 |
|
| |

HAKLI OLANIN VE
HAKLININ YANINDA,
HAKKIN SESİ
HAKLININ SESİ
Gazetemiz Yeni
Yıldız
ayrı bir sitede
Gazetemiz Yeni Yıldız bu web sitemiz
içinde değil artık ayrı bir sitede yayınına başladı. Gazetemizin
yeni adresi linkler sayfamızda.
Yeni Yıldız Gazetesi
Bağlantı Sayfaları
|
|
 |
YENİ YILDIZ
HAFTALIK MÜSTAKİL SİYASİ BÖLGE GAZETESİ
‘’Haklı Olanın ve Haklının Yanında, Hakkın
Sesi, Haklının Sesi’’
27 Mayıs 2005 Cuma Yıl:3
Sayı:136 Fiyatı:500.000.- TL 50.- YKr
BEYPAZARI, AYAŞ,
GÜDÜL, NALLIHAN, SİNCAN, ETİMESGUT, YENİKENT, KIBRISCIK, SEBEN, İLÇE ve
BELDELERİ
www.ortaanadoluas.com
*ortaanadolu@ortaanadoluas.com
| HABERLER |
|
İkinci el, havaların
ısınmasıyla hareketlendi... İşte fiyatlar... |
İkinci el, havaların ısınmasıyla
hareketlendi... İşte fiyatlar...
Sıfır otomobillerdeki kampanyalı cazip fiyatlar yüzünden büyük darbe
yediği belirtilen "ikinci el" otomobil piyasasının, yaz aylarının
yaklaşmasıyla birlikte hareketlenmeye başladığı bildirildi.
Bursa Oto-Koop Başkanı Rasim Hazar, "ikinci el" piyasasında son günlerde
bir kıpırdanma yaşandığını, ancak sıfır otomobillerle "ikinci el"
otomobiller arasındaki fiyat farkının azalmasından dolayı geçmiş
yıllardaki hareketliliğin çok uzağında olduklarını söyledi.
Hazar, geçmişte bahar aylarıyla birlikte Oto-Koop’un dolup taştığını
anımsatırken, oysa bu kez, ziyaretçi sayısının birkaç ay öncesine göre
sadece yüzde 30 dolayında arttığını vurguladı.
Sıfır otomobillerdeki kampanyalı cazip fiyatlar nedeniyle piyasanın
doyduğunu, müşterinin de tercihini bu yönde kullandığını ifade eden
Hazar, bu durumun ikinci el otomobil satışlarına büyük darbe vurduğunu
kaydetti.
Hazar, "İkinci el"de "Doğan", "Şahin", "Kartal", "Broadway" gibi modeli
düşük otomobillerin, fiyat avantajı açısından daha çok alıcı bulduğuna
işaret ederek, "Yaza otomobille girmek isteyen vatandaşlar, piyasaya
biraz canlılık getirdi. Yüksek modelli araçlarda geçen yıla göre 2-3 bin
YTL düşüş var. Buna rağmen, eski satışları arıyoruz" dedi.
Bursa Oto-Koop’ta, bazı modellerde ikinci el otomobil fiyatları ise
şöyle:
Marka Model En düşük (YTL) En yüksek (YTL)
Doğan 2001 12.000 13.000
Şahin 2001 11.000 12.000
Palio 1.2 2001 12.000 13.000
Renault Clio Symbol RNA 2001 13.000 14.000
Renault Clio HB 2001 14.000 15.000
Renault 1.4 RNA 2001 12.000 13.000
Renault Megan RTX 2000 17.000 18.000
Ford Focus Ambiente 2001 17.000 18.000
Opel Astra CD 2000 17.500 18.500
Opel Corsa 1.2 2001 15.000 16.000
Honda Civic 1.6 2001 17.000 18.000
Hyundai 1.3 2001 11.500 12.000
Hyundai 1.3 lx 2001 12.000 12.500
Toyota Corolla (Terra) 2001 15.000 16.000
Volkswagen Bora 2001 22.000 23.000
Passat Trendline 2001 24.000 25.000 |
|
BEYPAZARI LİSESİNDEN
TİYATRO VE ŞİİR DİNLETİSİ |
19 Mayıs Ataürk’ü Anma, Gençlik ve Spor
Bayramı etkinlikleri çerçevesinde Beypazarı Lisesi tiyatro gösterisi ve
şiir dinletisi düzenledi.
