? Seçme özgürlüğü kişisel
farklılıklar sonucu ortaya çıkar. Dün yaptığım tercihlerden dolayı
bugünkü benim. Herşey benim tercihim.
1. Sorumluluk sahibi olacağım, kendimi geliştirmeye çalışacağım.
2. Duygusal banka hesabımı geliştireceğim.
Karşımdaki insandan güleryüz istiyorsam önce ben gülümsemeliyim. Önce
ben duygusal banka hesabımı genişleteceğim. Bu nasıl mı olacak?
*Özür dilemeyi öğreneceğiz. Özür dilemeyi bilmezsek Allah’tan özür
dileyemeyiz. O zaman özür dilemeyi öğrenmeliyiz. Hiçbir şey kaybetmeyiz.
Karşımızdaki insanı da affetmeyi bilmeliyiz. Özür dilemeyi bilmek kadar
affetmeyi de bilmek gerekir. Kanser hastalarının kafasında bitmemiş
problemler vardır. Bu problemler içimizde negatif enerji oluşuyor. Tümör
böyle oluşuyormuş.
*Gülümse. Kimse sana surat asan ona gülümse, kim seni üzen onu affet.
Kendine yapabileceğin en büyük iyilik gülümsemek. Peygamber Efendimiz
tebessüm ederdi. Önce kendine gülümse. Önce kendinize iyilik edin. Çünkü
siz çok özelsiniz, çok kıymetlisiniz. Güne gülerek başlarsan günün çok
huzurlu geçer.
*Verdiğiniz sözleri tutun. Ama en çok Rabbim’e verdiğimiz sözleri
unutmayalım, tutalım. Namazın sonunda verdiğimiz selam sadece meleklerle
sınırlı değil. O’ndan başlayarak, senin rızası kazanmak için sana
yöneldim, kıldım ve şükrettim. Ey etrafımdakiler ben namaz kıldım, adam
oldum. Allah’ın selam sıfatıyla size söz vermiş oldum. Artık benden
zarar gelmez. Namaz, Allah’a verilen bir sözdür. Namaz kılıp kalp
kırıyorsanız, çocuğunuza bağırıyorsanız çocuğunuz ergen olduğunda namaz
kılmasını beklemeyin. Rabbimiz’e verdiğimiz sözleri tutalım. Evimizde
böylece huzurlu olsun.
*Dürüst ol. Yapamayacağın birşey söyleme. Sakın çocuğunu kandırma. Cenab-
Hak ‘Biz insanı en üstün meziyette yarattık’ buyuruyor. O zaman niye
hapishaneler var. Niye tiner kullanıyor çocuklar. Onları biz yaptık.
Herkesi kandırabilirsin ama kendini değil. Akşam vicdanınla başbaşa
kaldığında gözlerinizden kaçamazsınız.
3. Sonunu düşünerek işe başla. Hangi işe başlarsak başlayalım sonunu
düşünerek başlayalım. Hayatımızın en sonu ne? Cenaze namazı. Ben tabutun
içinde yatarken etrafımdakilerin ne demesini istiyorsam öyle davranmalı,
yaşamalıyım. Güzel söylüyorlarsa olması gereken, aksi müslümana yakışmaz.
Çocuğa vurmak için elimi kaldırdığımda düşünmem gerekir. O Rabbim’in
yarattığı olağanüstü varlık. Onun sahibi ben değilim, o benim değil. O
Rabbim’in, ben onun emanetçisiyim.
*Aile misyonu belirle. Birçoğumuz nasıl bir aile istiyoruz bunu
bilmiyoruz. Evimizin saygı sevgi, fedakarlık dayanışma duygularının
üzerine kurulmalı. Sevgi yeryüzündeki en büyük nimet. Müslüman kardeşini
sevmek kadar söylemek de güzeldir. Dayanışmayı, mutluluğu huzuru artırır.
Hiç kimse sevilmekle şımarmaz. Evinizde güzel duyguların olmasını
istiyorsanız sevginizi paylaşın, söyleyin.