26 Mayıs 2005 Perşembe günü 3 perdelik Ali Yörük tarafından kaleme
alınan Çatallı Köy adlı oyun sahneye kondu.
27 Mayıs 2005 Cuma günü Ticaret Meslek Lisesi Salonunda saat 8’de Bir
Bahar akşamı adlı şiir dinletisi ve Söğütlü Köyün Öğretmeni adlı Tiyatro
gösterisi sunulacak. |
|
KAYMAKAMLIKTAN FAKİR
GENÇLERE DÜĞÜN |
| Beypazarı Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışma Vakfı Beypazarı’ndaki fakir gençlerin evlendirilebilmeleri
amacıyla 25 Haziran 2005 tarihinde düğün merasimi düzenleyecek. Bu
sebeple yapılacak merasimde düğünlerini yaptırmak isteyen ihtiyaç sahibi
gençlerin 17 Haziran 2005 tarihine kadar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma
Vakfı Başkanlığına şahsen başvurmaları isteniyor. |
|
KARAGÖL’DE ŞENLİK
VAR |
28.05.2005-29.05.2005 tarihleri arasında
Kıbrıscık Karagöl’de geleneksel hale gelen Karagöl Şenlikleri kutlanacak.
Her yıl düzenlenen Karagöl Şenlikleri bu yıl Kıbrıscık Belediyesi
tarafından organize ediliyor.
Şenlikler’e Kıbrıscıklı olup Türkiye’nin çeşitli il ve ilçelerine giden
binlerce insanın buluşması ve kaynaşmasını da sağlıyor. |
|
Muhtarlara
yüzde 100 zam |
Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü
Cemil Çiçek, Bakanlar Kurulu'nun, muhtar maaşlarının yüzde 100
artırılmasını kararlaştırdığını açıkladı.
Cemil Çiçek, Bakanlar Kurulu'nun ardından toplantının gündemine ilişkin
yaptığı açıklamada, Türkiye'de yaklaşık 60 bin muhtar bulunduğunu dile
getirerek, muhtarların aldıkları maaşın yüzde 100 artırıldığını, Maliye
Bakanlığı'nın kararnameyi hazırlayacağını, süratle çıkacağını belirtti.
Mayıs ayından itibaren, özellikle Adana dahil olmak üzere, güney
bölgelerinde hasada başlandığını anımsatan Çiçek, ''buğday taban
fiyatları ne kadar erken açıklanabilirse, çiftçilerimizin önünü
görebilmeleri, Toprak Mahsulleri Ofisi'ne veya tüccara malını
satabilmesi açısından taban fiyatın belirlenmesi gerekmektedir. Hükümet
olarak, bugün bununla ilgili çok etraflı bir değerlendirme yaptık.
Rakamları ben açıklamayacağım, yarın Başbakan grup toplantısında bunu
açıklayacaktır" dedi.
Çiçek, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, iç ve dış siyasi gelişmelerle
ilgili bilgi verdiğini belirterek, hükümet olarak, bu konuda
değerlendirmelerde bulunduklarını anlattı. |
|
Ekonomi büyüyor,
yoksulluk artıyor |
|
Türkiye ekonomisindeki
büyümeye rağmen yşoksullların sayısı ve oranı artıyor. AKP’nin
iktidarının ilk yılı olan 2003’te Türkiye’deki yoksulluk oranı yüzde
26.96’dan yüzde 28.12’ye, yoksul fert sayısı ise 18 milyon 441 binden 19
milyon 458 bine kadar yükseldi. Yoksulluk oranı kırsal kesimde
yaşayanlar arasında yüzde 37.13, kentlerde ise yüzde 22.3 olarak
gerçekleşti. Türkiye genilinde 894 bin kişinin ise açlık çektiği
belirlendi. Kentlerde açlık çeken nüfusun oranı azalırken kırsal kesimde
yüzde 2.15’e kadar yükseldi.
Devlet İstatistik Enstitüsü, 2003 yılı Hanehalkı Bütçe Anketi
sonuçlarına göre hazırladığı "Yoksulluk Çalışması 2003"ün sonuçlarını
açıkladı.
Buna göre Türkiye ekonomisinin yüzde 5.9 oranında büyüdüğü ve sıkı bir
IMF programı uygulanan 2003 yılında Türkiye’deki yoksulluk, 2001
krizinin izlerinin henüz silinemediği 2002 yılına göre bile önemli
ölçüde arttı.
AÇLIK ÇEKENLER
2002 yılında yüzde 1.35 olan
Türkiye genelindeki açlık
çeken fertlerin oranı 2003 yılında yüzde 1.29’a geriledi. Ancak
kentlerde yükde 0.92’den yüzde 0.74’e gerileyen açlık çeken fertlerin
oranı kırsal kesimde yüzde 2.01’den yüzde 2.15’e kadar çıktı. IMF
programlarıyla tarımsal desteklemelerin önemli ölçüde azaltılmasının
kırsal kesimdeki açlık çeken insan sayısını artırdığı gözleniyor.
Sayısal olarak bakıldığında ise 2003 yılı itibariyle 311 bini kentlerde,
584 bini ise kırsal
kesimde olmak üzere toplam 894 bin kişi açlık sınırının altında yaşamını
sürdürüyor.
YOKSULLUK SINIRININ ALTINDAKİLER
Yüzde 6.5’likf aiz dışı fazla sağlamak amacıyla kamunun harcamalarının
azaltıldığı, ücretlerin baskı altında tutulduğu 2003 yılında Türkiye’de
yoksulluk sınırının altında yaşayan
nüfus 1 milyondan fazla artarak 18 milyon 441 binden 19 milyon 458 bine
kadar çıktı. Bu Türkiye nüfusunun yüzde 28.12’yle yaklaşık üçte birinin
yoksulluk sınırının altında yaşadığınğı gösteriyor. Araştırmanın
sonuçlarına göre kentlerde yoksulluk sınırı altında yaşayan fert sayısı
2003 yılında 9 milyon 11 binden 9 milyon 377 bine, kırsal kesimdeki
yokksulların sayısı ise 9 milyon 429 binden 10 milyon 81 bine kadar
yükseldi. Kentlerde yaşayan her 100 kişiden 22.3’ünün, kırsal kesimde
yaşayanların ise 37.13’ünün yoksulluk sınırının altında yaşamını
sürdürdüğü ortaya çıktı. 2002 yılında kentlerdeki yoksulluk oranı yüzde
21.95, kırsal kesimde ise yüzde 34.48 düzeyinde bulunuyordu. Yoksulluğun,
kentlere göre daha yüksek bir yoksulluk yaşanan kırsal kesimde giderek
daha fazla yaygınlaştığı gözlendi. DİE, kırsal yerleşim yerlerinde
yaşayanların yoksulluk riskinin kentsel yerlere göre daha fazla olduğuna
dikkat çekti.