*Ailemiz İçinde gerçekten önemli olan şeyler neler? Evimizin kirlenmesi
mi daha önemli, yoksa oturup hep beraber birşeyleri paylaşmak mı?
*Ailemiz hakkında bizi ne mahcup eder? Çocuğumuzun sahtekarlığını
duyduğumuzda mı, sınıfta kaldığını öğrenmek mi bizi mahcup eder? Sınıfta
kalması mahcup etmez değil mi, teklafi eder. Ama çocuğumuzun
sahtekarlığı bizi mahcup eder. O zaman çocuklarımızı doğru yetiştirmek
kötü şeyler yapmasına engel olmak için onları izlemeli, gözlemeliyiz.
Eşimizin kazancının peşindeysek helal kazanıp kazanmadığını
sorguluyorsak evlerimiz cennet gibi olur.
*Aile üyelerimizin yetenekleri ve becerileri nelerdir? Olumsuzlukları
değil, güzel olanı görmeye çalışalım. Görmiyorlarsa sizin yaptığınız
gözükmüyorsa takdir edilmiyorsa takdir edilmesini sağlayabilirsiniz.
Becerilerini ve yeteneklerini öne çıkar ve takdir et. Onların
farketmesini beklersem mutlu olamam ben harekete geçmeli ve
farkettirmeliyim yaptıklarımı.
*Kahramanlarımız kimler? Kahramanımız Efendimizse unutmayalım o halde
O’nun güzel ahlakını kendi ahlakımız kılmaya çalışalım. Kahramanımız
Efendimizse O’nu örnek alıyorsak O’nun gibi yaşamaya gayret edelim.
*Bir aile olarak topluma ne veriyoruz ve nasıl daha üretken olabiliriz?
Kendi evim, kendi hayatım, kendi çocuğum demek gibi bir şansım yok.
Toplumda olup bitene arkanı dönüp yaşayamazsın. Müslümanlar biz olarak
vardır. Toplum bizden çok şeyler bekliyor. Toplum için birşeyler yap ki,
için rahat olsun evinde huzurun olsun. Yaparken eşinle çocuğunla paylaş.
Beraber yaşarsan beynine işlenir herşey. Ev halkıyla yaparsam çok güzel
evlatlar yetiştirebilirim. Emek verin” şeklinde ailenin önemini
vurguladı. Alkan, teşekkürlerini sunarak semineri noktaladı.
Nurten Celeli Alkan’ın ‘Mutlu, Başarılı ve Huzurlu Bir Yaşam İçin Önce
Aile’ konulu semineri yapılan dualarla ve şiirle son buldu. |
|
MEB, Müdür
Yardımcılığı Sınavı Yapacak |
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Eğitim
Kurumları Müdür Yardımcılığı Sınavı düzenleyecek.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in yayımladığı genelgeye göre, Milli
Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer
Değiştirme Yönetmeliği uyarınca eğitim kurumlarına müdür yardımcısı
olarak atanacakların belirlenmesi amacıyla 26 Mart 2005 tarihinde ''Eğitim
Kurumları Müdür Yardımcılığı Seçme Sınavı'' düzenlenecek. Sınava
katılacak adayların, şu koşulları taşımaları gerekiyor:
Yükseköğrenim görmüş olmak, Öğretmenlikte en az 2 hizmet yılı bulunmak,
Aylıktan kesme veya daha ağır bir disiplin cezası almamış olmak, Son
yıla ait sicil notu iyi olmak kaydıyla varsa son 3 yıllık sicil notu
ortalaması iyi dereceden aşağı olmamak, Son 3 yıllık hizmet süresi
içinde varsa yöneticilik görevi adli veya idari soruşturma sonucu
üzerinden alınmamış olmak, Zorunlu çalışma gerektiren yerler dışındaki
kurum yöneticiliklerine atanacaklar için ilgili mevzuatına göre zorunlu
çalışma yükümlülüğünü tamamlamış ya da bu yükümlülükten muaf sayılmış
olmak.