1 DOLARIN ALTI
Araştırma soruçlarına göre Türkiye genelinde nüfusun yüzde 0.01’i (9 bin
kişi) satınalma gücü paritesine göre günlük bir
doların altında bir harcama yapabiliyor. Satınalma gücü paritesine göre
nüfusun yüzde 2.39’u 2.15 doların, yüzde 23.75’i ise 4.3 doların altında
harcanabilir gelire sahip bulunuyor. DİE hesaplamayı yaparken satınalma
gücü pharitesine göre dolar kurunu 2002 yılı için 618 bin 281 bin, 2003
yılı için de 732 bin 480 lira olarak esas aldı. DİE’ye göre 2002 yılında
yüzde 14.74 olan göreli yoksulluk oranı ise 2003 yılında yüzde 15.51’e
kadar çıktı. Buna göre Türkiye’de toplam 10 milyon 730 bin kişi göreli
yoksul konumunda bulunuyor. Göreli yoksulların 4 milyon 651 bini
kentlherde 5 milyon 996 bini ise kırsal kesimde yaşıyor. |
|
Buğday üreticisine
kilo başına 30 bin lira prim |
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, buğday
üreticisine kilo başına 30 bin lira prim desteği verileceğini açıkladı.
Erdoğan, AK Parti Meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türk
çiftçisinin beklediği tarım ve hububat konusuna dikkat çekmek istediğini
söyledi. Artık kamunun piyasayı düzenleme görevinin yüklü görev
zararları ve finansman maliyeti ile sürdürülmesi anlayışını kabul
etmediklerini ifade eden Erdoğan, "Bu, toplumun bir kesiminden haksızca
alıp diğer bir kesime farklı gerekçelerle verme mantığı geçmişte
kalmıştır" dedi.
Bu yıl hububatta geçen yıl olduğu gibi verimde ve kalitede bereketli bir
hasat sezonu beklediklerini kaydeden Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle
sürdürdü:
"Çünkü hükümetiniz 3 yıldır, Cumhuriyet tarihinin en büyük sertifikalı
tohumluk kullanımını 240 bin ton olarak gerçekleştirmiştir. Ayrıca bu
süre içerisinde sürdürdüğümüz süne mücadelesinin sonucu olarak da yıllık
bir milyon tonun üzerinde kaliteli buğday ithalatı yapan ülkemiz artık
buğday ithal etmemektedir. Bu da yetmemiş, ülkemiz dünya un ihracatında
ikinci sıraya oturmuştur.
Bundan sonra Türkiye buğday ithal eden değil, dünyaya kaliteli buğday ve
ürünlerini ihracat eden bir ülke olacaktır. Hedefimiz, bulunduğumuz
coğrafyayı dünyada hububat üssü konumuna getirmektir." -"10 TONU PEŞİN
ÖDENECEK"- Başbakan Erdoğan, bu yıl, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin oluşmuş
piyasa normları üzerinden alım yapacağını ifade etti. 10 tona kadar olan
alımlarda çiftçiye peşin ödeme yapılacağını belirten Erdoğan, "Her
çiftçiden maksimum alım 30 tondur. 10 tonu peşin ödenecek, kalan kısmın
bedeli ise 30 gün vadeli olacaktır" dedi.
Hükümet olarak her çiftçiye, kamu ve özel sektöre sattığı ürün için kilo
başına 30 bin lira prim desteği verileceğini de açıklayan Erdoğan, "Böylece,
diyelim ki çiftçimiz birinci sınıf ekmelik buğdayını 350 bin liraya
sattıysa, bunu belgelemesi halinde 30 bin lira da prim alacaktır" diye
konuştu.
Başbakan Erdoğan, bu uygulamayla tarımda kayıt dışılığın da önleneceğini
belirtti. Erdoğan, özel sektöre satılan hububatın TMO’ya kaydının
yapılması halinde prim desteği verileceğini, böylece hububattaki
ticaretin tümüyle kayıt altına gireceğini söyledi. |
|
BEYPAZARI
FESTİVALE HAZIRLANIYOR |
| Her yıl Geleneksel olarak kutlanan Beypazarı
Tarihi Evler, El Sanatları, Havuç ve Güveç Festivali Gelecek hafta 4-5
Haziran tarihleri arasında yapılacak.Festivale Japonlarda katılıyor. |
|
Kellik babadan değil,
anneden geliyor |
ALMAN bilim adamları tarafından
yapılan bir araştırmada, erkeklerde kalıtsal kelliğin sanıldığının
aksine babanın genlerinden değil, annenin genlerinden kaynaklandığı
ortaya çıktı.
Bonn Üniversitesi uzmanlarının yürüttüğü çalışmaya göre, X kromozomu
üzerindeki bir gen erkeklerde kelliğe neden oluyor. Erkeklerin ise X
kromozomunu annelerinden aldığı biliniyor; ancak kadınlar bu kromozomu
hem anneden hem de babadan alıyor. Bu nedenle kellik söz konusu
olduğunda, erkeklerin babadan ziyade annelerinin babasına benzeyeceği
ifade edildi.
X kromozomu üzerinde bulunan söz konusu genin, erkeklik hormonlarını
harekete geçiren androjen reseptörlerini etkilediği ve gendeki
bozulmanın da erkeklerde saç kaybına neden olduğu belirtildi.
Kalıtsal faktörlerin kelliğe neden olduğu bilinmesine rağmen, bunda
hangi genlerin etkili olduğu tam olarak anlaşılamıyordu.
’BAŞKA GENLER DE ETKİLİ OLUYOR’
Prof. Markus Nothen başkanlığındaki bir ekip tarafından yürütülen son
araştırmada, 60 yaşını geçmesine rağmen gür saçlı olan erkeklerle
kıyaslandığında, erken yaşta kelleşmeye başlayan erkeklerde, saç
dökülmesine neden olan bu genden çok daha fazla bulunduğu kaydedildi.
Nothen bununla birlikte, kelliğin sadece tek bir genden
kaynaklanmayacağını ve diğer genlerin de bunda rol oynadığını
düşündüklerini söyleyerek, bu konudaki araştırmaların genişletilmesi
gerektiğini vurguladı.
SAÇ BAKIMI VE KELLİKLE İLGİLİ YANLIŞ İNANIŞLAR
İngiliz The Independent gazetesinin konuyla ilgili haberinde, kellik ve
saç bakımı ile ilgili yanlış inanışlar da şu şekilde sıralandı:
- Şapka takmak kelliğe neden olur - Tarak yerine fırça kullanmak saç
dökülmesini artırır - Kurutma makinesi saç kaybına yol açar - Her gün
yıkamak saçları döker - Güneş altında fazla durmak dökülmeye neden olur
- Kafa derisinin aşırı terlemesi de saç kaybettirir - Saçı her gün 100
kez fırçalamak saçın daha çabuk uzamasını sağlar. |
|
'Ben' ihmale gelmez
|
ABANT İzzet Baysal Üniversitesi Tıp
Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç.Dr. Cavit Çöl,
vücuttaki benlerin sayısının ve çapının kanser riski açısından önem
taşıdığını belirterek, “Benlerin çapı büyüyüp, sayısı arttıkça,
kanserleşme riski de yükselirö dedi.
Vücudunda çapı iki milimetreden büyük olan ben sayısı 50’den fazla, veya
çapı beş milimetreden büyük olan ben sayısı üçten fazla olan kişilerde,
kanser riskinin arttığını söyleyen Doç. Dr. Çöl, “Bu kişilerin,
benlerini düzenli aralıklarla kontrol ettirmeleri gerekiyor. Benlerin
çapının büyümesi, asimetri ve kenar düzensizliği ve renk değişikliği
olması kanserleşme riski açısından önemli özelliklerö dedi.