Sınav ile ilgili esasların yer aldığı e-kılavuz ve başvuru formu 24
Şubat'ta http://sinavlar.meb.gov.tr internet adresinde yayınlanmaya
başladı.
SINAV ÜCRETİ 16 YTL
Başvurma işlemleri, 24 Şubat'tan itibaren okul müdürlüklerince yapılacak.
Okul müdürlükleri gerekli koşulları taşıyan adayların başvurularını
forma işleyecek.
Adaylardan sınav ücreti olarak 16 YTL'yi TC kimlik numaralarını
göstererek ve sınavın ismini belirterek Ziraat Bankası şubelerinden
birine yatıracaklar.
Başvuru süresi 7 Mart'ta sona erecek. Sınavın konuları, sınava giriş
yerleri, sınav sonuçları ve diğer bilgiler e-kılavuzda yer alacak.
Başvuran adaylardan koşulların herhangi birini taşımadığı sonradan
tespit edilenler sınava alınmayacak. MEB yetkilileri, 20 bine yakın
müdür yardımcılığı kadrosunun boş olduğunu bildirdiler. |
|
Şikâyetler için ‘Alo
İnsan Hakları’ hattı kuruluyor |
Vatandaşlar, Başbakanlık İnsan Hakları
Başkanlığı tarafından tespit edilecek bir telefon numarasını, ülkenin
herhangi bir yerinden arayarak insan hakları konusundaki şikayetini
iletebilecek.
Başbakanlık İnsan Hakları Başkanı Doç. Dr. Vahit Bıçak, AB sürecinde
İnsan Haklarının önemini koruduğunu, dolayısıyla da İnsan Hakları
konusundaki iyileştirmelere devam edileceğini söyledi. Vahit Bıçak, bu
reformları uygulamaya yansıtmak için düşündükleri ve finansmanını
buldukları çalışmalardan birisinin “Alo İnsan Hakları” projesi olduğunu
belirtti. Proje hakkında bilgi veren Bıçak, şu anda vatandaşın insan
hakları konusunda 930 merkezdeki danışma bürolarına başvurabildiklerini,
bunu kolaylaştırmak için “web” tabanlı bir telefon hattı
oluşturacaklarını belirtti. Doç. Dr. Bıçak, vatandaşın daha sonra tespit
edilecek 3 haneli ya da “444” ile başlayan bir telefon numarasını
ülkenin herhangi bir yerinden arayarak insan hakları konusunda
şikayetini yapabileceğini ifade etti. Arayan kişinin, aradığı ildeki
danışma masası görevlisi ile muhatap olacağını dile getiren Bıçak,
“Proje ile insan hakları konusunda hem bilgi aktarımı hızlanacak hem de
şikayetlerin üzerine hızla gidilmesi sağlanacaktır. Bu, insan hakları
konusundaki kararlılığın göstergesidir.” dedi.
Sisteme, telefonun yanı sıra, internet üzerinden de başvurulabileceğini
ifade eden Doç. Dr. Bıçak, başvuruların değerlendirildikten sonra
sonucun ilgili kişiye aktarılacağını söyledi. İnternet üzerinden başvuru
yapanlar, kendilerine verilecek bir şifre ile başvurularının ya da
şikayetlerinin hangi aşamada olduğunu takip de edebilecek.
Doç. Dr. Vahit Bıçak, “Alo İnsan Hakları” projesini yaklaşık bir yıl
önce geliştirdiklerini ve finansmanı için AB’ye başvurduklarını, AB’nin
de olumlu yanıt verdiğini söyledi. İhaleye çıkartılan projenin eylül
ayında hayata geçirilmesi planlanıyor. Proje yaklaşık 300 bin Euro’ya
mal olacak ve bu para AB tarafından hibe edilecek. |
|
Kırbaşı Belediye
Başkanı YILMAZ
bir ilke daha imza attı |
Kırbaşı
Belediye Başkanı Cengiz Yılmaz, 18 Şubat Cumartesi günü “Aşure Günü”
olması sebebiyle 17 Şubat Cuma günü Cuma Namazından sonra cami cemaatine
ve evlere aşure dağıttı.
Kırbaşı’nda ilk kez yapılan bu uygulamadan halk memnuniyetini
belirtirken başkana da teşekkür ettiler.
Başkan Yılmaz, ‘Aşure geleneğinin devam edeceğini ve bizim için her yer
Kerbela, hergün Aşura. Efendimiz’dir Hz. Hüseyin seyyidüşşûhedâ ’ dedi.
|
|
KIRBAŞILI ASKERLER
DAVULLARLA,
ZURNALARLA ASKERE UĞURLANDILAR |
 Geçen
yıl olduğu gibi bu yılda Kırbaşı da gelenek yine bozulmadı.
Kırbaşı Belediye Başkanı Cengiz Yılmaz, 21 Şubat Pazartesi günü
düzenlemiş olduğu törenle asker aileleri, arkadaşları ve Kırbaşılarla
birlikte Kırbaşı’dan askere gidecek olan gençleri davullar, zurnalar
eşliğinde askere uğurladı. Yılmaz, şair Gülten Ertürk’e ait olan
“Askerim” adlı şiirle asker ailelerini duygulandırdı. Hep beraber
Beypazarı’na gelindi. Başkan askerleri Ankara AŞTİ’den birliklerine
uğurladı.
Kırbaşı’dan bu yıl 85’e 1 tertip toplam 10 kişi askere gitmek üzere
uğurlandılar. |
|
Ürüne Sigorta Şartı
Geliyor,
Depo Kurdurma Yetkisi Sanayi Bakanlığı’nda |
Lisanslı depo işletmeleri, ekonomik ihtiyaç
ve etkinlik şartları göz önünde bulundurularak, Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı tarafından verilecek izinle anonim şirket şeklinde kurulacak.
Depo işleticileri, lisans koşulu olarak işletme tesisleri ve lisanslı
depoculuk faaliyeti kapsamında depoladığı ürünler için sigorta
yaptıracak. Depoda sigorta kapsamına giren bir hasar meydana gelmesi
durumunda, ilgili ürünün hasar gördüğü tarihte borsada oluşan ortalama
fiyatı dikkate alınarak zarar hesaplanacak. Sigorta şirketi, belgelerin
ulaşmasını takiben en geç 10 iş gününde ürün sahibine zararını ödeyecek.
Bir ürünün lisanslı depo işletmesine teslim ve kabul edilmesi halinde,
‘ürün senedi’ düzenlenecek. Lisanslı depo ile ticaret veya ürün
borsaları arasında ürün senetlerinin güven içinde ticaretinin ve
takibinin yapılabilmesini teminen sözleşme yapılacak. Depo işleticisinin,
bu kanunda ve mudiler ile yapacağı sözleşmede öngörülen yükümlülüklerini
yerine getirmemesinden dolayı ortaya çıkan zararların tazmin edilmesi
amacıyla, tüzel kişiliği haiz Lisanslı Depoculuk Tazmin Fonu kurulacak.
Kanunun cezai hükümleri, 1 Nisan 2005’ten itibaren uygulanacak. Yasaya
aykırı davranışlarda 25 bin güne kadar adli para cezaları verilebilecek.
Depo işletmeleri; işlem, faaliyet, ürün, ürün senedi, para, mal, evrak,
rapor, hesap, kayıt, defter ve diğer belgelere ilişkin işledikleri
suçlardan dolayı devlet memuru gibi ceza görecek. Ayrıca kanuna aykırı
diğer davranışlarda, depo yöneticisi ve personeli hakkında 3 aydan 1
yıla kadar hapis cezası ve 250 günden 2 500 güne kadar adli para cezası
verilebilecek. |
| |
|