Halk arasında, benleri aldırmanın zararlı olduğu yönünde varolan
inanışın yanlış olduğunu da belirten Doç.Dr. Çöl, “Vücudunda şüpheli
görülen benleri bulunan kişilerin, doktora başvurup bu benleri
aldırmaları ve patolojik inceleme yaptırmalarında yarar var. Benlerin
kanser riski taşıdığı unutulmamalı dedi |
|
IMF'den 3 yıllık
Türkiye bütçesi |
IMF, Türkiye’nin 3 yıllık bütçelemeye
temel oluşturacak çerçevede 2005-2007 dönemine ilişkin faiz dışındaki
harcama ve gelir hedeflerini belirledi. IMF’nin projeksiyonuna göre,
2006 yılında memurlara ortalama yüzde 5.5, 2007 yılında da yüzde 5 zam
yapılacak. Dolaylı
vergilerin ulusal gelir içindeki payı korunurken, doğrudan vergilerin
ulusal gelire oranı düşecek. Böylece toplam vergi gelirlerinin ulusal
gelir içindeki payının azalması öngörülüyor. IMF sözleşmesinin 4’üncü
maddesi gereğince yapılan incelemelerden sonra hazırlanan Türkiye
raporunda, 2005 yılı ile birlikte 2007’ye kadar uzanan 3 yıllık
bütçelemeye temel oluşturacak biçimde gelir ve harcama hedefleri öngördü.
Faiz kalemi dışında diğer harcamalar için sınırların belirlendiği bu
projeksiyona göre, merkezi hükümetin toplam gelirleri gelecek yıl 126.2
milyar YTL, 2007 yılında 136.7 milyar YTL olacak. Bu gelirlerin gelecek
yıl 124.3 milyar YTL’si, 2007 yılında ise 135.2 milyar YTL’si
vergilerden sağlanacak. IMF, 2006 yılında vergi gelirlerinin yüzde
27.9’unun doğrudan, yüzde 72’sinin dolaylı vergilerden, 2007 yılında
yüzde 27.5’inin doğrudan, yüzde 72.4’nün dolaylı vergilerden elde
edilmesini öngörüyor. Miktar olarak gelirler ve vergi gelirlerinde artış
öngörülmesine karşın, ulusal gelire oranlandığında vergi gelirlerinde
düşüş planlanıyor. Buna göre, vergi gelirinin ulusal gelire oranı 2006
yılında yüzde 23.7’den yüzde 23.3’e, 2007 yılında yüzde yüzde 23.2’ye
düşecek. Bu düşüş ise doğrudan vergilerde öngörülen düşüşten
kaynaklanacak. Dolaylı vergilerin ulusal gelire oranının 2005-2007
yıllarında yüzde 16.8 düzeyinde tutulması hedeflenirken, doğrudan
vergilerin ulusal gelire oranının 2006 yılında yüzde 7’den yüzde 6.5’e,
2007 yılında yüzde 6.4’e düşürülmesi planlanıyor.
FAİZ DIŞI HARCAMALARIN ULUSAL GELİRE ORANI AZALTILACAK
Faiz dışı harcama kaleminin 2006 yılında 99.6 milyar YTL, 2007 yılında
107.3 milyar YTL’de tutulması planlanıyor.
Faiz dışı fazlanın ulusal gelire oranı yüzde 6.5’te sabitlenirken, faiz
dışı harcamaların ulusal gelire oranının yıllar itibarıyla azalması
isteniyor. Buna göre, faizdışı harcamaların ulusal gelire oranı 2005’te
yüzde 19.1’e, 2006 yılında yüzde 18.6’ya, 2007 yılında yüzde 18.4’e
düşürülecek. Faiz dışı harcamalar kapsamında en büyük indirim personel
giderlerinde gerçekleştirilecek. Personel giderlerinin 2006 yılında 40.4
milyar YTL, 2007 yılında da 42.4 milyar YTL olması öngörülüyor. Buna
göre, 2006 yılında
memur maaşlarına yüzde 5.5, 2007 yılında yüzde 5 düzeyinde yıllık zam
yapılmış olacak. Ancak bu artışlara karşın personel giderlerinin ulusal
gelir içindeki payı 2005’te yüzde 8’e, 2006 yılında yüzde 7.6’ya,
2007’de yüzde 7.3’e inecek. Savunma ve güvenlik harcamalarına 2006
yılında 6.8 milyar YTL, 2007 yılında 7.1 milyar YTL ayrılacak. Bu
durumda savunma ve güvenlik harcamalarındaki artış oranı gelecek yıl
yüzde 5.2, 2007 yılında da yüzde 4.4 düzeyinde tutulacak. Sosyal
güvenlik kurumlarına yapılacak aktarımın gelecek yıl 21.5 milyar YTL,
2007 yılında da 23.1 milyar YTL olması öngörülüyor. Bu projeksiyona göre,
sosyal güvenlik kurumlarına yapılan aktarımlar gelecek yıl yüzde 8.5,
2007 yılında yüzde 7.1 oranında artış gösterecek. Ancak sosyal güvenlik
açığının ulusal gelire oranını 2005 yılında yüzde 4.1’e, 2006 ve 2007
yıllarında da yüzde 4’e indirilmesi öngörülüyor. Tarımsal desteklemelere,
2006 yılında yüzde 26.6 oranında artışla 4.8 milyar YTL, 2007 yılında
yüzde 20.9 oranında artışla 5.8 milyar YTL ayrılması öngörülüyor.
Yatırımlara 2006 yılında yüzde 16 artışla 10.6 milyar YTL, 2007 yılında
yüzde 14 artışla 12 milyar YTL ayrılacak. Ancak, yatırımların ulusal
gelir içindeki payının 2005 yılında yüzde 1.9’a, 2006 yılında yüzde
2’ye, 2007 yılında ise yüzde 2.1’e çıkarılması hedefleniyor.
FAİZ DIŞI FAZLAYA DEVAM
Kamu sektörü faiz dışı fazla oranının 2006 ve 2007 yılında da ulusal
gelirin yüzde 6.5 düzeyinde olmasını öngören IMF, buna göre 2006 yılında
34.5 milyar YTL, 2007 yılında da 37.5 milyar YTL’lik faiz dışı fazla
bekliyor.
Merkezi hükümetin faiz dışı fazla kaleminin ise gelecek yıl da ulusal
gelirin yüzde 5’i düzeyinde olmasını, 2007 yılında ise yüzde 5.1
olmasını öngörülüyor.
Diğer kamu sektörü için faiz dışı fazlanın 2006 yılında ulusal gelirin
yüzde 1.5’I düzeyinde 7.8 milyar YTL, 2007 yılında da ulusal gelirin
yüzde 1.4’ü düzeyinde 8 milyar YTL olması planlanıyor. Diğer kamu
sektörü kapsamında en büyük faizdışı fazlanın 2006 ve 2007 yılında 5.2
milyar YTL ile KİT’lerden elde edilmesi isteniyor. İşsizlik sigortası
fonundan da 2006’da 2.2 milyar YTL, 2007 yılında 2.3 milyar YTL faiz
dışı fazla hesabı yapılıyor. |
|
Avrupa basını:
Schröder kaybetti, Türkiye'nin yolu tıkandı |
Almanya'da Schröder'in
sosyal demokratların 39 yıllık kalesi Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde
seçimi kaybetmesi ve erken seçim istemesi Avrupa gazetelerinde geniş yer
buldu. İngiliz Daily Telegraph, Almanya seçimlerinin Türkiye'ye
yansımalarını ele aldığı haberinde sonucun Türkiye'nin AB üyeliğini
tehlikeye soktuğunu yazdı.
Daily Telegraph gazetesinin ekonomi sayfalarındaki haberde Almanya
seçimlerinin Türkiye'de piyasalara yansıması aktarılıyor. Almanya'daki
sonuçların, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini tehlikeye soktuğunu
savunan gazete haberini şöyle sürdürüyor.
"Seçim sonuçlarının ardından İstanbul Menkul Kıymetler Borsası yüzde 4,6
oranında düştü. Türkiye, son dönemde yaptığı reformlarla yatırımcılar
için önemli bir pazar haline geldi.
Ancak piyasalar, Türkiye'nin üyeliğine destek veren Sosyal
Demokratlar'ın aldığı yenilginin, Avrupa Birliği'yle Ekim ayındaki
üyelik görüşmelerine darbe vuracağını öngörüyor.
Muhalefetteki Hıristiyan Demokratlar'ın iktidara yaklaşıyor olmaları,
siyasî manzarayı tamamen değiştirdi. Unutulmamalı ki, parti lideri
Angela Merkel Türkiye'nin üyeliğine karşı ve "imtiyazlı ortaklıktan"
daha fazlasına gerek olmadığını savunuyor."
Financial Times: Ankara 'tam üyelikten daha azı'yla karşılaşabilir
Financial Times Almanya'daki seçimlerle ilgili, Türkiye'nin, sandıktan
çıkan sonucun Avrupa Birliği sürecine zarar verebileceğini düşündüğünü
yazıyor ve Eylül ayında yapılacak erken seçimler için Hıristiyan
Demokratlar'ın Türkiye'nin üyeliğine karşı bir kampanya
düzenleyeceklerini belirtiyor.
Gazete, bazı yorumcuların, bu sonuçların ardından Ankara hükümetinin,
"tam üyelikten daha azıyla" yetinmek zorunda kalabileceğini düşündüğünü
de ifade ediyor. Financial Times bugünkü başyazısını da Almanya
seçimlerine ayırmış. "Schröder bir seçim kumarı oynadı" başlıklı yazıda
gazete Başbakan'ın açıkladığı erken seçim planlarıyla aylar sürebilecek
bir belirsizlik döneminin atlatıldığını belirtiyor. Yapılacak bir erken
seçimin, Schröder'e partisi içinde kontrolü elinde tutma olanağı
vereceğini savunan gazete yorumunu şöyle sürdürüyor. "Elbette tüm bu
hesaplar Almanya Cumhurbaşkanı Hörst Köhler'in bu planları
desteklemesine ve Schröder'in parlamentodan "güven oyu alamamak" için
bir oylamaya gitmesine izin vermesine bağlı.
Hıristiyan Demokratlar'ın adayı olarak Cumhurbaşkanı seçilen Köhler'in
erken seçime destek vermesi çok olası. Ancak sorun, bu seçimin ülkeyi
içine düştüğü sorunlardan kurtarıp kurtaramayacağı.
Bunun yanıtı çok kesin değil. Ama Eylül ayında yapılacak erken seçimi
Hıristiyan Demokratlar'ın kazanması en azından hem Almanya'yı hem de
Avrupa'nın geri kalanını 12 aylık bir 'bilinmezlikten' kurtaracak."
Le Figaro: Türkiye için iyi bir kehanet değil
Fransa’nın önde gelen gazetelerinden Le Figaro da "AB-Türkiye
müzakereleri tehlikede" başlığını kullandı. Alman Başbakanı Gerhard
Schröder’in seçim yenilgisinin Erdoğan hükümeti için de bir yenilgi
olduğunu öne süren gazete, Almanya’da erken seçimlerin 3 Ekim’den önce
18 Eylül’de yapılacağı açıklanmasının Türkiye için iyi bir "kehanet"
olmadığını savundu. Hristiyan demokratların seçimi kazanması halinde
müzakerelerin ertelenmesi için AB’ye baskı yapabileceklerini belirten Le
Figaro, Fransa’daki Türkiye karşıtlığına dikkat çekerek Angela Merkel’in
"imtiyazlı ortaklık" talebinde bulunmasının Fransa’da iktidardaki UMP
Başkanı Nicolas Sarkozy’nin girişimiyle olduğunu yazdı. Aralık
Zirvesi’nde "imtiyazlı ortaklık" önerisinin Fransa Cumhurbaşkanı Jacques
Chirac ve Schröder tarafından reddedildiğine dikkat çeken gazete, Alman
seçimlerinde sosyal demokratların yenilgiye uğraması halinde Ankara’nın
adaylığının her zamankinden "kırılgan" olacağını savundu. |
|